Kelimeler arşivi içinde; başında "ver" olan, toplam 177 adet kelime bulunmaktadır. ver ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ver ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ver olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VERİMSİZLEŞTİRMEK
VERGİLENDİRİLMEK, VERİMSİZLEŞTİRME
VERGİLENDİRİLME, VERÜGELİPDURMAK
VERGİLENDİRMEK, VERHOEFFBOYASI, VERİMSİZLEŞMEK
VERDİNİKTERUS, VERESİYECİLİK, VERGİLENDİRME, VERİMSİZLEŞME, VERMİKÜLASYON, VERNALİZASYON
VEREVİLENMEK, VERİBİNİLMEK, VERİLEBİLMEK, VERNİKLENMEK, VEROSİTOKSİN
VERDOFLAVİN, VEREPLENMEK, VERİLEBİLME, VERİMSİZLİK, VERİŞTİRMEK, VERİYERŞİNA, VERMİFORMİS, VERMİNASYON, VERNİKLEMEK, VERNİKLENME, VERTEBRALİS
VEREBİLMEK, VERECEYHLİ, VEREPLEMEK, VERESİYECİ, VERGİCİLİK, VERGİLEMEK, VERİKLEMEK, VERİLDEMEK, VERİMLİLİK, VERİNİLMEK, VERİŞTİRME, VERİVERMEK, VERMEYİŞİN, VERMİFUGAL, VERMİKULİT, VERMİKULOZ, VERMİKÜLER, VERMİKÜLÖZ, VERMİNOTİK, VERMİNOZİS, VERMİSİDAL, VERMİYECAM, VERNİKLEME, VEROTOKSİN, VERTEBRATA, VERTİKALİS, VERTİKİLUS, VERÜGELMEK
VERAPAMİL, VERDİRMEK, VEREBİLME, VEREBİMEK, VERECEKLİ, VERGİLEME, VERİCİLİK, VERİLMEME, VERİMLEME, VERİVERME, VERMİSSİM, VERNİKSİZ, VERSATİLE, VERYANSIN
VERDİMDİ, VERDİNAZ, VERDİRME, VEREBİNE, VERENDAR, VERESİYE, VEREVİNE, VERGİNEN, VERGİSİZ, VERİLMEK, VERİMCEK, VERİMKAR, VERİMSİZ, VERİŞMEK, VERİYNEN, VERLEMEK, VERMİFUJ, VERMİFÜJ, VERMİKÜL, VERMİNAL, VERMİNÖZ, VERMİSİT, VERNİKLİ, VERONİCA, VERONİKA, VERRUKÖZ, VERRÜKÖZ, VERSİYON, VERTEBRA, VERTİKAL
VERANDA, VERASET, VERECEK, VEREGEN, VEREĞAN, VERELLİ, VEREMLİ, VERESET, VERGİCİ, VERGİLİ, VERİLER, VERİLİŞ, VERİLME, VERİMAY, VERİMLİ, VERİNTİ, VERİŞİK, VERİŞİM, VERKSİT, VERNİYE, VERRUKA, VERSSİZ, VERTEKS, VERTİGO
VERANE, VERESE, VERESİ, VEREVİ, VERGEL, VERGİN, VERİCİ, VERİGA, VERKAÇ, VERKER, VERMEK, VERMİN, VERMİS, VERMİŞ, VERMUT, VERNİK, VERONE, VERSEK, VERŞAN, VERTEP, VERUGA, VERVEÇ
VERAL, VERAM, VERAN, VERAŞ, VERDA, VERDİ, VEREB, VEREF, VEREK, VEREM, VEREN, VEREP, VEREŞ, VERET, VEREV, VERGİ, VERHA, VERİK, VERİM, VERİŞ, VERİT, VERME, VERNİ, VERRÜ
VERA, VERE, VERİ, VERO
VER
VER
Çapalama, ayıklama: Ver zamanı geçiyor, bostana bakamadım.
VEREVİLENMEK
Eğrilmek.
VERİMSİZLEŞME
Verimsizleşmek durumu.
VERGİLENDİRİLMEK
Vergilendirme işi yapılmak.
VERMİKÜLASYON
Solucana benzer hareket, peristaltik.
VERDİNİKTERUS
Safra stazından doğan ve derinin yeşil renk aldığı sarılık.
VERGİLENDİRME
Vergilendirmek işi.
VERİMSİZLEŞTİRMEK
Verimsiz duruma getirmek.
VERGİLENDİRİLME
Vergilendirilmek işi.
VERGİLENDİRMEK
Bir kimseyi veya bir şeyi vergiye bağlamak.
VERHOEFFBOYASI
Elastik dokunun ortaya konmasında kullanılan histolopatolojik boya.
VERNALİZASYON
Çiçek açma ya da erken çiçek vermek üzere bitkinin ya da tohumlarının soğuğa maruz bırakılması.
VERİMSİZLEŞTİRME
Verimsizleştirmek durumu.
VERİMSİZLEŞMEK
Verimsiz duruma gelmek.
VERESİYECİLİK
Veresiyeci olma durumu.
VERÜGELİPDURMAK
İleriden beri vermek, veregelmek, devamlı surette vermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde VER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AFERİST
Dalavereci.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.