Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şar" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YENİASLANBAŞAR
BİRİNCİAFŞAR, AŞAĞIALMAŞAR
İKİNCİAFŞAR
ŞANLIAVŞAR, SEKİZYAŞAR, KÜÇÜKAFŞAR, KIZILCAŞAR, ORTAKYAŞAR, BÜYÜKAFŞAR
GEDİKAŞAR, YEDİYAŞAR, YAKAAFŞAR, KOCAAVŞAR, KARACAŞAR, DÖRTYAŞAR
ALTMIŞAR, HÜRYAŞAR, YARIMŞAR, MÜSTEŞAR, KUTLUŞAR, ÇOKYAŞAR, ALACAŞAR, BİNYAŞAR, BİNBAŞAR, BİLBAŞAR, DOĞANŞAR, BAYAFŞAR, ŞENYAŞAR
İNTİŞAR, ÖRENŞAR, ORTAŞAR, ONYAŞAR, KARAŞAR, AKÇAŞAR, ALTIŞAR, BEŞAŞAR, ESKİŞAR
ILIŞAR, ALİŞAR, ULUŞAR, ŞARŞAR, ŞANŞAR, ALAŞAR, ÇAMŞAR, ÇİĞŞAR, HIRŞAR, KANŞAR
OKŞAR, HIŞAR, YAŞAR, AVŞAR, TAŞAR, BAŞAR, HAŞAR, AFŞAR, KAŞAR, COŞAR, OYŞAR, KOŞAR, AKŞAR
AŞAR, İŞAR
ŞAR
ŞAR
Kent. Mağara. Yar : Avcı avcıyı şar başında tanır. Poşu. Ödül. Gönül. Çağlayan. Dövüş. Şehir, bk. şeher. Şehir. Kent, şehir.
KOCAAVŞAR
Balıkesir ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ŞANLIAVŞAR
Şanlıurfa şehri, Kanlıavşar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GEDİKAŞAR
Siirt ilinde, Eruh belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
İKİNCİAFŞAR
Bolu ili, Gerede ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YAKAAFŞAR
Isparta ili, Aksu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BÜYÜKAFŞAR
Kırıkkale ili, Delice ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SEKİZYAŞAR
1.Bir şey üstünden atlatmak, geçirmek. 2.Yerinden oynatmak, kımıldatmak. 3.Ara vermek. 22 numara çocuk ayakkabısı.
KARACAŞAR
Nevşehir ilinde, Gülşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YENİASLANBAŞAR
Şırnak şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YEDİYAŞAR
Ayakkabıcılıkta kullanılan bir yemeni ölçüsü.
AŞAĞIALMAŞAR
Şanlıurfa şehri, Birecik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BİRİNCİAFŞAR
Bolu şehrinde, Gerede belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KÜÇÜKAFŞAR
Kırıkkale ili, Delice ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Konya ilinde, Beyşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KIZILCAŞAR
Ankara kenti, Gölbaşı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ORTAKYAŞAR
Ortak yaşama durumunda bulunan (canlı).
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APOSTROF
Kesme işareti.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
APOLET
Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça, omuzluk. Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.