Kelimeler arşivi içinde; başında "alça" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. alça ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu alça ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALÇAKLAŞABİLMEK
ALÇAKLAŞTIRMAK, ALÇAKLAŞABİLME
ALÇALTABİLMEK, ALÇAKLAŞTIRMA, ALÇALTIVERMEK
ALÇALTABİLME, ALÇALABİLMEK, ALÇALTIVERME, ALÇALIVERMEK
ALÇALTILMAK, ALÇALIVERME, ALÇAĞRITMAK, ALÇALABİLME, ALÇAKLAŞMAK
ALÇALTILIŞ, ALÇAKLAŞMA, ALÇALTILMA, ALÇAKLAMAK, ALÇAĞIRMAK
ALÇALAMAK, ALÇAKDERE, ALÇALTMAK
ALÇATMAK, ALÇALTIŞ, ALÇALTMA, ALÇALMAK, ALÇAKLIK, ALÇAKBEL, ALÇAĞRAK
ALÇALMA, ALÇALTI, ALÇALIŞ, ALÇAKÇA, ALÇACIK, ALÇARAK
ALÇAK, ALÇAH
ALÇA
ALÇA
Alın. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. Erik. Kalıpları ayakkabıya uydurmak amacıyla kalıpların üzerine konulan meşin parçalar. (Aksaray Niğde) (alçı) : (Ankara).
ALÇALTABİLMEK
Alçaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALÇAKLAŞABİLMEK
Alçaklaşma eğilimi veya olasılığı bulunmak.
ALÇALTIVERME
Alçaltıvermek işi.
ALÇALIVERMEK
Beklenmedik bir anda ve kısa sürede alçalmak.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.
ALÇAĞRITMAK
Alçaltmak, hafifletmek.
ALÇALIVERME
Alçalıvermek işi.
ALÇALTABİLME
Alçaltabilmek işi.
ALÇALABİLMEK
Alçalma eğilimi veya olasılığı bulunmak.
ALÇAKLAŞTIRMA
Alçaklaştırmak işi.
ALÇALTIVERMEK
Çabucak alçaltmak.
ALÇAKLAŞMAK
Alçak duruma gelmek.
ALÇALABİLME
Alçalabilmek işi.
ALÇAKLAŞABİLME
Alçaklaşabilmek işi.
ALÇALTILMAK
Alçak duruma getirilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
ALÇALTMA
Alçaltmak işi.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ALÇARAK
Az alçak.
ALÇAKÇA
Oldukça alçak. (alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
ALÇALMAK
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.
ALÇACIK
Çok alçak.
BAHRİ
Denizle ilgili. Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus).
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ALÇALIŞ
Alçalma işi.
BASIK
Basılmış, yassılaşmış. Çok yüksek olmayan, alçak. Kısık.
BASEN
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü. Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.
ALÇALTIŞ
Alçaltma işi.
AŞAĞI
Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.
ALÇALTMAK
Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
ALÇAKLAŞMA
Alçaklaşmak durumu.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.