Kelimeler arşivi içinde; başında "akı" olan, toplam 108 adet kelime bulunmaktadır. akı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu akı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AKILSALLAŞTIRMAK, AKIŞKANLAŞTIRMAK
AKILSALLAŞTIRMA, AKIMMIKNATISLIK, AKIŞKANLAŞTIRMA
AKILLANDIRMAK, AKILSIZCASINA, AKIŞKANLAŞMAK
AKILLANDIRMA, AKILLICASINA, AKILLILAŞMAK, AKINTISIZLIK, AKIŞKANLAŞMA, AKIŞKANSILIK
AKILLILAŞMA, AKINTIÖLÇER, AKITABİLMEK, AKITIVERMEK
AKILLANMAK, AKILSIZLIK, AKIMSAKLAR, AKIMTOPLAR, AKINKAYASI, AKIŞKANLIK, AKIŞMAZLIK, AKITABİLME, AKITIVERME
AKILALMAZ, AKILCILIK, AKILLANMA, AKILLILIK, AKILSIZCA, AKIMÖLÇER, AKINCIBAY, AKINCILAR, AKINCILIK, AKINDIRIK, AKINTISIZ, AKIRBALIK, AKIRCINLI, AKIRHERGİ, AKIŞBİLİM, AKIŞKANSI, AKIŞMASIZ, AKIŞÖLÇER, AKITMACIK, AKITMATOR, AKIVERMEK
AKICILIK, AKILLICA, AKINOĞLU, AKINTILI, AKINYOLU, AKIÖLÇER, AKIRAZGI, AKIRTMAÇ, AKIŞMALI, AKITMALI, AKIVERME
AKILLIM, AKILSAL, AKILSIZ, AKINALP, AKINCAK, AKINERİ, AKINGAN, AKINMAK, AKINTAN, AKIPRIK, AKIRABA, AKIRDAK, AKIRGAN, AKIŞKAN, AKIŞMAK, AKIŞMAZ, AKIŞSIZ, AKITMAÇ, AKITMAK
AKIBET, AKILCI, AKILLI, AKIMAN, AKIMCI, AKIMLI, AKINAL, AKINCI, AKINER, AKINTI, AKIRAP, AKIRAZ, AKIRBA, AKISGA, AKIŞKI, AKIŞLI, AKIŞMA, AKIŞTA, AKITAÇ, AKITIŞ, AKITMA
AKICI
AKIL, AKIM, AKIN, AKIR, AKIS, AKIŞ, AKIT
AKI
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
AKILLANDIRMA
Akıllandırmak işi.
AKIŞKANLAŞTIRMA
Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.
AKILLANDIRMAK
Aklını kullanmasını sağlamak, aklını başına getirmek.
AKILSIZCASINA
Akılsızca.
AKINTISIZLIK
Akıntısız olma durumu.
AKILLILAŞMAK
Akıllı duruma gelmek.
AKILLICASINA
Akıllıca.
AKIMMIKNATISLIK
Elektrik akımlarının mıknatıssal özelliklerini ve uygulamalarını inceleyen doğabilim dalı.
AKILLILAŞMA
Akıllılaşmak durumu.
AKIŞKANLAŞMA
Akışkanlaşmak durumu.
AKIŞKANLAŞMAK
Akışkan duruma gelmek.
AKILSALLAŞTIRMA
Akılsallaştırmak işi. Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması.
AKILSALLAŞTIRMAK
Bir şeyi akılsal duruma getirmek.
AKIŞKANSILIK
Akışkanların, kendi içlerindeki bağıl devinime gösterdikleri direnme özelliği.
AKIŞKANLAŞTIRMAK
Akışkan duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.