Kelimeler arşivi içinde; başında "öke" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. öke ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öke ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öke olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖKELENMEK
ÖKELEKLİ
ÖKENCEK, ÖKENMEK
ÖKELİK
ÖKEER, ÖKEZE
ÖKEÇ, ÖKEN, ÖKER
ÖKE
ÖKE
Deha sahibi kimse, dâhi.
ÖKELENMEK
Öfkelenmek, kızmak. Öfkelenmek.
ÖKER
Akıllı kimse.
ÖKELİK
Öke olma durumu.
ÖKEZE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri.
ÖKEER
Akıllı, bilgili kimse.
ÖKEÇ
İki yaşına kadar erkek keçi. Sürünün önünde giden ve sürüyü yöneten koyun ya da keçi.
ÖKELEKLİ
Vücudu gösterişli olan kişi. Oturaklı (söz için).
ÖKENCEK
Göğüs tutukluğu, nefes darlığı.
ÖKENMEK
Birinin yaptıklarını, söylediklerini yineleyerek alay etmek. Yansılamak, öykünmek.
ÖKEN
Öksürük. Hayvanlara yük yüklemeye yarayan ip, enli kuşak, kolan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ÇÖKEL
Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
ÇÖKELTİ
Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup.
ÇÖKELME
Çökelmek işi, teressüp.
ÇÖKELTME
Çökeltmek işi.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
BÖKELİK
Böke olma durumu, şampiyonluk, şampiyona.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ASILLI
Bir kökene dayanan, kökenli.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
ÇÖKELTMEK
Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak.
ÇÖKELEKLİ
İçinde çökelek bulunan, çökeleği olan.