Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üs" olan, toplam 144 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üs ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üs olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AVİANADENOVİRÜS, SİTOMEGALOVİRÜS
POLİYOMAVİRÜS
KOKSAKİVİRÜS, MİKROTÜBÜLÜS
ARTERİVİRÜS, HERPESVİRÜS, MİKROVİLLÜS
ORDİNARYÜS, PROSPEKTÜS, BAŞLIGÖĞÜS, DELTAVİRÜS, İRİDOVİRÜS, KIZILGÖĞÜS, METAÖSTRÜS, MİKROKOKÜS, MONOÖSTRÜS, PEDÜNKÜLÜS, POLİÖSTRÜS
ENFARKTÜS, HİPOTENÜS, KONSENSÜS, TROLEYBÜS, APOLONYÜS, İNFARKTÜS, METÖSTRÜS, OKALİPTÜS, PELLEMPÜS, PROÖSTRÜS, ROTAVİRÜS, RUBİVİRÜS, SUBÖSTRÜS
MENİSKÜS, MENÜSKÜS, TAHASSÜS, TAKALLÜS, TECESSÜS, TENEFFÜS, TEŞEBBÜS, VİTELLÜS, ANÖSTRÜS, CEBELLÜS, ÇÜRÜMPÜS, DİÖSTRÜS, EKOVİRÜS, EMEKÜLÜS, KALKÜLÜS, MAADÜNÜS, MİNÜSKÜS, NÜSELLÜS, PROVİRÜS, REOVİRÜS, TENDÜRÜS, TENEVVÜS
KOSİNÜS, KÜMÜLÜS, MİDİBÜS, MİNİBÜS, OMNİBÜS, PAPİRÜS, TECANÜS, TEESSÜS, TEVARÜS, EMBOLÜS, HABİTÜS, KOVİRÜS, MADÜNÜS, SARIPÜS, TELETÜS, TROMBÜS, UNGÜRÜS
ABAKÜS, KAKTÜS, KAMPÜS, OTOBÜS, SÜNDÜS, URANÜS, BEDRÜS, BÜYDÜS, FENNÜS, GUDDÜS, KEBBÜS, KÜSKÜS, MAHSÜS, MÜFLÜS, NEPRÜS, OTUBÜS, ÖSTRÜS, TELLÜS, TÜMBÜS, VİLLÜS
FETÜS, GÖĞÜS, KİLÜS, KİMÜS, PESÜS, SİNÜS, SÜLÜS, TİFÜS, TİMÜS, VENÜS, VİRÜS, ALTÜS, BULÜS, CAMÜS, CÜNÜS, DÖYÜS, DÜRÜS, DÜYÜS, FENÜS, FÜLÜS, GÖKÜS, GÜRÜS, HEVÜS, KEMÜS, KÖKÜS, KÖMÜS, KÖRÜS, KÜRÜS, LÖKÜS, MÜLÜS, Devamını Oku »»
ANÜS, OBÜS, EVÜS, ÖSÜS, ÖZÜS, ÜLÜS, ÜNÜS
SÜS, BÜS, HÜS, KÜS, MÜS, PÜS, TÜS
ÜS
ÜS
Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır.. Kök, asıl, temel, esas. Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, atölyeleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli veya geçici olarak konaklanılan yer. Bir askeri harekâtta birliklerin gereksinim duyduğu her türlü gerecin toplandığı, dağıtıldığı bölge. Yatak. Giysi. Üst. Giysi. (Poyra Eskişehir). Asıl, kök.
KIZILGÖĞÜS
Serçe büyüklüğünde, göğüs kısmı kırmızımsı bir çeşit dağ kuşu.
MİKROTÜBÜLÜS
Mikrotüpçük.
HERPESVİRÜS
Herpes grubu virüsleri içine alan virüs grubu.
ARTERİVİRÜS
<İ>Aİ>tlarda viral arteritis hastalığına neden olan virüs.
POLİYOMAVİRÜS
Papovaviridea ailesinde yer alan kemirgenlerde tümör oluşturan DNA virüsleri.
PROSPEKTÜS
Tanıtmalık.
MİKROVİLLÜS
Silindirik ya da kübik epitel hücrelerinin üst yüzeyinde emme yüzeyini genişletmek üzere oluşan, içinde aktin filâmentlerinden oluşmuş göbek proteinleri bulunan, böcek Malpighi tüpü hücreleri gibi bazı özel hücrelerde ise içinde mitokondrilerin de bulunduğu parmak şeklindeki katlanmalar. Böbrek hücrelerinde fırça kenar yapısını, bağırsak epitelinde çizgili kenar yapısını oluşturur. Silindirik veya kübik epitel hücrelerinin üst yüzeylerinde, emme yüzeyini genişletmek için hücrenin sitoplazmasından dışarı doğru yaptığı uzantılar. Bireysel epitel hücrelerinin zarlarının emilim ve salgı için yüzey alanını artırmaya yarayan, hücrenin boşluğa bakan serbest yüzeylerinde yer alan, ışık mikroskobunda fırçamsı ince bir katmanı oluşturan ve elektron mikroskobunda parmak benzeri uzantılardan oluşan sitoplazma çıkıntıları.
İRİDOVİRÜS
Yığın hâlinde bulunduklarında gök kuşağı görüntüsü veren, böceklerin çoğunda parazit olarak bulunan, çift iplikli DNA içeren, kılıfsız, ikozahedral bir virüs.
DELTAVİRÜS
Konakta hepatit D virüsüyle birlikte bulunan ve çoğalabilmek için hepatit D virüsüne gereksinim duyan eksik uydu virüsü.
METAÖSTRÜS
Metöstrüs.
ORDİNARYÜS
Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan.
BAŞLIGÖĞÜS
Kabuklu hayvanlarda, örümceklerde ve akreplerde baş ile göğüs bölgesinin birleşmesinden oluşan bölge. Sefalotoraks.
AVİANADENOVİRÜS
Kanatlılarda enfeksiyona neden olan Adenovirüsler.
KOKSAKİVİRÜS
Picornaviridae ailesinin, enterovirüs cinsinde yer alan RNA virüs.
SİTOMEGALOVİRÜS
Tükrük bezlerinde ve yeni doğanlarda merkezi sinir sisteminin harabiyetine neden olan bir herpes virüsü. Herpesviridae ailesinin Betaherpesvirinae alt ailesinde bulunan bir virüs.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIM
Ayağın üstündeki tümsek yer.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.