Sonu VEZ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vez" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vez ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında vez olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ÇATALÜVEZ

7 harfli kelimeler

GANEVEZ, İLKÜVEZ

6 harfli kelimeler

GEVVEZ, KÖLVEZ

5 harfli kelimeler

GÜVEZ, CİVEZ, GEVEZ, GÖVEZ, YÜVEZ

4 harfli kelimeler

ÜVEZ, EVEZ, İVEZ, OVEZ, ÖVEZ

3 harfli kelimeler

VEZ

Bazı kelimelerin anlamları

VEZ

Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.

ÜVEZ

Gülgillerden, orta boylu bir ağaç (Pirus sorbus). Sivrisineğe benzer bir böcek. Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi.

CİVEZ

Çok ince.

GEVEZ

Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.

ÇATALÜVEZ

Sakarya şehrinde, Karasu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

İVEZ

Bir çeşit sivrisinek. İnce sesli (kadın ya da erkek için). Bir çeşit ufak elma. Sivrisineğe benzer bir sinek: üvez.

ÖVEZ

Ağır kanlı, uyuşuk kişi. Solgun, üzgün yüzlü kişi. Atsineği. Küçük sinek. Sivrisinek. Hayvanlara dadanan sinek, büvelek. Kene. Koyun ve keçilere dadanan bir çeşit sinek, küçük kene.

OVEZ

Üvez ağacı ve meyvesi.

YÜVEZ

Bir tatarcık türü.

EVEZ

Karşılık, bedel: Borcunun evezine buğday verdi. Yerine anlamında kullanılır: Senin evezine çalışdım.

GÖVEZ

Gülgillerden muşmulaya benzeyen bir çeşit yemiş, üvez. Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Gururlu, mağrur kimse.

GEVVEZ

Emir eri.

KÖLVEZ

Köpek.

GÜVEZ

Mora çalan kırmızı renk. Bu renkte olan.

GANEVEZ

Gazyağı konulan teneke: Suyu ganeveze dök.

İLKÜVEZ

Ordu şehrinde, Çaybaşı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında VEZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

GEVEZELENME

Gevezelenmek işi, zevzeklenme.

DEVLETLİ

Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.

BOŞBOĞAZ

Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.

GEVEZELİK

Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.

FERZ

Satranç oyununda vezir.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

BUYRULTU

Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.

ÇAÇARON

Geveze.

GEVEZELENMEK

Gevezelik etmek, zevzeklenmek.

DIRDIRCI

Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).

ATAK

Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.

HARÇ

Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.

ÇALÇENE

Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.

ARUZ

Aruz vezni.

ÇENÇEN

Geveze.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

KALAFAT

Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.

DAĞITICI

Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.