Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ver" olan, toplam 150 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ver ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ver olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ver olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CUMHURİYETPERVER
TELEVİZYONSEVER
HÜRRİYETPERVER, MİLLİYETPERVER
EDEBİYATSEVER, HAMİYETPERVER, MENFAATPERVER, MİLLİYETSEVER, MİSAFİRPERVER, TERAKKİPERVER
KARINCASEVER, TİYATROSEVER
HAYIRPERVER, İYİLİKSEVER, MİLLETSEVER, SİNEMASEVER, ŞİKEMPERVER, VATANPERVER, YARDIMSEVER, HAYALPERVER, HAYVANSEVER, KROSİNGOVER
ALMANSEVER, BARIŞSEVER, BİÇERDÖVER, ÇİÇEKSEVER, HAYIRSEVER, KİTAPSEVER, KONUKSEVER, MUTASAVVER, MÜZİKSEVER, SANATSEVER, SULHPERVER, VATANSEVER, DIŞKISEVER, BİLİMSEVER, DEMİRDÖVER, DÖNERDÖVER
DOĞASEVER, SPORSEVER, SULHSEVER, ULUSSEVER, YURTSEVER, AĞAÇSEVER, CANPERVER, EKİNDÖVER, TANRIÖVER
BAŞYAVER, DİLSEVER, HAKSEVER, MUSAVVER, MÜDEVVER, MÜNEVVER, REVOLVER, SERYAVER, CANSEVER, CENGAVER, ÇAHCAVER, ÇAKCAVER, GÖKSEVER, GÜLSEVER, ĞOÇĞOVER, HOLDEVER, LÜVELVER, MAHDÜVER, MÜSEVVER, ŞEMSAVER, TANSEVER, YAĞDÖVER
DİLAVER, ÖZSEVER, SEMAVER, AYSEVER, ERSEVER, GÜLAVER, HOLEVER, HÜDAVER, İLSEVER, İŞSEVER, KADAVER, KAĞAVER, KELEVER, LALAVER, MÜCÜVER, NEŞEVER, NİNAVER, OKSEVER, ŞİNAVER, ÜNSEVER
MİHVER, MÜCVER, MÜRVER, ELÖVER, GELVER, GÜLVER, GÜNVER, HAZVER, HİZVER, KANVER, KOLVER, MUTVER, MÜZVER, NURVER, NÜYVER, PELVER, PERVER, SANVER, SELVER, SERVER, SONVER, ŞANVER, TACVER, TANVER, TİLVER, TRUVER
DÜVER, SEVER, YAVER, ALVER, AYVER, BÜVER, DAVER, DÖVER, DUVER, ELVER, ENVER, FEVER, GEVER, GOVER, GÖVER, GUVER, GÜVER, HAVER, HEVER, KEVER, KOVER, KÖVER, KUVER, LİVER, LOVER, LÖVER, LÜVER, OKVER, ÖZVER, ROVER, Devamını Oku »»
ÖVER
VER
VER
Çapalama, ayıklama: Ver zamanı geçiyor, bostana bakamadım.
HAMİYETPERVER
Hamiyetli.
MİSAFİRPERVER
Konuksever.
KARINCASEVER
Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek.
TERAKKİPERVER
İlerici.
HÜRRİYETPERVER
Hürriyetçi.
CUMHURİYETPERVER
Cumhuriyetçi.
MİLLİYETSEVER
Milliyetçi.
MİLLETSEVER
Milletini seven (kimse).
TELEVİZYONSEVER
Televizyon sanatını, kültürünü benimsemiş, televizyona bundan dolayı bağlı olan kimse; televizyonu bilerek seven izleyici.
TİYATROSEVER
Tiyatro tutkusu olan, tiyatroyu seven kimse. Tiyatro tutkunu. Tiyatro sanatına sıkıca bağlı, tiyatro kültürü edinmiş kişi. Tiyatro sanatını, kültürünü edinmiş, tiyatroya köklü olarak bağlı olan kişi.
İYİLİKSEVER
Hayırsever.
EDEBİYATSEVER
Edebiyata tutkun.
MİLLİYETPERVER
Ulussever.
MENFAATPERVER
Çıkarcı.
HAYIRPERVER
Hayırsever.
Bu bölümde tanımı içerisinde VER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AFERİST
Dalavereci.