Sonu ŞAD ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şad" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şad ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında şad olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şad olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAD

Sevinçli, neşeli.

GÜLŞAD

Sevinçli, mutlu güzel.

ŞİMŞAD

Bir ağaç türü. Uzun boylu.

ERŞAD

Reşat.

  -   -   -  

Anlamında ŞAD bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İNTİBAKSIZ

Yaşadığı çevreye veya duruma uymakta güçlük çeken.

DIŞARLIK

Taşra. Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet.

ÖMRÜNCE

Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde.

HURİ

Cennette yaşadığına inanılan dişi varlık.

EVREN

Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Büyük yılan. Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

RENKTAŞLIK

Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu. Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği.

MANASTIR

Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, keşişhane.

ASRISAADET

Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.

MÜEBBET

Sonu olmayan. Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan.

ŞİMŞİRLİK

Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer, kafes.

DİSİPLİN

Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.

MUŞMULA

Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica). Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık.

DURMAK

Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

DÜNYA

Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.

BEKARHANE

Bekârların kalması için ayrılmış veya düzenlenmiş oda. Bekârların yaşadığı müstakil ev.

SOFTA

Medrese öğrencisi. Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse. Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse. İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad.

KONUT

İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.

AMONYAK

Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.

EV

Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.

DİASPORA

Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu.