Kelimeler arşivi içinde; başında "ül" olan, toplam 128 adet kelime bulunmaktadır. ül ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ül ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜLKÜLEŞTİRİLMEK
ÜLKÜLEŞTİRİLME, ÜLTRAMİKROSKOP, ÜLTRASANTRİFÜJ
ÜLKÜLEŞTİRMEK, ÜLTRAMİKROTOM
ÜLEŞTİRİLMEK, ÜLKÜLEŞTİRME
ÜLEŞTİRİLME, ÜLKENPINARI, ÜLKERÇİÇEĞİ, ÜLKERYÜDIZI, ÜLSEROJENİK, ÜLTİMATOMSU
ÜLEŞTİRMEK, ÜLKESELLİK, ÜLKÜDAŞLIK, ÜLSERLEŞME, ÜLÜKDEMİRİ, ÜLÜKLENMEK
ÜLEŞİLMEK, ÜLEŞTİRİM, ÜLEŞTİRME, ÜLFECİLER, ÜLFERTMEK, ÜLKÜCÜLÜK, ÜLKÜTMEYH, ÜLSERATİF, ÜLTİMATOM
ÜLÇERMEK, ÜLÇÜMLÜK, ÜLDÜRMEK, ÜLEFESİZ, ÜLEŞİLME, ÜLGENALP, ÜLKERKÖY, ÜLKÜTMEK, ÜLPERMEK, ÜLÜBÜSÜK, ÜLÜLEMEK, ÜLÜNKÖRÜ
ÜLEŞMEK, ÜLETMEK, ÜLEZMEK, ÜLGENER, ÜLGUDÜR, ÜLGÜDÜR, ÜLGÜSÜZ, ÜLKENUR, ÜLKERLİ, ÜLKESEL, ÜLKEYEN, ÜLKÜDAŞ, ÜLKÜDEŞ, ÜLKÜHAN, ÜLKÜKÖY, ÜLKÜLÜK, ÜLKÜMEN, ÜLKÜSEL, ÜLKÜTAN, ÜLLEMEK, ÜLLÜPÇÜ, ÜLÜNGÜR, ÜLÜNĞÜR, ÜLÜTMEK, ÜLÜVVAH, ÜLÜZGAR, ÜLÜZĞAR
ÜLAZİM, ÜLBENT, ÜLEMEK, ÜLEŞİK, ÜLEŞKE, ÜLEŞME, ÜLEŞÜK, ÜLKECE, ÜLKÜCÜ, ÜLKÜLÜ, ÜLKÜYE
ÜLBÜK, ÜLÇÜK, ÜLEFE, ÜLEME, ÜLESE, ÜLEŞA, ÜLFER, ÜLFET, ÜLGEN, ÜLGER, ÜLGÜÇ, ÜLGÜT, ÜLKEM, ÜLKEN, ÜLKER, ÜLKÜM, ÜLKÜN, ÜLKÜT, ÜLLÜK, ÜLLÜP, ÜLLÜZ, ÜLMEK, ÜLMEN, ÜLPEK, ÜLPER, ÜLSER, ÜLÜBE, ÜLÜBÜ, ÜLÜLÜ, ÜLVAN
ÜLEK, ÜLEN, ÜLEŞ, ÜLET, ÜLEZ, ÜLGÜ, ÜLKE, ÜLKÜ, ÜLLE, ÜLPÜ, ÜLÜÇ, ÜLÜK, ÜLÜS, ÜLÜŞ, ÜLÜZ
ÜLE, ÜLP, ÜLÜ
ÜL
ÜL
Yumurtadan yeni çıkan civciv için, mısır unu ve az suyla yapılan yem. Köşe. Yön. El. Civciv için mısır unu ve az su ile yapılan yem.
ÜLSEROJENİK
Ülsere neden olan, ülser meydana getirme özelliği taşıyan.
ÜLEŞTİRİLMEK
Üleştirme işi yapılmak.
ÜLTRAMİKROSKOP
Işık mikroskobu ile görülemeyen çok küçük parçacıkların görülmesini sağlayan optik alet. Bayağı mikroskopda görülemeyen çok küçük parçacıkların görülmesine yardım eden bir optik alet.
ÜLKENPINARI
Çorum ili, Seydim bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÜLKÜLEŞTİRİLME
Ülküleştirilmek işi.
ÜLTRAMİKROTOM
Elektron mikroskobunda incelemek üzere özel olarak hazırlanmış örneklerden 200-1000 Angström kalınlığında kesitler almaya yarayan bir alet.
ÜLTİMATOMSU
Ültimatomu andıran, ültimatoma benzeyen, ültimatom gibi.
ÜLKERYÜDIZI
Sabahyıldızı, Ülker.
ÜLKÜLEŞTİRİLMEK
Ülküleştirme işi yapılmak.
ÜLEŞTİRMEK
Pay ederek dağıtmak, bölüştürmek. Herkesin payını kendisine vermek, bölüp dağıtmak, tevzi etmek.
ÜLEŞTİRİLME
Üleştirilmek işi.
ÜLKÜLEŞTİRME
Ülkü durumuna getirme, idealleştirme.
ÜLKÜLEŞTİRMEK
Ülkü durumuna getirmek, idealleştirmek.
ÜLTRASANTRİFÜJ
(Yun, kentron: merkez; phyge: kaçış) Solüsyon içindeki protein, nükleik asit gibi makromoleküllerin ayrılmasında, hatta DNA'nın plâzmit DNA'sı, mitokondri DNA'sı veya kromozomal DNA olarak ayrılmasında kullanılan yüksek devirli santrifüj. Yüksek devirli merkezkaç, yüksek devirli santrifüj.
ÜLKERÇİÇEĞİ
Yıldız biçiminde küçük parçaları olan, iri bir çiçek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AFSUNCULUK
Büyücülük.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
AFSUNLAMA
Büyüleme.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.