Kelimeler arşivinde; içinde "şaf" olan, toplam 60 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şaf bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şaf ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şaf olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇARŞAFLANMAK, ÇARŞAFLATMAK, ÇARŞAFSIZLIK
ÇARŞAFÇILIK, ÇARŞAFLAMAK, ÇARŞAFLANMA, ÇARŞAFLATMA
ŞAFAKLAMAK, ÇARŞAFLAMA
HOŞAFOĞLU, KEŞŞAFLIK, ŞAFKARMAK, KELİŞAFRA, GARHOŞAFI, KARHOŞAFI, ÇARŞAFSIZ, ÇARŞAFLIK, HAHIŞAFRA
İSTİKŞAF, ŞAFİİLİK, ŞAFAKNUR, HOŞAFLIK, ÇARŞAFLI, ÇARŞAFÇI
ŞAFAKLI, ŞAFAĞIN, TAŞAFUR, MARŞAFA, KEŞAFLI, ŞAFLEYA, ŞAFLİYE, HOŞAFÇI, FIŞAFIŞ, İNKİŞAF
ÇARŞAF, ŞAFİYE, KEŞŞAF, PADŞAF, MAŞAFA, ÇERŞAF, MARŞAF, ŞAFŞAK
ŞAFLİ, ŞAFLI, ŞAFLA, HOŞAF, ŞAFKA, ŞAFAH, ŞAFAK, ŞAFİİ, ŞAFUL, MÜŞAF, MUŞAF, KOŞAF, FOŞAF, GOŞAF
ŞAFİ, ŞAFT, ŞAFA
ŞAF
ŞAF
Yeni sürgün, filiz. Fitil.
HOŞAFOĞLU
Düzce ilinde, Yığılca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ÇARŞAFLANMAK
Çarşaflama işine konu olmak. Çarşaf giymek.
KARHOŞAFI
Kar, pekmez ya da şeker karışımı.
ÇARŞAFLATMAK
Çarşaflama işini yaptırmak.
ŞAFAKLAMAK
1.Neye uğradığını bilememek 2.Korkmak. Eli göze siper ederek, gözü kırparak bakmak. 1.Sabahlamak. 2.Gün ağarmak. Eli göze siper ederek bakmak. Tez davranmak, ivmek. Şaşırmak, şaşalamak. Sabahlamak.
ÇARŞAFLATMA
Çarşaflatmak işi.
ŞAFKARMAK
1.Aydınlanmak. 2.Şafak sökmek. Aydınlanmak.
ÇARŞAFSIZLIK
Çarşafsız olma durumu.
KELİŞAFRA
Kertenkele.
ÇARŞAFLANMA
Çarşaflanmak işi.
GARHOŞAFI
Kar ve pekmez karıştırılarak yapılan kar helvası.
ÇARŞAFÇILIK
Çarşafçının yaptığı iş.
ÇARŞAFLAMA
Çarşaflamak işi.
KEŞŞAFLIK
İzcilik.
ÇARŞAFLAMAK
Yorganı çarşafla kaplamak. Kötü ve başarısız duruma düşmek, çarşafa dolanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARŞAFLI
Üzerinde çarşaf olan. Çarşaf giymiş olan (kimse).
SOĞUKLUK
Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet. Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması. Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler. Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik. Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer. Cinsel istek duymama durumu. Sevimsiz olma durumu, antipati.
CAR
Çağrı, tellal ile duyurma. Tehlike durumu. İlan. Kadınların örtündükleri çarşaf, zar (III).
GELİŞME
Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
İHRAM
Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü. Yün yaygı. Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi. Hacca veya umreye giden Müslüman'ın dinî olarak yapılması yasak olmayan bazı şeyleri kendisine yasaklaması.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
GELİŞMEK
Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak. İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek. Şişmanlamak.
ÇARŞAFSIZ
Üzerinde çarşaf olmayan. Çarşaf giymemiş olan.
İZCİ
İz güderek aradığını bulabilen kimse, keşşaf. Dayanışma ve yardımlaşma duygularını geliştirmek, ruhça ve bedence güçlendirilmek için kamplarda ve okullarda eğitilen genç.
GELİŞİM
Gelişme işi. Aksiyon. Serpilip büyüme. İlerleme, inkişaf, tekâmül.
ÇÖZME
Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.
ARAŞTIRMA
Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.
AÇINSAMA
Açınsamak işi, istikşaf.
ÇARŞAFLIK
Çarşaf yapmaya elverişli olan (kumaş).
ÇARŞAFÇI
Çarşaf yapan veya satan kimse.
KOLACI
Giysi, örtü, çarşaf vb.ni yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse. Kola (II) seven kimse. Kola (II) satan kimse. Bu işlerin yapıldığı yer.
HOŞAFLIK
Güçsüzlük, dermansızlık. Hoşaf yapmaya ayrılmış veya elverişli.
BÜZME
Büzmek işi. Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.).