Kelimeler arşivinde; içinde "şey" olan, toplam 187 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şey bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şey ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şey olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞEYTANNAMAZLIĞASI, ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ, YUKARIHÜSEYİNŞEYH
ŞEYTANİŞİÇİVİSİ, ŞEYTANPATLICANI, ŞEYTANTAYYARESİ, YENİYAPANŞEYHLİ
ŞEYHÜLİSLAMLIK, ŞEYTANMİNARESİ, KARAKÖYŞEYHLER, KAŞIKÇIŞEYHLER, ŞEYHÜLHAREMEYN, ŞEYLETİELLOZİS, ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
ŞEYTANARABASI, ŞEYTANTIRNAĞI, GEVŞEYEBİLMEK, ŞEYHNUSRETTİN, ŞEYTANKÜLLÜĞÜ, ŞEYTANTEKNESİ, YENİCEŞEYHLER, YUKARIŞEYHLER
ŞEYTANİĞNESİ, ŞEYTANMASASI, DÖŞEYEBİLMEK, GEVŞEYEBİLME, HIDIRŞEYHLER, SAZAKŞEYHLER, ŞEYHDAVUTLAR, ŞEYTANCASINA, ŞEYTANDUVAĞI, ŞEYTANDÜĞÜNÜ, ŞEYTANGELİNİ, ŞEYTANKELEĞİ, ŞEYTANKULAĞI, ŞEYTANVAPIRI
ŞEYHÜLİSLAM, ŞEYTANILAİN, ŞEYTANTERSİ, DÖŞEYEBİLME, DÖŞEYİCİLİK, HÜSEYİNŞEYH, İBRAHİMŞEYH, İŞEYEBİLMEK, KARAŞEYHLER, KÖŞEYAPRAĞI, ÖMERŞEYHLER, ŞEYHAHMETLİ, ŞEYHHÜSEYİN, ŞEYHMUSTAFA, ŞEYHULİSLAM, YENİŞEYHLER
DÜŞEYAZMAK, ŞEYTANIMSI, ŞEYTANSAÇI, DÜŞEYÖLÇER, İŞEYEBİLME, KIRŞEYHLER, MUŞEYLEMEK, OVAŞEYHLER, ŞEYHANDEDE, ŞEYHMAHMUT, ŞEYHÖMERLİ, ŞEYHTİMARI, ŞEYHVARMAZ, ŞEYHZELİHA, ŞEYTANPÜRÜ
DÜŞEYAZMA, EŞEYLİLİK, ŞEYTANLIK, ALANŞEYHİ, ALİŞEYHLİ, AYDINŞEYH, BAHARŞEYH, ÇAKIRŞEYH, DİŞEYLETİ, GÖKÇEŞEYH, GUŞEYMEYİ, HAMZAŞEYH, HASANŞEYH, HIDIRŞEYH, KIRANŞEYH, KUŞEYMEĞİ, MEŞEYAYLA, ŞEYHBARAK, ŞEYHÇAKIR, ŞEYHÇOBAN, ŞEYHDOĞAN, ŞEYHGÜVEN, ŞEYHHABİL, ŞEYHHALİL, ŞEYHHAMZA, ŞEYHHASAN, ŞEYHKOYUN, ŞEYHMURAT, ŞEYHRESUL, ŞEYHŞABAN, Devamını Oku »»
BALIŞEYH, DÖŞEYİCİ, DÜŞEYLİK, GEVŞEYİŞ, ŞEYTANCA, ŞEYTANET, DEYİŞEYH, GANİŞEYH, GURŞEYİK, HACIŞEYH, KARAŞEYH, KÖŞEYOLU, KURTŞEYH, MEŞEYAZI, MEŞEYOLU, MUSAŞEYH, NEBİŞEYH, NEVŞEYİR, PAŞAŞEYH, SARIŞEYH, ŞEYDAGÜL, ŞEYDANUR, ŞEYHBALİ, ŞEYHMUSA, ŞEYHOĞLU, ŞEYHÖMER, ŞEYHÖREN, ŞEYHSADİ, ŞEYHSAFİ, ŞEYHULAŞ, Devamını Oku »»
DÖŞEYİŞ, EŞEYSEL, EŞEYSİZ, ŞEYHLİK, ŞEYTANİ, DİŞEYLİ, NEŞEYLİ, ŞEYHALİ, ŞEYHKÖY, ŞEYHLER, ŞEYŞANA, ŞEYTALİ, ŞEYTANE, ŞÜMŞEYH
EŞEYLİ, RÜŞEYM, ŞEYTAN, AKŞEYH, BİŞEYİ, DİŞEYİ, FİŞEYH, KÖŞEYH, MÜŞEYH, ŞEYDAN, ŞEYHLİ, ŞEYİRT, ŞEYKAM, ŞEYLAN, ŞEYYAT, ŞİŞEYH
DÜŞEY, BİŞEY, EŞEYH, İŞEYH, MOŞEY, PİŞEY, ŞEYDA, ŞEYİK, ŞEYİR, ŞEYİT, ŞEYİZ, ŞEYKE, ŞEYLE, ŞEYMA, ŞEYSİ, ŞİŞEY
EŞEY, ŞEYH, İŞEY
ŞEY
ŞEY
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.
ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ
Özellikle genç sürgünlerden özsu emen ve gelişme çağını tükürüğümsü bir salgı yığını içerisinde geçiren, sıçrayıcı eşkanatlılar familyası.
ŞEYTANMİNARESİ
Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı.
ŞEYTANTAYYARESİ
Uçurtma.
ŞEYHÜLHAREMEYN
Hac yolcularının ve sürre alayının güvenle Hicaz'a gidip dönmelerini sağlamakla görevli olan Şam valilerinin sanı.
YENİYAPANŞEYHLİ
Ankara şehrinde, Balâ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.
YUKARIHÜSEYİNŞEYH
Sakarya ili, Hendek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞEYTANNAMAZLIĞASI
Örümcek ve ağı.
ŞEYTANARABASI
Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu.
ŞEYHÜLİSLAMLIK
Şeyhülislam olma durumu. Şeyhülislamın makamı.
KAŞIKÇIŞEYHLER
Bolu ili, Göynük ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ŞEYTANPATLICANI
Hatmi çiçeği.
ŞEYLETİELLOZİS
Cheyletiella cinsi akarların genellikle köpek, kedi ve tavşanlarda ara sıra insanlarda oluşturduğu, kaşıntılı deri yangısıyla belirgin enfestasyon.
KARAKÖYŞEYHLER
Bartın ilinde, Arıt bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ŞEYTANİŞİÇİVİSİ
Bir yazma oyası türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞILAMAK
Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AĞIRLAŞTIRMAK
Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).