Kelimeler arşivinde; içinde "vez" olan, toplam 94 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vez bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vez ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vez olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VEZİKÜLOVİRÜSLER, VEZİKÜLOTİMPANİK, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR, VEZİKÜLOKAVERNÖZ
VEZİKÜLOPAPÜLAR
KEREVEZLENMEK
VEZİKÜLLEŞME, VEZİRPARMAĞI, VEZİRSALKIMI, VEZİKÜLİFORM, VEZİKÜLASYON, VEZİKOKLİZİS, GEVEZELENMEK, MİKROVEZİKÜL
GEVEZELENME, BAŞVEZİRLİK, VEZİKÜLARİS, VEZNEDARLIK
VEZİLDEMEK, VEZNECİLİK, VEZİRKÖPRÜ, VEZİRİAZAM, VEZİLLEMEK, VEZİRALANI, MÜVEZZİLİK
VEZİLEMEK, ÜVEZLEMEK, VEZAMİKOL, MÜCEVVEZE, GEVEZELİK, VEZGELDEK, VEZİKALİS, VEZİKÜLER, VEZİROĞLU, ÇATALÜVEZ, CENİKVEZİ
VEZLEMÜK, VEZİKÜLA, VEZNELİK, VEZLEMEK, VEZİRKÖY, VEZDEMEK, PÜVEZLİK, VEZİRHAN, ÜVEZDERE, ÜVEZBELİ, BAŞVEZİR, VEZNEDAR, VEZİRLİK, VEZİNSİZ
NEVEZİK, GANEVEZ, VEZNECİ, VEZİLTİ, VEZİNLİ, VEZİRLİ, VEZİKÜL, VEZARET, VEZİYET, İLKÜVEZ, MÜVEZZİ
GÖVEZİ, GEVEZE, GEVVEZ, VEZLEK, VEZNOÇ, VEZİKA, VEZİFE, ÜVEZLİ, KÖLVEZ, GÜVEZİ, VEZEYH
VEZEK, YÜVEZ, ÖVEZİ, GÜVEZ, ÖVEZE, ÜVEZE, VEZİN, VEZİR, VEZNE, VEZİL, İVEZE, CİVEZ, GEVEZ, GÖVEZ
VEZE, VEZİ, OVEZ, ÖVEZ, ÜVEZ, EVEZ, İVEZ
VEZ
VEZ
Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.
VEZİKÜLLEŞME
Vezikül oluşumu.
VEZİKÜLOPAPÜLAR
Vezikül ve papüllerle belirgin değişiklik.
VEZİKÜLOKAVERNÖZ
Hem veziküllü hem de kavernöz olan.
VEZİKÜLOTİMPANİK
Hem veziküllü hem de timpanik olan.
VEZİKÜLİFORM
Vezikül biçiminde olan.
VEZİRSALKIMI
Akasya.
VEZİKÜLASYON
Vezikül oluşumu, kabarcıklanma.
MİKROVEZİKÜL
Mikroskobik olarak saptanabilen, seröz sıvı içeren kese.
VEZİRPARMAĞI
Bir tür hamur tatlısı.
VEZİKOKLİZİS
İdrar torbasına sıvı sokulması.
VEZİKÜLOVİRÜSLER
Rhabdoviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi.
GEVEZELENME
Gevezelenmek işi, zevzeklenme.
KEREVEZLENMEK
Üstünlüğünü göstermek, kendini beğendirmek: Horoz tavuğa kerevezlendi.
VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.
GEVEZELENMEK
Gevezelik etmek, zevzeklenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
BUYRULTU
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.
ÇENÇEN
Geveze.
DAĞITICI
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.
GEVEZELİK
Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
KALLAVİ
Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk. Çok iri, kocaman.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).
ARUZ
Aruz vezni.
ÇAÇARON
Geveze.
FERZ
Satranç oyununda vezir.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
DEVLETLİ
Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.
KASACI
Veznedar, vezneci. Kasa yapan veya satan kimse.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.