Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şet" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MEDARIMAİŞET
GERGEVŞET, SÜRMANŞET
DEYİŞET
ŞÜMŞET, DEHŞET, DEYŞET, VAHŞET, MANŞET, MAİŞET
POŞET, NEŞET, BİŞET, ERŞET, HEŞET, MUŞET, KUŞET
EŞET
ŞET
ŞET
Sıkarak bağlama, sıkma. Klasik Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz veya pes perdelerde çalma işi.
POŞET
Torba.
ERŞET
Doğru yolda olan kimse.
HEŞET
Bez dokurken dokuma arasına geçirilen iki kat bükülmüş kalın iplik. Hayvan sürüsü.
MEDARIMAİŞET
Geçimi sağlayacak koşul, iş.
MANŞET
Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılmış olan bölüm, kolluk. Voleybolda topa vuruş biçimi. Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık.
DEYŞET
Beste, makam. Şiir.
BİŞET
Bir şey.
NEŞET
Çıkma, ileri gelme.
SÜRMANŞET
Gazetelerin birinci sayfasındaki logonun üzerinde kullanılan başlık.
DEHŞET
Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı. Olağanüstü. Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz.
MAİŞET
Geçim, geçinme.
ŞÜMŞET
1.Şimşek. 2.Cilalı ve parlak.
VAHŞET
Yabani, vahşi olma durumu. Issızlık, yalnızlık. Korku, ürküntü.
GERGEVŞET
Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma.
DEYİŞET
Mâni, destan, ağıt, şiir, mısra, şarkı, türkü, gazel. Rivayet. Âdet. Atasözü. Tekerleme, fıkra. Şiir.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOŞALTMAK
Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
DEHHAŞ
Aşırı korku verici, dehşet saçıcı.
DÖŞETİLME
Döşetilmek işi.
KAŞANDIRMAK
Hayvanı durdurup işetmek.
KALAMAZO
Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter.
KAZIMAK
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.
GEÇİM
Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet. Anlaşma, uyum.
İŞETME
İşetmek işi.
DEHŞETLENMEK
Dehşete kapılmak.
KUŞETLİ
Kuşeti olan.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
KORKUNÇ
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş. Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren. Çok aşırı, pek çok, güçlü, şiddetli.
DÖŞETME
Döşetmek işi.
DEHŞETLENME
Dehşetlenmek işi.
KOLLUK
Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. Güvenliği sağlamakla görevli polis veya jandarma. İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit.
ACEMAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
KORKMAK
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak. Yapamamak, cesaret edememek. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak. Kaygı duymak, endişe etmek.
DÖŞETİLMEK
Döşetme işi yaptırılmak.
GEVŞETME
Gevşetmek işi.