Kelimeler arşivi içinde; başında "şu" olan, toplam 135 adet kelime bulunmaktadır. şu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞUURLANDIRABİLMEK, ŞUURSUZLAŞABİLMEK
ŞUURLANDIRABİLME, ŞUURSUZLAŞABİLME
ŞUURLANDIRILMAK
ŞUURLANABİLMEK, ŞUURLANDIRILMA
ŞUURLANABİLME, ŞUURLANDIRMAK, ŞUURSUZLAŞMAK
ŞUURLANDIRIŞ, ŞUURLANDIRMA, ŞUURSUZLAŞMA
ŞUAYİPŞEHRİ, ŞUPHELANMAK
ŞULALLAMAK, ŞULANLAMAK, ŞULARLAMAH, ŞULARLAMAK, ŞUNCULAYIN, ŞURALLAMAK, ŞURARLAMAK, ŞURULDAMAĞ, ŞUULLANMAK, ŞUURLANMAK, ŞUURSUZLUK
ŞUBEDABAZ, ŞUBEDEBAZ, ŞUGADACIK, ŞULALAMAK, ŞUNCAĞAZA, ŞURACIKTA, ŞUURLANIŞ, ŞUURLANMA, ŞUURLULUK, ŞUURSUZCA
ŞULİKDEM, ŞUMLAMAK, ŞUNCACIK, ŞUNCACUH, ŞUNCAĞIZ, ŞUNCIVAZ, ŞUNCUVAZ, ŞURLAMAK, ŞURULLAH, ŞUŞLAMAK, ŞUTLAMAK, ŞUURALTI, ŞUVATTAK
ŞUAYPLİ, ŞUGALEN, ŞUĞUMAK, ŞUNCASI, ŞUNEDİR, ŞUNEDÜR, ŞURACIK, ŞURATAN, ŞURUTUN, ŞUTLAMA, ŞUURSUZ
ŞUAYİP, ŞUBARA, ŞUBARE, ŞUDEKİ, ŞUHELA, ŞUHLUK, ŞUMATA, ŞUMBUL, ŞUNDAK, ŞUNKAR, ŞUNKUR, ŞUNLAR, ŞUPARA, ŞURADA, ŞURALI, ŞURASI, ŞURDAN, ŞURMAN, ŞUŞLAK, ŞUURLU, ŞUVARA, ŞUVATA
ŞUARA, ŞUAYP, ŞUBAT, ŞUDAN, ŞUFAN, ŞUFOR, ŞUGUL, ŞUĞUL, ŞUHUT, ŞUJUL, ŞUKGA, ŞUKKA, ŞULAL, ŞULAN, ŞULAR, ŞULEN, ŞULKE, ŞULUH, ŞULUM, ŞUMAL, ŞUMDİ, ŞUNCA, ŞUNDA, ŞUPKA, ŞURAL, ŞURDA, ŞURUD, ŞURUP, ŞURUT, ŞURYA, Devamını Oku »»
ŞUBA, ŞUBE, ŞUFA, ŞULE, ŞUMA, ŞURA, ŞURT, ŞURU, ŞUŞE, ŞUUL, ŞUUR
ŞUA, ŞUD, ŞUĞ, ŞUH, ŞUM, ŞUR, ŞUT
ŞU
ŞU
1. Engin. Şu (işaret sıfat ve zamiri).
ŞUURSUZLAŞABİLMEK
Bilinçsizleşebilmek.
ŞUAYİPŞEHRİ
Şanlıurfa şehri, Harran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ŞUURLANDIRABİLMEK
Bilinçlendirebilmek.
ŞUURSUZLAŞABİLME
Bilinçsizleşebilme.
ŞUURLANABİLME
Bilinçlenebilme.
ŞUURLANDIRMAK
Bilinçlendirmek.
ŞUPHELANMAK
Şüphelenmek.
ŞUURLANABİLMEK
Bilinçlenebilmek.
ŞUURLANDIRILMAK
Bilinçlendirilmek.
ŞUURLANDIRILMA
Bilinçlendirilmek.
ŞUURSUZLAŞMA
Bilinçsizleşme.
ŞUURLANDIRIŞ
Bilinçlendiriş.
ŞUURSUZLAŞMAK
Bilinçsizleşmek.
ŞUURLANDIRMA
Bilinçlendirme.
ŞUURLANDIRABİLME
Bilinçlendirebilme.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ANGUDİ
Angut kuşunun rengi. Bu renkte olan.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ALBATROS
Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
AGAMİ
Borazan kuşu.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ANAOKULU
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.