Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vet" olan, toplam 72 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KİLOGRAMKUVVET
GRAMKUVVET
KAYABÜVET
GÖKBÜVET, FÜTÜVVET, NÜBÜVVET, MÜRÜVVET
PİNEVET, ŞEKAVET, TARAVET, TİLAVET, UHUVVET, SEHAVET, ZEKAVET, GEDAVET, GEDEVET, GEREVET, GİREVET, KİREVET, KEDAVET, SAHAVET, KASAVET, HALAVET, KEREVET, GABAVET, REHAVET
HELVET, TEJVET, GURVET, MEVVET, FORVET, KIRVET, GEYVET, KERVET, GESVET, VELVET, HALVET, KELVET, ADAVET, KASVET, SELVET, ŞERVET, KORVET, KUVVET, RÜŞVET, ŞEHVET, SERVET, SATVET
NEVET, SEVET, ŞEVET, KUVET, ŞİVET, ESVET, DEVET, BÜVET, DAVET, KÜVET, BİVET, BUVET, İZVET, DOVET, DÜVET, ECVET, GÖVET, GUVET, GÜVET
ÖVET, AVET, EVET, İVET
VET
VET
Gerek: Vetsiz adam.
ZEKAVET
Çabuk anlama ve kavrama, zeyreklik. Zekâ, zekilik.
GÖKBÜVET
Adana kenti, Yakapınar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KİLOGRAMKUVVET
Kilogramağırlık.
TARAVET
Tazelik.
FÜTÜVVET
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
SEHAVET
Arapça kökenli sahâvet: sahavet; yiğitlik.
GEDAVET
Batıdan esen rüzgâr.
NÜBÜVVET
Peygamberlik.
ŞEKAVET
Haydutluk.
KAYABÜVET
Çorum ili, Alaca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
PİNEVET
Mayalanmış ekmek hamurunu fırına götürmek için kullanılan sekiz, on gözlü, uzun ekmek tahtası.
UHUVVET
Kardeşlik.
TİLAVET
Kur'an'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma.
MÜRÜVVET
Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç. Yiğitlik, mertlik. Cömertlik.
GRAMKUVVET
Bir gram kütleye 45° enlemindeki deniz yüzeyinde yerin uyguladığı kuvvet, gramağırlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde VET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ARPA
Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare). Rüşvet. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
BAYTAR
Veteriner hekim.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
BAYTARLIK
Veterinerlik.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
BATIRMAK
Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Kirletmek. Yitirmek. Mahvetmek. Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
BELİ
Evet.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
BAHRİYELİ
Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.
BABAYİĞİT
Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse). Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
BİLEK
Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm. Güç, kuvvet.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
ARMATÜR
Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.