Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ük" olan, toplam 1740 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ük ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ük olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK, TÜRKMENKARAHÜYÜK
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, TABİATÜSTÜCÜLÜK, HIZARBAŞIGÜNLÜK, KARAHİSARGÖLCÜK
DENEYÜSTÜCÜLÜK, DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, KARİKATÜRCÜLÜK, KOORDİNATÖRLÜK, TAHAMMÜLSÜZLÜK, ANTRENÖRSÜZLÜK, BAŞANTRENÖRLÜK, DERELİTÜTÜNCÜK, DİSTRİBÜTÖRLÜK
BAŞREJİSÖRLÜK, FABRİKATÖRLÜK, GÜRÜLTÜSÜZLÜK, MİNYATÜRCÜLÜK, OLAĞANÜSTÜLÜK, ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK, RADYATÖRCÜLÜK, SAĞGÖRÜSÜZLÜK, ALTMIŞDÖRTLÜK, UMURGÖRMÜŞLÜK, AŞAĞIDEMİRBÜK, BAYINDIRHÜYÜK, DOĞAÜSTÜCÜLÜK, HOŞGÖRÜSÜZLÜK, KOMPOZİTÖRLÜK, PROTOKOLCÜLÜK, PROVOKATÖRLÜK, SÜMÜKLÜBÖYCÜK, SÜRDÜRÜMCÜLÜK, YARIDÜZGÜNLÜK, YERBÖLÜMCÜLÜK
AÇIKGÖZLÜLÜK, ASANSÖRCÜLÜK, ATATÜRKÇÜLÜK, DEKORATÖRLÜK, DESİNATÖRLÜK, DÖNÜŞÜMCÜLÜK, GLADYATÖRLÜK, GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÜLDÜRÜCÜLÜK, GÜNGÖRMÜŞLÜK, GÜRÜLTÜCÜLÜK, KARAGÖZCÜLÜK, KARİKATÜRLÜK, KONDÜKTÖRLÜK, KONTROLCÜLÜK, KONTROLÖRLÜK, KÖTÜLÜKÇÜLÜK, KÜLTÜRSÜZLÜK, MANİKÜRCÜLÜK, MİNİBÜSÇÜLÜK, PARAŞÜTÇÜLÜK, PEDİKÜRCÜLÜK, PRODÜKTÖRLÜK, TRAKTÖRCÜLÜK, HOŞGÖRÜLÜLÜK, KABUKLUSÜLÜK, KARABÜKLÜLÜK, KIRMIZIÇÜRÜK, KIZILCABÖLÜK, KIZILCAHÖYÜK, Devamını Oku »»
ALKOLSÜZLÜK, ANTRENÖRLÜK, BAŞAKTÖRLÜK, BAŞMÜDÜRLÜK, BÜTÜNCÜLLÜK, ÇÖPLÜKÇÜLÜK, ÇÖZÜMSÜZLÜK, DİKTATÖRLÜK, DİREKTÖRLÜK, DÖNÜŞSÜZLÜK, DÖRDÜNCÜLÜK, DÜŞÜNÜCÜLÜK, GÖNÜLSÜZLÜK, GÖRGÜSÜZLÜK, GÖZLÜKÇÜLÜK, GRAVÜRCÜLÜK, GÜMRÜKÇÜLÜK, HOŞGÖRÜRLÜK, HÜKÜMSÜZLÜK, HÜZÜNSÜZLÜK, İKİYÜZLÜLÜK, KOSTÜMCÜLÜK, KÜLTÜRLÜLÜK, KÜLÜSTÜRLÜK, OPERATÖRLÜK, OTOBÜSÇÜLÜK, ÖLÇÜTSÜZLÜK, ÖLDÜRÜCÜLÜK, ÖRGÜTSÜZLÜK, PARFÜMCÜLÜK, Devamını Oku »»
AÇGÖZLÜLÜK, AÇIKGÖZLÜK, ANKETÖRLÜK, ARMATÖRLÜK, DÖKÜMCÜLÜK, DÖNÜŞLÜLÜK, DÖVÜŞÇÜLÜK, DÜŞÜNÜRLÜK, GÖMÜLDÜRÜK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖRGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÜDÜMLÜLÜK, GÜMÜŞÇÜLÜK, HÜKÜMLÜLÜK, KARAGÖZLÜK, KIZILYÖRÜK, KÖMÜRCÜLÜK, KÖPRÜCÜLÜK, KÖRÜKÇÜLÜK, KÖTÜRÜMLÜK, KULÜPÇÜLÜK, MÜHÜRCÜLÜK, ÖDÜNSÜZLÜK, ÖLÇÜSÜZLÜK, ÖRGÜTÇÜLÜK, ÖTÜMSÜZLÜK, PÜSÜRÜKLÜK, REJİSÖRLÜK, Devamını Oku »»
AMATÖRLÜK, BOKSÖRLÜK, BONKÖRLÜK, BÖLÜCÜLÜK, BÜKÜCÜLÜK, BÜYÜCÜLÜK, CİNGÖZLÜK, ÇÖKKÜNLÜK, ÇÖZGÜNLÜK, ÇÖZÜCÜLÜK, DANSÖRLÜK, DANSÖZLÜK, DUBLÖRLÜK, DÜMBÜKLÜK, DÜRÜSTLÜK, DÜŞKÜNLÜK, DÜŞSÜZLÜK, DÜZGÜNLÜK, EDİTÖRLÜK, GOLFÇÜLÜK, GOLSÜZLÜK, GÖRMÜŞLÜK, GÖRÜCÜLÜK, GÖZSÜZLÜK, GÜÇSÜZLÜK, GÜDÜCÜLÜK, GÜLÜNÇLÜK, GÜNDÜZLÜK, GÜNÜCÜLÜK, GÜRBÜZLÜK, Devamını Oku »»
