Sonu ZET ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zet" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında zet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

MARKİZET

7 harfli kelimeler

RİYAZET

6 harfli kelimeler

İCAZET, KLOZET, LEZZET, NAMZET, NEZZET, BİNZET, BİZZET

5 harfli kelimeler

İZZET, NEZET, MEZET, LEZET, GÖZET, GAZET, ROZET

4 harfli kelimeler

ÖZET

3 harfli kelimeler

ZET

Bazı kelimelerin anlamları

ZET

Biraz sonra.

GAZET

Gazete.

BİNZET

Güzel, zarif.

NAMZET

Aday. Sözlü, yavuklu.

NEZET

Lezzet.

İCAZET

İzin. Diploma. Onay, onaylama.

GÖZET

Baharda geceleri hayvan otlatılan yer. Gözetleme yeri.

MARKİZET

Bir tür ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş.

KLOZET

Alafranga tuvalet.

İZZET

Büyüklük, yücelik, ululuk.

BİZZET

Arapça kökenli bi-z-zât: bizzat.

LEZZET

Ağız yoluyla alınan tat. Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk, haz.

LEZET

Arapça kökenli lezzet: lezzet; tat.

MEZET

Mezat, pazar yeri. Mezat. Hayvan pazarı.

RİYAZET

Nefsin isteklerini kırma.

NEZZET

Tat. Tat, lezzet.

  -   -   -  

Anlamında ZET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALABALIK

Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).

ANANAS

Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç (Ananas sativus). Bu ağacın çam kozalağına benzeyen, iri, güzel kokulu, lezzetli meyvesi.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ADAYLIK

Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

BAHARATLANDIRMAK

Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.

BAŞMUBASSIR

Gözetmenlerin başı olan kimse.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AYŞEKADIN

Kılçıksız, lezzetli bir taze fasulye türü.

BAŞYAZI

Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.

AHZETME

Ahzetmek işi.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

BASMA

Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

BAŞYAZAR

Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

BASIN

Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.