Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üle" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üle ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üle olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MUHAYYERSÜMBÜLE
BALLISÜLE, GARGADÜLE
HELEHÜLE
FORMÜLE, KENDÜLE, KÜNTÜLE, GÖMBÜLE, SÜNBÜLE, DERGÜLE, BÜZGÜLE, SÜMBÜLE, MÜŞKÜLE
TATÜLE, TÖBÜLE, USKÜLE, ÜNGÜLE, KÜÇÜLE, KÜCÜLE, ÜSKÜLE, KUCÜLE, KEKÜLE, GÜCÜLE, GÖBÜLE, ONDÜLE
GÜLE, KÜLE, SÜLE, ŞÜLE, ÇÜLE, CÜLE, TÜLE, BÜLE, LÜLE
ÜLE
Değil mi?. Efendi. Seslenme ünlemi. Ulan!. Öyle (bk. öyle). Öyle. (hitap) ula, lan.
GARGADÜLE
Meyvası olan bir çeşit ot.
MUHAYYERSÜMBÜLE
Türk müziğinde bir makam.
DERGÜLE
Güveç.
KÜNTÜLE
Akşamdan denize bırakılan, sabahleyin çekilen balık ağı.
TATÜLE
Eflatun renkli çiçekleri tütüne karıştırılarak içilen ve basur hastalığına iyi gelen bir çeşit bitki.
MÜŞKÜLE
Bağ bozumuna yakın bir zamanda yetişen, kalınca kabuklu, iri ve uzun taneli bir üzüm.
HELEHÜLE
İyi, fena değil anlamında kullanılır: Dün aldığım at öyle helehüle bir şey.
BALLISÜLE
Tekirdağ şehri, Ballı nahiyesine bağlı bir bölge.
TÖBÜLE
Te böyle.
SÜNBÜLE
Başak. Başak burcu. Türk müziğinde bir makam.
BÜZGÜLE
Kalın kabuklu, uzun taneli, dayanıklı, siyah üzüm.
SÜMBÜLE
Klasik Türk müziğinde bir makam.
GÖMBÜLE
Kuyruksuz tavuk ve benzerleri hayvanlar.
FORMÜLE
"Bir düşünceye bir anlatım biçimi vermek" anlamında kullanılan formüle etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
KENDÜLE
Kendisiyle.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
AFSUNLAMA
Büyüleme.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AFSUNLAMAK
Büyülemek.
AFSUNLANMAK
Büyülenmek.
AFSUNLANMA
Büyülenme.