Kelimeler arşivi içinde; başında "yalım" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. yalım ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yalım ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yalım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YALIMALÇAHLIĞI
YALIMBİLEK, YALIMPARÇA
YALIMKAYA
YALIMKÖY, YALIMSAK
YALIMAK, YALIMLI
YALIMA
YALIM
YALIM
Alev. Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü.
YALIMKAYA
Eskişehir şehri, Mihalıççık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YALIMPARÇA
Bir avuç.
YALIMLI
Diyarbakır ilinde, Lice belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YALIMAK
Reçine.
YALIMALÇAHLIĞI
Eksiklik.
YALIMBİLEK
Kemikleri gelişmeden doğan çocuk.
YALIMKÖY
Ankara şehrinde, Kalecik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YALIMA
Dudakta çıkan yara, uçuk. Sanırım.
YALIMSAK
Obur. Başıboş kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YALIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KINCIMAK
Yumru köklü bitkiler sokulurken topraktan kökü ile çıkmamak, sıyrılıp kopmak. Mızıkçılık etmek : Onu oyuna sokmayalım, çabuk kıncır. Yumuşak nesne iki sert cisim arasında ezilmek, patlamak: Bisikletin iç lastiği kıncıdı.
ELPAPA
El üstünde oynanılan taş oyunu: Yaşar gel elpapa oynayalım.
FARZIMUHAL
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak. Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki.
NEYSE
"Önemi yok, olan oldu" anlamında kullanılan bir söz. "Konuyu kapatalım, uzatmayalım, her ne ise" anlamında kullanılan bir söz. "Çok şükür, bereket versin" anlamında kullanılan bir söz.
KİLEYDEN
Yeniden : Oyuna kileyden başlayalım.
EVE
Oyunda ebe: Gelin saklambaç oynayalım, men ebe olacağım. Acele, çabuk. Evvel.
KIRKCIK
Saklambaç oyunu : Haydi arkadaşlar kırkcık oynıyalım.
ÖYGÜN
Karıştırılmış, yoğrulmuş : Çamur öygün, duvarı sıvayalım.
SÜREĞEÇ
Çocuğu yürümeye alıştırmaya yarayan, tahtadan yapılmış tekerlekli bir çeşit araba, yürüteç. Harman toplamaya yarayan tahta araç : Süreğeçleri alın da harman toplıyalım. Çarkın urganını yağlamak için kullanılan ziftti bez. Bulaşık bezi, paçavra. Yıkanırken kir çıkarmak için kullanılan örgü ya da bez kese.
ÇEKENEK
Tüfeğin içindeki sıkıyı çekmek için kullanılan ucu damaklı, burgulu-60-70 santimetre uzunlukta ve yarım santimetre çapında bir demir çubuk: Bizim çiftenin çekeneği yok, bir çekenek ver de sıkıyı boşaltayım. Harmanı tınaz yapmak için, toplamakta kullanılan ağaçtan yapılmış basit bir aygıt: Çekenekle toplayalım.
ŞULE
Alev, yalım.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
ÇIVGARLAMAK
Bir çift öküzün önüne bir çift daha koşmak: Bizim hayvanlar çekmedi, senin atları da getir de çıvgarlayalım.
SÖYKEMEK
1.Yaslamak, dayamak: Dirseğimi masaya söykedim. 2.Yatar gibi oturmak. 3.Yatırmak, sermek : Merhametsiz adam koca ormanı yere söykemiş. Son vermek : O meseleyi söykemeden başka işe bakmayalım ağalar. Dayamak.
GAHLAMAK
Dilimlere ayırmak: Gel beraberce şu elmaları gahlayalım. Koşulu öküz veya mandayı sürmek, sevketmek. Taklamak.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
SELAMAK
Sallamak : Şu dalı sela da bir toplayalım.
KEZGERE
Teskere : Kezgereyi getir toprak taşıyalım.
FARAZA
Diyelim ki, sayalım ki, tutalım ki, varsayalım ki.
ÖYMEK
Sakız ve benzerleri maddeleri özleştirmek. İki ya da daha çok şeyleri ezerek, yoğurarak iyice birbirine karıştırmak. Karmak : Çamuru öyüp duvara sıvayalım. Sıvı şeyleri sürmek, bulaştırmak : Pekmezi üzerine öğme. Yağ ve benzerleri Maddeler düştüğü yerde yayılıp leke yapmak. Yayılmak, otlamak : Koyunlar öydü. Bozmak : Burası yeni boyandı, çocukların öymemesi için kapıyı kitlemeli. İçine geçmek : Hafif yağan yağmur toprağa iyi öğer. Övmek. Yağ ve benzerleri maddeler düştüğü yerde yayılmak leke bırakmak. Yanmak. Ezmek.