Kelimeler arşivi içinde; başında "çip" olan, toplam 61 adet kelime bulunmaktadır. çip ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çip ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çip olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇİPENDİRİKLİ
ÇİPİLDETMEK, ÇİPİLLENMEK, ÇİPİLLEŞMEK
ÇİPİLLEŞME, ÇİPİLLEMEK, ÇİPİLDEMEK, ÇİPİLDEMEG, ÇİPİDERESİ
ÇİPÇİPLAH, ÇİPDİRMEK, ÇİPİLEMEK
ÇİPERLİK, ÇİPİLDEN, ÇİPİLDEK, ÇİPİLDİK, ÇİPİRDİK, ÇİPİLDİM, ÇİPİRTME, ÇİPİLLİK, ÇİPİLGEN, ÇİPKESEN
ÇİPİLGİ, ÇİPİLLİ, ÇİPİLTİ, ÇİPİNTİ, ÇİPİRGİ, ÇİPİRUZ, ÇİPRUKA
ÇİPİTE, ÇİPLAH, ÇİPLAK, ÇİPLİK, ÇİPPEK, ÇİPPEN, ÇİPURA, ÇİPURİ, ÇİPÇİP
ÇİPİR, ÇİPAĞ, ÇİPRO, ÇİPRİ, ÇİPRE, ÇİPAR, ÇİPÇE, ÇİPÇİ, ÇİPLİ, ÇİPKİ, ÇİPEÇ, ÇİPEL, ÇİPİT, ÇİPİŞ, ÇİPER, ÇİPEZ, ÇİPİK, ÇİPİL
ÇİPE, ÇİPO, ÇİPİ, ÇİPA
ÇİP
ÇİP
Yonga. Göbek.
ÇİPİLDETMEK
Suyu etrafa sıçratmak.
ÇİPİLDEN
Suların sığ yeri.
ÇİPİLDEMEG
Su içinde el ve ayakları çırpmak.
ÇİPİLDEK
Sulu çamur. Gözleri çapaklı olan kişi. Suların sığ yeri.
ÇİPİDERESİ
Kırıkkale ili, Keskin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÇİPİLLEŞME
Çipilleşmek işi.
ÇİPİLLEMEK
Alkışlamak.
ÇİPİLEMEK
Suda oynamak.
ÇİPERLİK
Yağmurlu, soğuk (hava hakkında).
ÇİPENDİRİKLİ
Yağmurlu, soğuk (hava hakkında).
ÇİPDİRMEK
Bir vuruşta kesmek.
ÇİPİLDEMEK
Su içinde el ve ayakları çırpmak. Sıçramak: Su birikintisi üstüme çipildedi. Yara sulanmak.
ÇİPİLLENMEK
Göz çapaklanmak.
ÇİPÇİPLAH
Çırılçıplak.
ÇİPİLLEŞMEK
Gözleri çipil duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
CAYGIN
Vazgeçip işin ardını bırakan. Dönek.
KONTENJAN
Bir yükümlülük veya yararlanma işinde, o işin kapsamına girenlerin oluşturduğu belirli sayıdaki topluluk. Bir kuruluşun veya bir kimsenin seçip almakta yararlanabileceği sayı miktarı. Bir malın, alım satım veya dağıtım işinde, ilgililerin her birine düşen pay oranı.
ÇUPRA
Çipura (Cobitis).
GEÇİŞMEK
Birbirinin içine geçip karışmak, tedahül etmek.
ÖRGÜ
Örme işi ya da biçimi. Örülerek yapılan, örme. Örülmüş saç bölüğü, belik. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Yapı.
FİŞKA
Çipo tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit veya hareketli demir askı.
MÜRUR
Geçme, bir taraftan girip diğer taraftan çıkma. Sona erme. Geçip gitme.
REPERTUVAR
Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi. Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi. Birikim. Dağarcık.
İTİRAF
Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme.
DEVİRMEK
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak.
ÇAKIŞTIRMAK
Çakışma işini yaptırmak. Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek. İçki içip keyfetmek.
BEĞENMEK
İyi ya da güzel bulmak. Onaylamak, kabul etmek, tasvip etmek. Benzerleri arasından birini seçip ayırmak.
SÖKMEK
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak ya da gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak. Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek. Geçmek, etki yapmak. Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak. Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek. Okuyabilme becerisini kazanmak. Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak. Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak. Karışık bir yazıyı okumak. Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak. Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.
SEÇMEK
Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.
AKIŞ
Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.
FITIK
İç organlardan bir parçanın, genel olarak bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması, kavlıç, yarımlık.
DEVŞİRME
Devşirmek işi. Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. Toplanmış, bir araya getirilmiş. Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
SEÇMECİLİK
Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi, eklektizm, eklektiklik.