Kelimeler arşivi içinde; başında "çim" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. çim ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çim ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇİMENTOLANMAK, ÇİMENTOLATMAK
ÇİMENTOCULUK, ÇİMENTOLAMAK, ÇİMENTOLANMA, ÇİMENTOLATMA, ÇİMDİKLENMEK, ÇİMLENDİRMEK
ÇİMDİKLEMEK, ÇİMDİKLENME, ÇİMENTOLAMA, ÇİMCİKLEMEK, ÇİMÇİKLEMEK, ÇİMLENDİRME
ÇİMBİLEMEK
ÇİMENTOCU, ÇİMDİRMEK, ÇİMÇEŞMEK, ÇİMLENMEK, ÇİMENTOLU
ÇİMLENME, ÇİMÇİMCİ, ÇİMENSİZ, ÇİMENLİK, ÇİMDİRME, ÇİMLEMEK, ÇİMLEYİŞ
ÇİMBALİ, ÇİMENTO, ÇİMENLİ, ÇİMAYAZ, ÇİMÇİĞİ, ÇİMLEME, ÇİMBİTA, ÇİMÇİME
ÇİMDİK, ÇİMÇİM, ÇİMÇİK, ÇİMÇEK, ÇİMÇAM, ÇİMCİK, ÇİMBOR, ÇİMBİR, ÇİMBAR, ÇİMMEK
ÇİMYA, ÇİMEN, ÇİMEK, ÇİMÇE, ÇİMCE, ÇİMAK
ÇİMA
ÇİM
ÇİM
Buğdaygillerden, bahçelerin, yol kenarlarının ve parkların yeşillendirilmesinde yararlanılan çok yıllık bitki (Lolium).. Yeşilliği bol olan yer. Sebze fidelerinin genel adı. Az, biraz: Kış armudu çim tatlıdır. Ali çim arkada. Yıkanmak, yüzmek. Çimen, çim.
ÇİMENTOLANMAK
Çimento sürülmek, çimento ile kaplanmak.
ÇİMDİKLEMEK
Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.
ÇİMDİKLENMEK
Çimdik atılmak.
ÇİMLENDİRME
Çimlendirmek işi.
ÇİMLENDİRMEK
Çimlenmesini sağlamak.
ÇİMENTOCULUK
Çimentocunun yaptığı iş.
ÇİMBİLEMEK
Ucu sivri değnekle hayvan dürtmek.
ÇİMCİKLEMEK
Çimdiklemek.
ÇİMENTOLAMA
Çimentolamak işi.
ÇİMENTOLAMAK
Çimento sürmek, çimento ile sıvamak.
ÇİMÇİKLEMEK
Çimdiklemek.
ÇİMENTOLATMA
Çimentolatmak işi.
ÇİMENTOLANMA
Çimentolanmak işi.
ÇİMENTOLATMAK
Çimento ile sıvatmak, çimento karışımı malzeme ile yaptırmak.
ÇİMDİKLENME
Çimdiklenmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.