AKGÜNLÜK, AKTÖRLÜK, BOZYÜRÜK, BUGÜNLÜK, BÜCÜRLÜK, BÜRÜMCÜK, BÜTÜNLÜK, BÜYÜKLÜK, CÜNÜPLÜK, ÇÖKÜKLÜK, ÇÖPÇÜLÜK, ÇÜRÜKLÜK, DÖKÜKLÜK, DÖNÜMLÜK, DÜĞÜRCÜK, DÜNÜRLÜK, DÜŞÇÜLÜK, DÜŞÜKLÜK, GOLCÜLÜK, GÖĞÜSLÜK, GÖMÜTLÜK, GÖRÜMLÜK, GÖZCÜLÜK, GÜBÜRLÜK, GÜÇLÜLÜK, GÜDÜKLÜK, GÜLCÜLÜK, HÖDÜKLÜK, KADÜKLÜK, KÖMÜRLÜK, Devamını Oku »»
ARŞİDÜK, BOZÜYÜK, BÜZÜŞÜK, DÖRTLÜK, GÖNÇLÜK, GRANDÜK, GÜLÜCÜK, KARABÜK, KÖTÜLÜK, KÜÇÜCÜK, NÖTRLÜK, ÖĞÜRLÜK, ÖKSÜRÜK, ÖKÜZLÜK, ÖLÜMLÜK, ÖNCÜLÜK, ÖZGÜLÜK, TEHALÜK, TÜKÜRÜK, TÜRKLÜK, VİYADÜK, AKÇABÜK, AKYÜRÜK, BEBECÜK, BEDÜRÜK, BELERÜK, BİRÜCÜK, BİŞİRÜK, BİŞÜRÜK, BÖDÜRÜK, Devamını Oku »»
BÖNLÜK, BÖRTÜK, BÜKLÜK, ÇÖLLÜK, ÇÖPLÜK, DÜĞMÜK, DÜKLÜK, DÜMBÜK, DÜZLÜK, GOLLÜK, GÖLCÜK, GÖYNÜK, GÖZLÜK, GÜÇLÜK, GÜLLÜK, GÜMRÜK, GÜNLÜK, GÜRLÜK, GÜZLÜK, HÖLLÜK, HÜRLÜK, KÖKÇÜK, KÖSNÜK, KÖYLÜK, KÜTLÜK, ÖLÜLÜK, ÖPÜCÜK, ÖTÜRÜK, PÜRÇÜK, PÜRTÜK, Devamını Oku »»
BEDÜK, BÖLÜK, BÜKÜK, BÜYÜK, BÜZÜK, CÜCÜK, ÇÖKÜK, ÇÖZÜK, ÇÜRÜK, DÖKÜK, DÜDÜK, DÜŞÜK, GÖLÜK, GÖMÜK, GÖYÜK, GÜCÜK, GÜDÜK, GÜLÜK, HÖDÜK, HÖYÜK, HÜYÜK, KADÜK, KÖLÜK, KÜÇÜK, KÜTÜK, ÖRTÜK, ÖZLÜK, PÖÇÜK, SÖKÜK, SÖNÜK, Devamını Oku »»
ÖRÜK, TRÜK, ÜMÜK, ECÜK, EDÜK, EGÜK, ENÜK, ERÜK, ESÜK, EŞÜK, İMÜK, İNÜK, İTÜK, ONÜK, ÖCÜK, ÖÇÜK, ÖDÜK, ÖLÜK, ÖMÜK, ÖNÜK, ÖŞÜK, ÖTÜK, ÖYÜK, ÖZÜK, SÜÜK, ÜBÜK, ÜCÜK, ÜÇÜK, ÜDÜK, ÜĞÜK, Devamını Oku »»
BÜK, DÜK, LÜK, YÜK, CÜK, ÇÜK, PÜK, TÜK
ÜK
ÜK
Yük. Yatak, yorgan yığını. Yatak yığını. (Boğaz Susuz Kars).
HIZARBAŞIGÜNLÜK
Ordu ili, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
TAHAMMÜLSÜZLÜK
Tahammülsüz olma durumu.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
KOORDİNATÖRLÜK
Eş güdümcülük.
KARİKATÜRCÜLÜK
Karikatürcünün yaptığı iş, çizerlik, karikatüristlik.
TABİATÜSTÜCÜLÜK
Doğaüstücülük.
DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK
Düşündürücü olma durumu.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
TÜRKMENKARAHÜYÜK
Konya ili, Çumra ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DERELİTÜTÜNCÜK
Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.
BAŞANTRENÖRLÜK
Başantrenörcü olma durumu. Başantrenörcünün yaptığı iş.
KARAHİSARGÖLCÜK
Ankara kenti, Nallıhan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DİSTRİBÜTÖRLÜK
Distribütörün yaptığı iş, dağıtıcılık.
ANTRENÖRSÜZLÜK
Çalıştırıcısızlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFSUNCULUK
Büyücülük.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
ADACIK
Küçük ada.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ADİLİK
Bayağılık, düşüklük, aşağılık.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ADAYAVRUSU
İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ADAKLAMAK
Küçük çocuk yürümeye başlamak.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.