Kelimeler arşivi içinde; başında "şar" olan, toplam 156 adet kelime bulunmaktadır. şar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
ŞARKILAŞTIRILMAK
ŞARKILAŞTIRILMA, ŞARTLANDIRILMAK
ŞARKICIÇEKİRGE, ŞARKILAŞTIRMAK, ŞARLATANLAŞMAK, ŞARTLANDIRILMA
ŞARKILAŞTIRMA, ŞARKİKARAAĞAÇ, ŞARKİYATÇILIK, ŞARLATANLAŞMA, ŞARTLANDIRMAK
ŞARFITLANMAK, ŞARKLILAŞMAK, ŞARTLANDIRMA
ŞARABIHALİL, ŞARKLILAŞMA, ŞARLATANLIK, ŞARMAŞAŞKIN, ŞARPINDIRIK
ŞARAPÇILIK, ŞARAPTORTU, ŞARAVARMAZ, ŞARILDAMAK, ŞARILTISIZ, ŞARKADALIK, ŞARKICILIK, ŞARKİYATÇI, ŞARLATANCA, ŞARTLANMAK, ŞARTLAŞMAK, ŞARTSIZLIK
ŞARAKMANA, ŞARAPGINA, ŞARAPHANE, ŞARAPKANA, ŞARAPKINA, ŞARBAZARI, ŞARILDAMA, ŞARILTILI, ŞARJÖRSÜZ, ŞARKÇILIK, ŞARKLILIK, ŞARKÜTERİ, ŞARLANGIÇ, ŞARTLAMAK, ŞARTLANIŞ, ŞARTLANMA, ŞARTLAŞMA
ŞARAKMAN, ŞARAMPOL, ŞARAPANA, ŞARAPAYI, ŞARAPNEL, ŞARAŞURA, ŞARATPUL, ŞARDÖKEN, ŞARIKKAN, ŞARIKMAK, ŞARILDAK, ŞARILDIK, ŞARJÖRLÜ, ŞARKADAK, ŞARKADAN, ŞARKIMSI, ŞARKIŞLA, ŞARKİYAT, ŞARKKARİ, ŞARLAĞAN, ŞARLAMAK, ŞARLATAN, ŞARLAVIK, ŞARLAVUK, ŞARLAYIK, ŞARLOMSU, ŞARMIRTA, ŞARPADAK, ŞARPAYAK, ŞARPITLI, Devamını Oku »»
ŞARADAN, ŞARAMAK, ŞARAPÇI, ŞARAŞOR, ŞARATAN, ŞARGADA, ŞARGIDA, ŞARĞADA, ŞARHANA, ŞARILTI, ŞARİŞKA, ŞARKADA, ŞARKATA, ŞARKICI, ŞARLAĞA, ŞARLAMA, ŞARLİKO, ŞARMATA, ŞARMITA, ŞARMUTA, ŞAROLUK, ŞARPADA, ŞARPINA, ŞARTLAK, ŞARTLAN, ŞARTSIZ
ŞARABİ, ŞARBAT, ŞARBAY, ŞARBON, ŞARDAN, ŞARDAŞ, ŞARİKA, ŞARJÖR, ŞARKÇI, ŞARKLI, ŞARKÖY, ŞARLAG, ŞARLAH, ŞARLAK, ŞARLAN, ŞARLIK, ŞARMAK, ŞARMUK, ŞARPAT, ŞARŞAP, ŞARŞAR, ŞARŞUR, ŞARTLI, ŞARVAN
ŞARAH, ŞARAK, ŞARAN, ŞARAP, ŞARGA, ŞARIK, ŞARİK, ŞARKA, ŞARKI, ŞARKİ, ŞARLU, ŞAROV, ŞARPİ, ŞARYO
ŞARE, ŞARJ, ŞARK, ŞARP, ŞART
ŞAR
ŞAR
Kent. Mağara. Yar : Avcı avcıyı şar başında tanır. Poşu. Ödül. Gönül. Çağlayan. Dövüş. Şehir, bk. şeher. Şehir. Kent, şehir.
ŞARLATANLAŞMA
Şarlatanlaşmak işi.
ŞARKILAŞTIRILMA
Şarkılaştırılmak durumu.
ŞARKILAŞTIRMA
Şarkılaştırmak durumu.
ŞARTLANDIRILMA
Şartlandırılmak işi, koşullandırılma.
ŞARTLANDIRMAK
Şartlanmasını sağlamak, koşullandırmak.
ŞARKILAŞTIRILMAK
Şarkılaştırma işi yapılmak.
ŞARKILAŞTIRMAK
Şarkı durumuna getirmek.
ŞARKİYATÇILIK
Doğu bilimleriyle uğraşma.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
(Prunellidae),iyi bilinen türleridir.
ŞARFITLANMAK
Ağzı yanmak.
ŞARKICIÇEKİRGE
Sürülerle dolaşıp, sırasında ekinlere büyük zarar veren, ayrıca yaprak ve sürgünleri de kemirebilen, yeşilimsi yayla çekirgesi.
ŞARKİKARAAĞAÇ
Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
ŞARKLILAŞMAK
Doğululaşmak.
ŞARTLANDIRILMAK
Şartlandırma işi yapılmak, koşullandırılmak.
ŞARLATANLAŞMAK
Şarlatanca davranmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
APOSTROF
Kesme işareti.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
APOLET
Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça, omuzluk. Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.