ZER ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zer" olan, toplam 98 adet kelime bulunmaktadır. zer ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zer ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ZERZEVATÇILIK, ZERDALİDİKENİ

12 harfli kelimeler

ZERZEMBİLDEK, ZERUNYAZLIĞI, ZERDÜŞTÇÜLÜK

11 harfli kelimeler

ZERİNBUĞDAY

10 harfli kelimeler

ZERİKLEMEK, ZERİNCEMEK, ZERDALİLİK, ZERRİNGADE, ZERLEZEBİL, ZERZEVATÇI, ZERZAVATCI, ZERDİNDANE, ZERNEZEBİL

9 harfli kelimeler

ZERRİNTAÇ, ZERRİNKAR, ZERENGADE, ZEREFETÇİ, ZEROFİLİK, ZERGALMAK, ZERDÜŞTÇÜ, ZERZAMBUL, ZERGERDEM, ZERLENMEK, ZERZEMBER

8 harfli kelimeler

ZERNİŞAN, ZERLEMEK, ZERZEVAT, ZERAVENT, ZEREFŞAN, ZERZEMİK, ZERZEMBİ, ZERDEÇAL, ZERZEMBE, ZERZEFİL, ZERZEBİL, ZERZAMBA, ZERRİŞTE

7 harfli kelimeler

ZERZAHT, ZERÜRET, ZERTLEK, ZERRECE, ZERZENE, ZERAFET, ZERİNCİ, ZERZEME, ZERZEMİ, ZERDALİ, ZERANOL, ZERDANE, ZEREFET, ZERDEVA, ZERGENİ, ZERDENE, ZERERLİ, ZERDELİ

6 harfli kelimeler

ZEREDE, ZERÜRİ, ZERANA, ZERDOY, ZERDIK, ZERENE, ZERRİN, ZERZEK, ZERPLİ, ZERZEM, ZERFLİ, ZERNİK, ZERMEĞ, ZERDEK, ZERGUN, ZERHOŞ, ZERLEK

5 harfli kelimeler

ZERZE, ZERDE, ZEREL, ZERAL, ZERUN, ZERUM, ZEREK, ZEREM, ZEREN, ZERER, ZERRE, ZERON, ZERGİ, ZERİA, ZERİF, ZERİK, ZERİN

4 harfli kelimeler

ZERA, ZERK, ZERT, ZERİ, ZERE, ZERD

3 harfli kelimeler

ZER

Bazı kelimelerin anlamları

ZER

Altın.

ZERİNCEMEK

Sızlanarak baş ağrıtmak, tedirgin etmek.

ZERZEMBİLDEK

Habersiz, eli boş (çıkagelme için).

ZERDÜŞTÇÜLÜK

Hz. İsa'dan önce VII. yüzyılda Zerdüşt tarafından düzenlendiği ileri sürülen, temel ilkeleri, iyilik (aydınlık) ve kötülük (karanlık) olan din.

ZERİNBUĞDAY

Güzün ekilen kılçıksız buğday.

ZERİKLEMEK

Uykuda sıçramak.

ZERDALİLİK

Çanakkale ilinde, Bayramiç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

ZERNEZEBİL

Yoksul, üstü başı yırtık.

ZERUNYAZLIĞI

Güzün ekilen kılçıksız buğday.

ZERRİNGADE

Turuncu lale.

ZERZEVATÇI

Zerzevat satan kimse, sebzeci.

ZERZEVATÇILIK

Zerzevatçının işi, sebzecilik.

ZERZAVATCI

İstanbul ilinde, Mahmutşevketpaşa bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ZERDALİDİKENİ

Centaurea sostitialın Compositae.

ZERLEZEBİL

Döküm saçım.

ZERDİNDANE

Altın zincir.

  -   -   -  

Anlamında ZER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇINIM

Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AĞABEY

Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AĞAÇKESEN

Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AFRİKA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AHARLI

Üzerine ahar sürülmüş olan.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).