Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ün" olan, toplam 427 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ün ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ün olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BÜYÜKGÜMÜŞGÜN, YUKARIYENİGÜN
AŞAGIYENİGÜN, BÜYÜKKARAYÜN, KEENLEMYEKÜN, KÜÇÜKKARAYÜN
GAYRİMÜMKÜN, BÜYÜKAKÜZÜN, DEVLİKESİÜN
BAĞRIBÜTÜN, BULARUNÇÜN, GEREKDÜĞÜN, KALBİBÜTÜN, KUTLUDÜĞÜN, NİTEYDÜĞÜN, PERPETÖYÜN, SOKURTÜYÜN, YENİSÜKSÜN
BAREBÜTÜN, BAŞIBÜTÜN, BİLÜSÜZÜN, DELİTÜTÜN, DİNLENGÜN, GARAEŞGÜN, GİRAVUGÜN, GÜNTÜRKÜN, İLKDÖRDÜN, İSRAHAGÜN, İSRAHAYÜN, KARAHÜLÜN, OĞUZTÜZÜN, SONDÖRDÜN
BÜSBÜTÜN, GÜMÜŞÇÜN, GÜNBEGÜN, GÜNDÜZÜN, TEBEYYÜN, TECENNÜN, TEKEVVÜN, TEMEDDÜN, AYDINGÜN, BARASKÜN, BARĞIGÜN, BİSBÜTÜN, DOĞANGÜN, DOYDÜĞÜN, DÖĞÜŞKÜN, DÜŞDÜMÜN, ELİÜSTÜN, ENDİYGÜN, FOTOÜRÜN, GÜMÜŞCÜN, GÜMÜŞGÜN, GÜNDEDÜN, GÜRGEKÜN, İLERİGÜN, İZOİMMÜN, KARŞIGÜN, KECÜSTÜN, KELPETÜN, KÖGÜRÇÜN, KUTLUGÜN, Devamını Oku »»
TAAFFÜN, TAAYYÜN, TEVAZÜN, AÇIKGÜN, AKÇAGÜN, AKSÜLÜN, BÖRTGÜN, BÖRTKÜN, DOLUGÜN, DÖNÜŞÜN, DÜMÜGÜN, DÜNEGÜN, ENDİGÜN, ERENGÜN, ERKÖYÜN, ERTÜZÜN, ERÜSTÜN, ESENGÜN, ESİRGÜN, ESÜRGÜN, GÖRÜŞÜN, GÜNÜZÜN, HİREVÜN, HÜLÜLÜN, HÜMAYÜN, HÜMUYÜN, İLKÜDÜN, İLTÜZÜN, KARATÜN, KARAYÜN, Devamını Oku »»
ÇÖKKÜN, ÇÖZGÜN, DÖRDÜN, DÜRBÜN, DÜŞKÜN, DÜZGÜN, GÖÇKÜN, KÖFTÜN, KÜRTÜN, MÜMKÜN, NEPTÜN, SÜRGÜN, SÜZGÜN, TEAVÜN, TRİBÜN, ADIGÜN, ALAGÜN, ATAGÜN, BAŞKÜN, BERKÜN, BİNGÜN, BİRGÜN, BÜRGÜN, CANGÜN, ÇEMÇÜN, ÇENÇÜN, DENDÜN, DİPGÜN, DÖĞGÜN, DÖKGÜN, Devamını Oku »»
BUGÜN, BÜKÜN, BÜTÜN, DÜĞÜN, DÜŞÜN, GÜCÜN, GÜRÜN, GÜZÜN, HÜSÜN, HÜZÜN, LAGÜN, LEDÜN, ÖLÇÜN, ÖRGÜN, ÖZGÜN, RÜKÜN, SÖKÜN, TÜTÜN, ÜSTÜN, ÜZGÜN, YÜKÜN, AHPÜN, ALGÜN, ALTÜN, ARGÜN, ATAÜN, AYGÜN, AYTÜN, BEGÜN, BİTÜN, Devamını Oku »»
ÖĞÜN, ÜRÜN, AYÜN, DÜÜN, ERÜN, EŞÜN, EVÜN, İÇÜN, KÜÜN, OGÜN, OSÜN, ÖDÜN, ÖKÜN, ÖRÜN, ÖTÜN, ÖVÜN, ÖYÜN, ÖZÜN, ÜÇÜN, ÜSÜN
GÜN, YÜN, BÜN, ÇÜN, DÜN, KÜN, ÖÜN, PÜN, TÜN
ÜN
ÜN
Ön. Ağıl. Öğüt. Diken topluluğu, dikenlik. Ses. Ön (bk. ön). Şöhret. Herkesşe bilinme, tanınma durumu, san, şöhret, şan. İnsan sesi. Bireyin gerçekte ne olduğunun karşıtı olarak çevresindekilerin kanılarına uyan kimliği. Ses, yüksek ses, nida, avaz, sada. Şöhret, şan. Yüksek ses, ses.
NİTEYDÜĞÜN
Nasıl olduğunu.
GAYRİMÜMKÜN
Olanaksız.
KEENLEMYEKÜN
yok.
KALBİBÜTÜN
Namuslu.
KUTLUDÜĞÜN
Ankara ilinde, Mamak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Balıkesir kenti, Ertuğrul bucağına bağlı bir bölge.
KÜÇÜKKARAYÜN
Tokat şehri, Zile ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
BULARUNÇÜN
Bunlar için.
YUKARIYENİGÜN
Ağrı şehri, Hamur ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BÜYÜKAKÜZÜN
Kars şehri, Başgedikler bucağına bağlı bir bölge.
BÜYÜKKARAYÜN
Tokat kenti, Zile ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
BÜYÜKGÜMÜŞGÜN
Kayseri şehrinde, Pınarbaşı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BAĞRIBÜTÜN
Top çekirdekli bir çeşit kavun. Top çekirdekli bir çeşit kabak, balkabağı. Merhametsiz kişi. Acıya, kedere dayanıklı geniş yürekli kişi. Sağlam yapılı kişi. Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GEREKDÜĞÜN
Gerek olduğunu.
AŞAGIYENİGÜN
Ağrı şehri, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DEVLİKESİÜN
Ertesi gün.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ACUN
Dünya.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.