Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üğü" olan, toplam 68 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üğü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üğü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üğü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAVUTPAŞAHÜYÜĞÜ
KÖRAHMETHÜYÜĞÜ, ELBİSTANHÜYÜĞÜ, SÜLEYMANHÜYÜĞÜ, TERBİYEGÖZLÜĞÜ, ÇİLOĞLANHÜYÜĞÜ, ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
ÇİÇEKLİHÜYÜĞÜ, İNNAPLIHÜYÜĞÜ, OSMANLICÜCÜĞÜ, ŞEYTANKÜLLÜĞÜ, TAVUHBELERÜĞÜ, TAYUHBELERÜĞÜ, İNEBOLUKÜTÜĞÜ, TOMARCAHÜYÜĞÜ
ALİBEYHÜYÜĞÜ, PEKMEZKÖPÜĞÜ, KATRANKÖPÜĞÜ, YAĞMURHÜYÜĞÜ, KAMBERHÜYÜĞÜ, YÜZGÖRÜMLÜĞÜ
ÇOBANDÜDÜĞÜ, YILANCÜCÜĞÜ, KÖLETÜKRÜĞÜ, KAZANHÜYÜĞÜ, DENİZKÖPÜĞÜ, VİŞNEÇÜRÜĞÜ, SABUNKÖPÜĞÜ, ELMALIÜTÜĞÜ
GÖKGÜNLÜĞÜ, VELİÖLDÜĞÜ, KORUHÜYÜĞÜ, ÖKÜZKÜTÜĞÜ, DEVEHÜYÜĞÜ, SONGÜRLÜĞÜ
ATGÖZLÜĞÜ, ÖRSKÜTÜĞÜ, ÖRÜGÖLÜĞÜ, SAYHÜYÜĞÜ, SUGÜZLÜĞÜ, SÜTÇÜRÜĞÜ, DÜKELCÜĞÜ, TENBÖCÜĞÜ, BALKÖPÜĞÜ, KUŞGÜCÜĞÜ, GÜZCÜLÜĞÜ, GOLPEZÜĞÜ, ÖKÜZÜNÜĞÜ
HEPÜCÜĞÜ, SUPÜÇÜĞÜ, ETKÜTÜĞÜ, ATSÜLÜĞÜ, KUŞÜBÜĞÜ
KÜRDÜĞÜ, FISDÜĞÜ, SÜNSÜĞÜ, DÜĞDÜĞÜ, SÜBLÜĞÜ, NEYDÜĞÜ
BÜRÜĞÜ, KÖRÜĞÜ, ÖKSÜĞÜ
ERÜĞÜ
NÜĞÜ, SÜĞÜ, GÜĞÜ, DÜĞÜ
ÜĞÜ
ÜĞÜ
Baykuş. Kartal büyüklüğünde, sarı tüylü, gözleri gündüz görmeyen bir çeşit yırtıcı kuş. Baykuş cinsinden olan puhu kuşunun bir çeşidi.
TOMARCAHÜYÜĞÜ
Yozgat ili, Sarıkaya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.
OSMANLICÜCÜĞÜ
Sarı ve kara renkli bir çeşit kuş.
İNNAPLIHÜYÜĞÜ
Adana şehri, Tuzla bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ŞEYTANKÜLLÜĞÜ
Oda içindeki ocaklarda kandil koymaya yarayan koltuk taşındaki çıkıntı.
İNEBOLUKÜTÜĞÜ
Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.
ÇİÇEKLİHÜYÜĞÜ
Yozgat kenti, Saraykent ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇİLOĞLANHÜYÜĞÜ
Hatay şehri, Kırıkhan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
TAYUHBELERÜĞÜ
Az ışıkta görememe hastalığı, tavukkarası.
DAVUTPAŞAHÜYÜĞÜ
Hatay ilinde, Reyhanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TERBİYEGÖZLÜĞÜ
Koşulu bir durumda olan atların, yanlarını görerek ürkmelerini önlemek amacıyla, başlığın gözlük bölümündeki dört köşe ya da yuvarlak meşin parçaları. (Amasya).
TAVUHBELERÜĞÜ
Karanlıkta görememe hastalığı.
SÜLEYMANHÜYÜĞÜ
Aksaray şehri, Gülağaç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ELBİSTANHÜYÜĞÜ
Gaziantep ilinde, Fevzipaşa nahiyesine bağlı bir yer.
KÖRAHMETHÜYÜĞÜ
Kilis şehri, Musabeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜĞÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFİS
Gümüş balığının küçüğü.
AKROMATOPSİ
Renk körlüğü.
ANLIKÇILIK
Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti, zihniye, entelektüalizm.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ASKAT
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.
AVİSTO
Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.
ARYA
Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
AVARYA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
ALYANS
Nişan yüzüğü.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AKASMA
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).