Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şu" olan, toplam 68 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SICANCIKKUŞU, KARANLIKKUŞU
KARINCAKUŞU, MUSTAFAKUŞU
YAPRAKKUŞU, DEVLETKUŞU, SANDALKUŞU, CENNETKUŞU
GÜVÜLKUŞU, KAĞITKUŞU, HAMSIKUŞU, HAMSİKUŞU, MAĞSAKUŞU, MAVUKKUŞU, MURATKUŞU, VİRANGUŞU, YABANGUŞU, YAYIHKUŞU, YERDURUŞU, ÇAVUŞKUŞU
DEVEĞUŞU, ÇALIKUŞU, KAYAKUŞU, KAPKARŞU, İYİKOMŞU, HACIKUŞU, GULUGUŞU, GECEKUŞU, GECEGUŞU
YELGUŞU, KUŞKUŞU, KIZKUŞU, KIZGUŞU, KARKUŞU, ÇAYCOŞU, UĞUKUŞU, GÜLKUŞU
YAVAŞU, MAYOŞU, KONUŞU, SUKUŞU, EVKUŞU
HAPŞU, TURŞU, BAGŞU, TANŞU, KUMŞU, UKUŞU, KOMŞU, ULAŞU, ĞOMŞU, GARŞU, GOĞŞU, GONŞU, DUNŞU, ÇARŞU, KARŞU, KONŞU
HOŞU, DOŞU, KOŞU, GOŞU, POŞU, HUŞU, KUŞU, PUŞU
UŞU
ŞU
ŞU
1. Engin. Şu (işaret sıfat ve zamiri).
MUSTAFAKUŞU
Çalıkuşu.
KARINCAKUŞU
Karıncayiyen.
KAĞITKUŞU
Uçurtma.
MURATKUŞU
Baykuş.
KARANLIKKUŞU
Yarasa.
SANDALKUŞU
Sarıasma da denilen bir çeşit kuş.
SICANCIKKUŞU
Tarlasıçanı yiyen bir çeşit kuş.
HAMSIKUŞU
Hamsi, mısır unu ve sebze karıştırılarak yapılan bir çeşit ekmek. Martı.
MAVUKKUŞU
Baykuş.
YAPRAKKUŞU
Keklik.
MAĞSAKUŞU
Geç uyuyan yaşlılara verilen ad.
DEVLETKUŞU
Diyarbakır şehri, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GÜVÜLKUŞU
İpekböceği.
HAMSİKUŞU
Baharat, un ve yumurtaya bulanarak yapılmış olan hamsi tavası.
CENNETKUŞU
Bir takımyıldızın adı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ALBATROS
Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ANGUDİ
Angut kuşunun rengi. Bu renkte olan.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
ANAOKULU
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
AGAMİ
Borazan kuşu.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.