Kelimeler arşivinde; içinde "zer" olan, toplam 329 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zer bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zer ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zer olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TYZZERHASTALIĞI
ÖZERKLEŞTİRMEK, YANYÜZERGİLLER
MAZERETSİZLİK, ÖZERKLEŞTİRME, ZERZEVATÇILIK, DEKOMPOZERLER, ZERDALİDİKENİ
AZERBAYCANLI, BENZERSİZLİK, UYURGEZERLİK, MOTORLUGEZER, SALINIMÇİZER, ZERDÜŞTÇÜLÜK, ZERUNYAZLIĞI, ZERZEMBİLDEK
BAYRAMÜZERİ, DEPREMÇİZER, İKİNDİÜZERİ, ÖZERKLEŞMEK, PREZERVATİF, REZERVASYON, ÇEMBERÇİZER, GÖZERLENMEK, SEZERLENMEK, SYNTHESİZER, ZERİNBUĞDAY
AKŞAMÜZERİ, BERİBENZER, MAZERETSİZ, ÖZERKLEŞME, YAZARÇİZER, YÜZERGEZER, ZERZEVATÇI, GİYİMÇİZER, DOMUZERİĞİ, DONUZERİĞİ, EKZERGONİK, EZERCESİNE, GOZERLEMEK, GÖLEZERİĞİ, GÖZERLEMEK, MAVZERYAĞI, METİZERJİD, TIPKIÇİZER, ÜZERİYÜKLÜ, YENİÖZERLİ, ZERDALİLİK, ZERDİNDANE, ZERİKLEMEK, ZERİNCEMEK, ZERLEZEBİL, ZERNEZEBİL, ZERRİNGADE, ZERZAVATCI
AYAKÜZERİ, BENZERLİK, BENZERSİZ, ELEZERLİK, MAZERETLİ, MOZERELLA, ÖĞLEÜZERİ, ÖZEZERLİK, REZERVUAR, UYURGEZER, ARIGÖZERİ, DÜZERLEME, GOTGOZERİ, GÖZERTEPE, HEZERTERE, HEZERTERİ, ISILÇİZER, İZGEÇİZER, NEZERRİYH, NORZERİĞİ, SANİTİZER, SEKİZERLİ, TAŞGÖZERİ, TEPZERMEK, ZERDÜŞTÇÜ, ZEREFETÇİ, ZERENGADE, ZERGALMAK, ZERGERDEM, ZERLENMEK, Devamını Oku »»
BULDOZER, BUZÇÖZER, EGZERSİZ, GAYZERİT, ÖZERKLİK, ÜZERİNDE, YAYÇİZER, YÜZERLİK, ZERAVENT, ZERDEÇAL, ZERZEVAT, BEZERLİK, BEZERMEK, BEZERMİŞ, BİZERMEK, BOZERKEÇ, ÇİZERLİK, DAŞGÖZER, DÖNMEZER, DÜZERMEK, EZERTENE, EZERTERE, GEYZERİT, GEZERGİÇ, GÖZERİMİ, GÖZERMEK, GÜLSEZER, GÜZERGAH, LAZERTUS, MEZERLİK, Devamını Oku »»
AZERİCE, BENZERİ, CEZERYE, MAZERET, SEKİZER, ÜZERİNE, ÜZERLİK, ZERDALİ, ZERDEVA, BEZERİK, BEZERME, BİLEZER, DENİZER, DÜZEREK, DÜZEREN, DÜZERGE, ERSEZER, FİLİZER, GEZEREV, GEZERGİ, GEZERLİ, GÖZEREK, GÜLÖZER, GÜZERTİ, HIZERİK, ILGAZER, KAZERİK, MENZERE, MEZERET, NEZERET, Devamını Oku »»
BENZER, ELEZER, GAYZER, KAYZER, MAVZER, MİBZER, ÖZEZER, PANZER, REZERV, VÜZERA, ZERRİN, ABUZER, BEMZER, BOZERK, GEYZER, İZERGE, KEVZER, KÖZERE, MANZER, NEZERİ, NURZER, OĞUZER, ÖZEREK, ÖZEREN, ÖZEROL, SÖZERİ, TANZER, TEZERE, ÜZERİK, ÜZERLİ, Devamını Oku »»
AZERİ, ÇİZER, DOZER, GÖZER, LAZER, ÖZERK, ÜZERE, ÜZERİ, YÜZER, ZERDE, ZERRE, ABZER, BEZER, BOZER, ÇÖZER, FEZER, GEZER, GİZER, GOZER, GÜZER, HAZER, HEZER, HOZER, KEZER, KÖZER, KÜZER, MAZER, MEZER, NAZER, NEZER, Devamını Oku »»
ZERK, AZER, ÖZER, UZER, ÜZER, ZERA, ZERD, ZERE, ZERİ, ZERT
ZER
ZER
Altın.
MOTORLUGEZER
Tek yuvgulu küçük motordan oluşan, enüst hızı genellikle 100 km/saat'in altında, iki tekerlekli, üstü açık, küçük yolcu taşıtı.
BENZERSİZLİK
Benzersiz olma durumu.
SALINIMÇİZER
Elektriksel salınımları çizerek gösteren aygıt.
ZERUNYAZLIĞI
Güzün ekilen kılçıksız buğday.
ÖZERKLEŞTİRMEK
Özerk duruma getirmek, özerklik vermek.
AZERBAYCANLI
Azerbaycan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
MAZERETSİZLİK
Mazeretsiz olma durumu.
ZERZEVATÇILIK
Zerzevatçının işi, sebzecilik.
YANYÜZERGİLLER
Asalakbilimde, yaprak solucan arakonakçısı türleri dolayısıyle adı geçen, yaygın, vücudu bakışımsız, kemikli balıklar familyası. Balıklar (Aves) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt takımından, yumurtadan çıkan yavruların vücuttan simetrili, büyüyünce gözün biri yukarı doğru yer değiştiren ve vücut yassılaşarak simetrisiz bir yapı gösteren, kuma gömülen ve gözlerinin bulunduğu bölge üste gelen, dünyanın her tarafına yayılmış, dil balığı (Solea vulgaris) ve kalkan balığı (Rhombus maximus) türleri iyi bilinen bir familya.
UYURGEZERLİK
Uyurgezer olma durumu, somnambulizm.
ÖZERKLEŞTİRME
Özerkleştirmek işi.
TYZZERHASTALIĞI
Laboratuvar kemiricilerinde karaciğerde birkaç milimetre çapında pıhtılaşma nekrozu, hafif yangısal infiltrasyon ve nekroz odaklarının çevresindeki karaciğer hücreler içinde Bacillus piliformis'in varlığıyla belirgin bakteriyel hastalık, Bacillus piliformis enfeksiyonu. Etkenin izolasyonu güç olduğundan, doku kesitlerinde gümüşleme teknikleriyle ortaya konması teşhis için önemlidir. Hastalığa tay, köpek ve kedilerde de rastlanır.
ZERDALİDİKENİ
Centaurea sostitialın Compositae.
ZERDÜŞTÇÜLÜK
Hz. İsa'dan önce VII. yüzyılda Zerdüşt tarafından düzenlendiği ileri sürülen, temel ilkeleri, iyilik (aydınlık) ve kötülük (karanlık) olan din.
DEKOMPOZERLER
Ölü bitki ve hayvansal maddelerle beslenerek, onları parçalayıp tekrar besin zincirine sokan organizmalar.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AHARLI
Üzerine ahar sürülmüş olan.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AFRİKA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.