İçinde VEZ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "vez" olan, toplam 94 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vez bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu vez ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vez olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

VEZİKÜLOVİRÜSLER, VEZİKÜLOTİMPANİK, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR, VEZİKÜLOKAVERNÖZ

15 harfli kelimeler

VEZİKÜLOPAPÜLAR

13 harfli kelimeler

KEREVEZLENMEK

12 harfli kelimeler

VEZİKÜLLEŞME, VEZİRPARMAĞI, VEZİRSALKIMI, VEZİKÜLİFORM, VEZİKÜLASYON, VEZİKOKLİZİS, GEVEZELENMEK, MİKROVEZİKÜL

11 harfli kelimeler

GEVEZELENME, BAŞVEZİRLİK, VEZİKÜLARİS, VEZNEDARLIK

10 harfli kelimeler

VEZİLDEMEK, VEZNECİLİK, VEZİRKÖPRÜ, VEZİRİAZAM, VEZİLLEMEK, VEZİRALANI, MÜVEZZİLİK

9 harfli kelimeler

VEZİLEMEK, ÜVEZLEMEK, VEZAMİKOL, MÜCEVVEZE, GEVEZELİK, VEZGELDEK, VEZİKALİS, VEZİKÜLER, VEZİROĞLU, ÇATALÜVEZ, CENİKVEZİ

8 harfli kelimeler

VEZLEMÜK, VEZİKÜLA, VEZNELİK, VEZLEMEK, VEZİRKÖY, VEZDEMEK, PÜVEZLİK, VEZİRHAN, ÜVEZDERE, ÜVEZBELİ, BAŞVEZİR, VEZNEDAR, VEZİRLİK, VEZİNSİZ

7 harfli kelimeler

NEVEZİK, GANEVEZ, VEZNECİ, VEZİLTİ, VEZİNLİ, VEZİRLİ, VEZİKÜL, VEZARET, VEZİYET, İLKÜVEZ, MÜVEZZİ

6 harfli kelimeler

GÖVEZİ, GEVEZE, GEVVEZ, VEZLEK, VEZNOÇ, VEZİKA, VEZİFE, ÜVEZLİ, KÖLVEZ, GÜVEZİ, VEZEYH

5 harfli kelimeler

VEZEK, YÜVEZ, ÖVEZİ, GÜVEZ, ÖVEZE, ÜVEZE, VEZİN, VEZİR, VEZNE, VEZİL, İVEZE, CİVEZ, GEVEZ, GÖVEZ

4 harfli kelimeler

VEZE, VEZİ, OVEZ, ÖVEZ, ÜVEZ, EVEZ, İVEZ

3 harfli kelimeler

VEZ

Bazı kelimelerin anlamları

VEZ

Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.

VEZİKÜLLEŞME

Vezikül oluşumu.

VEZİKÜLOPAPÜLAR

Vezikül ve papüllerle belirgin değişiklik.

VEZİKÜLOKAVERNÖZ

Hem veziküllü hem de kavernöz olan.

VEZİKÜLOTİMPANİK

Hem veziküllü hem de timpanik olan.

VEZİKÜLİFORM

Vezikül biçiminde olan.

VEZİRSALKIMI

Akasya.

VEZİKÜLASYON

Vezikül oluşumu, kabarcıklanma.

MİKROVEZİKÜL

Mikroskobik olarak saptanabilen, seröz sıvı içeren kese.

VEZİRPARMAĞI

Bir tür hamur tatlısı.

VEZİKOKLİZİS

İdrar torbasına sıvı sokulması.

VEZİKÜLOVİRÜSLER

Rhabdoviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi.

GEVEZELENME

Gevezelenmek işi, zevzeklenme.

KEREVEZLENMEK

Üstünlüğünü göstermek, kendini beğendirmek: Horoz tavuğa kerevezlendi.

VEZİKÜLOPÜSTÜLAR

Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.

GEVEZELENMEK

Gevezelik etmek, zevzeklenmek.

  -   -   -  

Anlamında VEZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇALÇENE

Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

ATAK

Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.

BOŞBOĞAZ

Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.

BUYRULTU

Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.

ÇENÇEN

Geveze.

DAĞITICI

Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.

GEVEZELİK

Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

KALLAVİ

Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk. Çok iri, kocaman.

DIRDIRCI

Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).

ARUZ

Aruz vezni.

ÇAÇARON

Geveze.

FERZ

Satranç oyununda vezir.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

KALAFAT

Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

DEVLETLİ

Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.

KASACI

Veznedar, vezneci. Kasa yapan veya satan kimse.

HARÇ

Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.