Kelimeler arşivi içinde; başında "şey" olan, toplam 101 adet kelime bulunmaktadır. şey ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şey ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şey olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞEYTANNAMAZLIĞASI, ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ
ŞEYTANİŞİÇİVİSİ, ŞEYTANPATLICANI, ŞEYTANTAYYARESİ
ŞEYHÜLHAREMEYN, ŞEYHÜLİSLAMLIK, ŞEYLETİELLOZİS, ŞEYTANMİNARESİ, ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
ŞEYHNUSRETTİN, ŞEYTANARABASI, ŞEYTANKÜLLÜĞÜ, ŞEYTANTEKNESİ, ŞEYTANTIRNAĞI
ŞEYHDAVUTLAR, ŞEYTANCASINA, ŞEYTANDUVAĞI, ŞEYTANDÜĞÜNÜ, ŞEYTANGELİNİ, ŞEYTANİĞNESİ, ŞEYTANKELEĞİ, ŞEYTANKULAĞI, ŞEYTANMASASI, ŞEYTANVAPIRI
ŞEYHAHMETLİ, ŞEYHHÜSEYİN, ŞEYHMUSTAFA, ŞEYHULİSLAM, ŞEYHÜLİSLAM, ŞEYTANILAİN, ŞEYTANTERSİ
ŞEYHANDEDE, ŞEYHMAHMUT, ŞEYHÖMERLİ, ŞEYHTİMARI, ŞEYHVARMAZ, ŞEYHZELİHA, ŞEYTANIMSI, ŞEYTANPÜRÜ, ŞEYTANSAÇI
ŞEYHBARAK, ŞEYHÇAKIR, ŞEYHÇOBAN, ŞEYHDOĞAN, ŞEYHGÜVEN, ŞEYHHABİL, ŞEYHHALİL, ŞEYHHAMZA, ŞEYHHASAN, ŞEYHKOYUN, ŞEYHMURAT, ŞEYHRESUL, ŞEYHŞABAN, ŞEYHYAHŞİ, ŞEYHYAYLA, ŞEYHYUNUS, ŞEYHYUSUF, ŞEYTANATI, ŞEYTANLIK
ŞEYDAGÜL, ŞEYDANUR, ŞEYHBALİ, ŞEYHMUSA, ŞEYHOĞLU, ŞEYHÖMER, ŞEYHÖREN, ŞEYHSADİ, ŞEYHSAFİ, ŞEYHULAŞ, ŞEYHYENİ, ŞEYTANAK, ŞEYTANCA, ŞEYTANET, ŞEYTANSI
ŞEYHALİ, ŞEYHKÖY, ŞEYHLER, ŞEYHLİK, ŞEYŞANA, ŞEYTALİ, ŞEYTANE, ŞEYTANİ
ŞEYDAN, ŞEYHLİ, ŞEYİRT, ŞEYKAM, ŞEYLAN, ŞEYTAN, ŞEYYAT
ŞEYDA, ŞEYİK, ŞEYİR, ŞEYİT, ŞEYİZ, ŞEYKE, ŞEYLE, ŞEYMA, ŞEYSİ
ŞEYH
ŞEY
ŞEY
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.
ŞEYLETİELLOZİS
Cheyletiella cinsi akarların genellikle köpek, kedi ve tavşanlarda ara sıra insanlarda oluşturduğu, kaşıntılı deri yangısıyla belirgin enfestasyon.
ŞEYHNUSRETTİN
Tokat ili, Zile ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ŞEYTANKÜLLÜĞÜ
Oda içindeki ocaklarda kandil koymaya yarayan koltuk taşındaki çıkıntı.
ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ
Özellikle genç sürgünlerden özsu emen ve gelişme çağını tükürüğümsü bir salgı yığını içerisinde geçiren, sıçrayıcı eşkanatlılar familyası.
ŞEYTANTEKNESİ
Değirmenin üstündeki piramit biçiminde tahıl teknesi.
ŞEYTANNAMAZLIĞASI
Örümcek ve ağı.
ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.
ŞEYHÜLHAREMEYN
Hac yolcularının ve sürre alayının güvenle Hicaz'a gidip dönmelerini sağlamakla görevli olan Şam valilerinin sanı.
ŞEYHÜLİSLAMLIK
Şeyhülislam olma durumu. Şeyhülislamın makamı.
ŞEYTANMİNARESİ
Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı.
ŞEYTANİŞİÇİVİSİ
Bir yazma oyası türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).
ŞEYTANPATLICANI
Hatmi çiçeği.
ŞEYTANTIRNAĞI
Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma).
ŞEYTANARABASI
Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu.
ŞEYTANTAYYARESİ
Uçurtma.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
AĞILAMAK
Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIRLAŞTIRMAK
Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.