Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ima" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ima ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ima olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ima olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SKLERONKİMA
KOLLENKİMA, KLORENKİMA, MİKROKLİMA
PANDOMİMA, PARANKİMA, PARANŞİMA, PARENKİMA
KOMPLİMA, ALAKRİMA
CİMCİMA, LAKRİMA, GÜLSİMA, GENDİMA, NURSİMA
PATİMA, DAYİMA, GILİMA, AYSİMA, ĞİLİMA, BADİMA, İNTİMA, İPTİMA, İŞDİMA, İÇTİMA, TİRİMA
DAİMA, İLİMA, ELİMA, KLİMA
LİMA, NİMA, FİMA, DİMA, ÇİMA, RİMA, SİMA, ŞİMA, TİMA, CİMA, YİMA
İMA
İMA
Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme, işaretleme, anıştırma, ihsas. Açıkça belirtilmeyen, dolaylı olarak anlatılan şey.
PARANKİMA
Özek doku.
LAKRİMA
Gözyaşı.
KOMPLİMA
Takım.
CİMCİMA
Ufak tefek.
KLORENKİMA
Yaprak sünger dokusunda ve gövde kabuk bölgesinde bulunan, fotosentez yapabilme yeteneğinde olan kloroplâstlı parenkima dokusu.
GENDİMA
Dibekte dövülerek yemek yapılan buğday ya da arpa.
SKLERONKİMA
Mercanlarda olduğu gibi sert iskelet dokusu.
NURSİMA
Işıklı, aydınlık yüz.
PANDOMİMA
(Doğaçlama): Tanzimat ve Meşru'tiyet dönemlerindeki tiyatroların çoğunda izlenen, oyunlar arasına sıkıştırılan sözsüz oyun. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi tiyatrolarında oyunlar arasında oynanan sözsüz oyun.
KOLLENKİMA
Bitkilerde primer hücre duvarları eşit olmayan şekilde kalınlaşmış ve büyümekte olan organlara direnç sağlayan canlı doku.
GÜLSİMA
Gül yüzlü.
PARANŞİMA
Parenkima.
PARENKİMA
İnce duvarlı, nispeten farklılaşmamış hücrelerden oluşan, yapı ve görevi değişebilen, yumuşak bitki dokusu. Özek dokusu, parankima. Yassı solucanlarda kas tabakası ile bağırsak arasında bulunan çeşitli hücrelerden oluşmuş sert doku. 3.Bir organın zemin dokusu. İnce duvarlı, nispeten farklılaşmamış hücrelerden oluşan, yapı ve görevi değişebilen, yumuşak bitki dokusu. Yassı solucanlarda kas tabakasıyla bağırsak arasında bulunan çeşitli hücrelerden oluşmuş sert doku. Bir organın zemin dokusu, parankim, parankima, paranşima.
MİKROKLİMA
Dar iklim bölgesi.
ALAKRİMA
Gözyaşı salgısının yetersizliği veya yokluğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde İMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANIŞTIRMAK
Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.
ALFA
Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
ALÇI
Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde.
ASGARİ
En az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum. Minimum.
BAŞTABAN
Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm.
AYNALIK
Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm.
ARKALI
Arkası olan. Koruyanı, dayanağı olan, pistonlu, iltimaslı.
ANIŞTIRMA
Anıştırmak işi, ima. Telmih.
AZAMİ
En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), maksimum, maksimal. Maksimum.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
BAŞİMAM
Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam.
BAŞİMAMLIK
Başimam olma durumu. Başimamın yaptığı iş.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AYDINGER
Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.