ŞEY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şey" olan, toplam 101 adet kelime bulunmaktadır. şey ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şey ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şey olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ŞEYTANNAMAZLIĞASI, ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ

15 harfli kelimeler

ŞEYTANİŞİÇİVİSİ, ŞEYTANPATLICANI, ŞEYTANTAYYARESİ

14 harfli kelimeler

ŞEYHÜLHAREMEYN, ŞEYHÜLİSLAMLIK, ŞEYLETİELLOZİS, ŞEYTANMİNARESİ, ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ

13 harfli kelimeler

ŞEYHNUSRETTİN, ŞEYTANARABASI, ŞEYTANKÜLLÜĞÜ, ŞEYTANTEKNESİ, ŞEYTANTIRNAĞI

12 harfli kelimeler

ŞEYHDAVUTLAR, ŞEYTANCASINA, ŞEYTANDUVAĞI, ŞEYTANDÜĞÜNÜ, ŞEYTANGELİNİ, ŞEYTANİĞNESİ, ŞEYTANKELEĞİ, ŞEYTANKULAĞI, ŞEYTANMASASI, ŞEYTANVAPIRI

11 harfli kelimeler

ŞEYHAHMETLİ, ŞEYHHÜSEYİN, ŞEYHMUSTAFA, ŞEYHULİSLAM, ŞEYHÜLİSLAM, ŞEYTANILAİN, ŞEYTANTERSİ

10 harfli kelimeler

ŞEYHANDEDE, ŞEYHMAHMUT, ŞEYHÖMERLİ, ŞEYHTİMARI, ŞEYHVARMAZ, ŞEYHZELİHA, ŞEYTANIMSI, ŞEYTANPÜRÜ, ŞEYTANSAÇI

9 harfli kelimeler

ŞEYHBARAK, ŞEYHÇAKIR, ŞEYHÇOBAN, ŞEYHDOĞAN, ŞEYHGÜVEN, ŞEYHHABİL, ŞEYHHALİL, ŞEYHHAMZA, ŞEYHHASAN, ŞEYHKOYUN, ŞEYHMURAT, ŞEYHRESUL, ŞEYHŞABAN, ŞEYHYAHŞİ, ŞEYHYAYLA, ŞEYHYUNUS, ŞEYHYUSUF, ŞEYTANATI, ŞEYTANLIK

8 harfli kelimeler

ŞEYDAGÜL, ŞEYDANUR, ŞEYHBALİ, ŞEYHMUSA, ŞEYHOĞLU, ŞEYHÖMER, ŞEYHÖREN, ŞEYHSADİ, ŞEYHSAFİ, ŞEYHULAŞ, ŞEYHYENİ, ŞEYTANAK, ŞEYTANCA, ŞEYTANET, ŞEYTANSI

7 harfli kelimeler

ŞEYHALİ, ŞEYHKÖY, ŞEYHLER, ŞEYHLİK, ŞEYŞANA, ŞEYTALİ, ŞEYTANE, ŞEYTANİ

6 harfli kelimeler

ŞEYDAN, ŞEYHLİ, ŞEYİRT, ŞEYKAM, ŞEYLAN, ŞEYTAN, ŞEYYAT

5 harfli kelimeler

ŞEYDA, ŞEYİK, ŞEYİR, ŞEYİT, ŞEYİZ, ŞEYKE, ŞEYLE, ŞEYMA, ŞEYSİ

4 harfli kelimeler

ŞEYH

3 harfli kelimeler

ŞEY

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEY

Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

ŞEYHNUSRETTİN

Tokat ili, Zile ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ŞEYTANMİNARESİ

Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı.

ŞEYTANPATLICANI

Hatmi çiçeği.

ŞEYTANTIRNAĞI

Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma).

ŞEYTANİŞİÇİVİSİ

Bir yazma oyası türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).

ŞEYTANARABASI

Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu.

ŞEYHÜLHAREMEYN

Hac yolcularının ve sürre alayının güvenle Hicaz'a gidip dönmelerini sağlamakla görevli olan Şam valilerinin sanı.

ŞEYTANTEKNESİ

Değirmenin üstündeki piramit biçiminde tahıl teknesi.

ŞEYTANTAYYARESİ

Uçurtma.

ŞEYTANNAMAZLIĞASI

Örümcek ve ağı.

ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ

Özellikle genç sürgünlerden özsu emen ve gelişme çağını tükürüğümsü bir salgı yığını içerisinde geçiren, sıçrayıcı eşkanatlılar familyası.

ŞEYHÜLİSLAMLIK

Şeyhülislam olma durumu. Şeyhülislamın makamı.

ŞEYTANKÜLLÜĞÜ

Oda içindeki ocaklarda kandil koymaya yarayan koltuk taşındaki çıkıntı.

ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ

Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.

ŞEYLETİELLOZİS

Cheyletiella cinsi akarların genellikle köpek, kedi ve tavşanlarda ara sıra insanlarda oluşturduğu, kaşıntılı deri yangısıyla belirgin enfestasyon.

  -   -   -  

Anlamında ŞEY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AFALLAŞTIRMAK

Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.

AĞIRLAŞTIRMAK

Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ADAK

Adanılan şey, nezir.

AFALLAŞMAK

Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.

ACUBE

Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AĞILAMAK

Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ADLANDIRMAK

Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ADALETSİZ

Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.