Kelimeler arşivinde; içinde "şad" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şad bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şad ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şad olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NİŞADIRTOKMAĞI
BRONŞADENİTİS, NİŞADIRKAŞIĞI
ŞADDAKLANMAK
ASILMIŞADAM
YAŞADILLAR, PAŞADİZİNİ
GÜLŞADİYE, KAĞIŞADAK
MEŞADALI, ŞADRABAZ, ŞADELEME, PAŞADÜZÜ, KIĞŞADAK, KAĞŞADAK, İRŞADİYE, KUŞADASI, FAŞŞADAK, REŞADİYE, BOŞADMAK, ŞADIRVAN
HIŞADAK, ŞADIMAN, ŞADILLI, NİŞADIR, HIŞADAN, CAŞADAN
KUŞADA, ŞİMŞAD, KÜŞADE, ŞADİYE, ŞADIRA, GÜLŞAD, ŞADDAK, ŞADARA
ŞADER, ERŞAD, ŞADRA, ŞADAN, ŞADAK
ŞADI, ŞADİ
ŞAD
ŞAD
Sevinçli, neşeli.
MEŞADALI
Bingöl şehri, Genç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KIĞŞADAK
Yığın halinde, topluca: Biraz ateşe gösterince çam fıstıkları kığşadak önüme döküldü.
GÜLŞADİYE
Mutlu, seviçli güzel.
ŞADELEME
Şahadetname.
BRONŞADENİTİS
Bronş bezlerinin yangısı.
ŞADRABAZ
Çıkardığı oyunlarla çevresindekileri oyalayan, şen.
PAŞADİZİNİ
Yanları iki sıralı, altı üç dört sıralı ve köşeli dizilmiş altın kolye.
NİŞADIRTOKMAĞI
Nişadırı ufak parçalar durumuna getirmek için kullanılan araç. (Aksaray Niğde).
ASILMIŞADAM
Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki.
KAĞIŞADAK
Ses çıkararak ve birden (boşalma için): Bakraçtaki suyu kağışadak devirdi.
NİŞADIRKAŞIĞI
Nisadır kabı. (Tokat).
PAŞADÜZÜ
Tunceli şehrinde, Ovacık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞADDAKLANMAK
Nazlanmak, hoppaca davranmak.
YAŞADILLAR
Islatırlar.
KAĞŞADAK
Sıvının bol bol ve birden (dökülmesi için).
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EV
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.
DÜNYA
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.
DURMAK
Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.
EVREN
Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Büyük yılan. Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
AMONYAK
Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.
MUŞMULA
Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica). Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık.
KONUT
İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.
ASRISAADET
Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.
HURİ
Cennette yaşadığına inanılan dişi varlık.
ŞİMŞİRLİK
Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer, kafes.
MANASTIR
Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, keşişhane.
DİASPORA
Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu.
RENKTAŞLIK
Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu. Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği.
ÖMRÜNCE
Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde.
DİSİPLİN
Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.
BEKARHANE
Bekârların kalması için ayrılmış veya düzenlenmiş oda. Bekârların yaşadığı müstakil ev.
MÜEBBET
Sonu olmayan. Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan.
SOFTA
Medrese öğrencisi. Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse. Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse. İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad.
DIŞARLIK
Taşra. Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet.
İNTİBAKSIZ
Yaşadığı çevreye veya duruma uymakta güçlük çeken.