Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öke" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öke ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öke olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öke olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖKE
Deha sahibi kimse, dâhi.
HÖKE
Kibirli, ukala. Aşçı.
CÖKE
Joker, kısa boylu.
SÖKE
Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
BÖKE
Kahraman, güçlü kimse. Şampiyon.
TÖKE
Hindi. Saf, temiz. Yaşlı.
KÖKE
Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇÖKE
Kazma ve küreğin küçüğü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖKELEKLİ
İçinde çökelek bulunan, çökeleği olan.
BÖKELİK
Böke olma durumu, şampiyonluk, şampiyona.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ÇÖKELTME
Çökeltmek işi.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ÇÖKEL
Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.
ÇÖKELME
Çökelmek işi, teressüp.
ÇÖKELTMEK
Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ASILLI
Bir kökene dayanan, kökenli.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ÇÖKELTİ
Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.