Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ahd" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ahd ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ahd olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ahd olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AHD
Söz. Nikâh - ahd etmek. sözleşmek, anlaşmak; önceden bir söz üzerine yemin etmek. nikahlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHDANA
Evin zemin katındaki temel üstü duvarı: Evin ahdanası yıkıldı. Taş duvar.
ODACILIK
Odacı olma durumu, hademelik, hizmetlilik, müstahdemlik.
ÇEVRELEMEK
İçine almak. Bir konunun sınırlarını çizmek, tahdit etmek. Kuşatmak, sarmak, ihata etmek.
KISITLAMAK
Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek. Sınırlamak, daraltmak. Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak.
ÇEVRELENMEK
Kuşatılmak, sınır içine alınmak, tahdit edilmek. Örtülmüş.
AHDIMAN
Kuvvetli istek: Şu maden işinde ahdımanım kaldı. Öç.
İNCİL
Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap, Ahd-i Cedit.
EHDETMEK
Arapça kökenli ahd: ahdetmek; aklına koymak; yerine getirmek.
BEKLİK
Ocağa atılan ve uzun müddet yanan ana kütük. Peklik, kabızlık. Nişanda söz kesiminden sonra yapılan merasim. Katılık, sertlik. Söz kesilen kıza takılan takı: Gelinlimize beklik dahdıh. Kuvvet, metanet, salâbet.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
ABDAZ
Abdest, karşılığı abdez, ahdes, avdaz.
SAYILI
Herhangi bir sayısı olan. Az görülen, önemli, mahdut. Sayısı belli olan, sayılmış olan.
AHDARMAH
Devşirmek, toplamak. Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Çağırmak: Ahmedi ahdar, buraya gelsin. Tarlayı ilk defa sürmek. Tarlayı ikinci veya üçüncü defa sürmek. Baştan sona okumak, hatim etmek.
DESBAHA
Hemen, birdenbire: Hasan Osman'a ağız burun elledi, Osman desbaha gahdı getti.
TEVRAT
Hz. Musa'ya indirilen ve Tanrı buyruklarını kapsayan, Musevilerin din kitabı, Ahd-i Atik.
AHDIRIK
Denge durumu bozuk, eğik: Yüklü eşekleri ahdırıklı ahdırıklı ine getirdim.
AHDETME
Ahdetmek işi.
ODACI
Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem.
AHDE
Bosuboşuna, yok yere: Ahde çalıştığın ne oldu ya?.
ALUSTAH
Tavan: Alustahdaki örümcekleri alıverin.