ŞAD ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şad" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. şad ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şad ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şad olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ŞADDAKLANMAK

8 harfli kelimeler

ŞADRABAZ, ŞADELEME, ŞADIRVAN

7 harfli kelimeler

ŞADILLI, ŞADIMAN

6 harfli kelimeler

ŞADARA, ŞADDAK, ŞADİYE, ŞADIRA

5 harfli kelimeler

ŞADAK, ŞADRA, ŞADER, ŞADAN

4 harfli kelimeler

ŞADI, ŞADİ

3 harfli kelimeler

ŞAD

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAD

Sevinçli, neşeli.

ŞADDAK

Nazlı, hoppa, şakacı.

ŞADAK

Yardımcı kadın, hizmetçi. Kısa boylu. Boşboğaz, geveze.

ŞADRA

Büyük delikli kalbur. Koltuk eti. Yağsız, arık, sinirli et.

ŞADAN

Sevinçli, keyifli, hoşnut.

ŞADDAKLANMAK

Nazlanmak, hoppaca davranmak.

ŞADIRA

Yağsız, arık, sinirli et.

ŞADI

Şebek gibi, çirkin (kişi). Sıska. Korkuluk. Bir çeşit maymun.

ŞADER

Sevinçli kimse.

ŞADRABAZ

Çıkardığı oyunlarla çevresindekileri oyalayan, şen.

ŞADILLI

Çanakkale şehrinde, Evreşe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ŞADARA

Büyük delikli kalbur. Delik deşik olmuş, biçimsiz nesne: Baksana bir kere yola, şadara. Büyük kalbur. Büyük gözenekli kalbur; yüzü çiçek bozuğu olanlara verilen takma ad. Büyük gözenekli kalbur. (Kayalık Susuz Kars).

ŞADIRVAN

Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz.

ŞADIMAN

Sevinçli, neşeli.

ŞADİYE

Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen kadın.

ŞADELEME

Şahadetname.

  -   -   -  

Anlamında ŞAD bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EV

Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.

MÜEBBET

Sonu olmayan. Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan.

DÜNYA

Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.

MUŞMULA

Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica). Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık.

BEKARHANE

Bekârların kalması için ayrılmış veya düzenlenmiş oda. Bekârların yaşadığı müstakil ev.

ŞİMŞİRLİK

Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer, kafes.

DURMAK

Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

HURİ

Cennette yaşadığına inanılan dişi varlık.

MANASTIR

Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, keşişhane.

RENKTAŞLIK

Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu. Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği.

AMONYAK

Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.

İNTİBAKSIZ

Yaşadığı çevreye veya duruma uymakta güçlük çeken.

DIŞARLIK

Taşra. Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet.

ÖMRÜNCE

Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde.

DİSİPLİN

Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.

DİASPORA

Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu.

ASRISAADET

Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.

SOFTA

Medrese öğrencisi. Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse. Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse. İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad.

EVREN

Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Büyük yılan. Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

KONUT

İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.