Kelimeler arşivi içinde; başında "vez" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. vez ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu vez ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VEZİKÜLOKAVERNÖZ, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR, VEZİKÜLOTİMPANİK, VEZİKÜLOVİRÜSLER
VEZİKÜLOPAPÜLAR
VEZİRSALKIMI, VEZİRPARMAĞI, VEZİKÜLLEŞME, VEZİKÜLİFORM, VEZİKÜLASYON, VEZİKOKLİZİS
VEZNEDARLIK, VEZİKÜLARİS
VEZİLDEMEK, VEZİLLEMEK, VEZİRALANI, VEZİRİAZAM, VEZİRKÖPRÜ, VEZNECİLİK
VEZİLEMEK, VEZİROĞLU, VEZAMİKOL, VEZİKÜLER, VEZİKALİS, VEZGELDEK
VEZİKÜLA, VEZNELİK, VEZNEDAR, VEZLEMÜK, VEZLEMEK, VEZDEMEK, VEZİRLİK, VEZİRKÖY, VEZİRHAN, VEZİNSİZ
VEZİKÜL, VEZARET, VEZİNLİ, VEZİRLİ, VEZNECİ, VEZİLTİ, VEZİYET
VEZNOÇ, VEZİKA, VEZİFE, VEZLEK, VEZEYH
VEZEK, VEZNE, VEZİN, VEZİL, VEZİR
VEZE, VEZİ
VEZ
VEZ
Salkım biçiminde, zeytin büyüklüğünde, buruk ve tatlı, kara renkli bir yemiş.
VEZİKÜLOPAPÜLAR
Vezikül ve papüllerle belirgin değişiklik.
VEZİKÜLLEŞME
Vezikül oluşumu.
VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.
VEZİKÜLARİS
Keseciğe ait olan.
VEZİKÜLOVİRÜSLER
Rhabdoviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi.
VEZİRPARMAĞI
Bir tür hamur tatlısı.
VEZİKOKLİZİS
İdrar torbasına sıvı sokulması.
VEZİLDEMEK
Bağırmak, melemek.
VEZİKÜLOKAVERNÖZ
Hem veziküllü hem de kavernöz olan.
VEZİRSALKIMI
Akasya.
VEZİKÜLASYON
Vezikül oluşumu, kabarcıklanma.
VEZNEDARLIK
Veznedarın görevi. Banka vb. kurum ve kuruluşlarda veznenin bulunduğu yer.
VEZİLLEMEK
Hastalıktan, acıdan inlemek.
VEZİKÜLOTİMPANİK
Hem veziküllü hem de timpanik olan.
VEZİKÜLİFORM
Vezikül biçiminde olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde VEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FERZ
Satranç oyununda vezir.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
GEVEZELİK
Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.
ÇAÇARON
Geveze.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
GEVEZELENMEK
Gevezelik etmek, zevzeklenmek.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).
ARUZ
Aruz vezni.
ÇENÇEN
Geveze.
DAĞITICI
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
GEVEZELENME
Gevezelenmek işi, zevzeklenme.
BUYRULTU
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.
DEVLETLİ
Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.