Sonu UŞU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uşu" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uşu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında uşu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uşu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SICANCIKKUŞU, KARANLIKKUŞU

11 harfli kelimeler

MUSTAFAKUŞU, KARINCAKUŞU

10 harfli kelimeler

SANDALKUŞU, CENNETKUŞU, DEVLETKUŞU, YAPRAKKUŞU

9 harfli kelimeler

YERDURUŞU, MURATKUŞU, MAVUKKUŞU, MAĞSAKUŞU, VİRANGUŞU, HAMSİKUŞU, YABANGUŞU, KAĞITKUŞU, HAMSIKUŞU, GÜVÜLKUŞU, YAYIHKUŞU, ÇAVUŞKUŞU

8 harfli kelimeler

HACIKUŞU, GULUGUŞU, KAYAKUŞU, GECEKUŞU, GECEGUŞU, DEVEĞUŞU, ÇALIKUŞU

7 harfli kelimeler

UĞUKUŞU, YELGUŞU, KIZGUŞU, KUŞKUŞU, KIZKUŞU, KARKUŞU, GÜLKUŞU

6 harfli kelimeler

SUKUŞU, EVKUŞU, KONUŞU

5 harfli kelimeler

UKUŞU

4 harfli kelimeler

PUŞU, KUŞU, HUŞU

3 harfli kelimeler

UŞU

Bazı kelimelerin anlamları

UŞU

Şu, karşılığı şo.

KARINCAKUŞU

Karıncayiyen.

HAMSİKUŞU

Baharat, un ve yumurtaya bulanarak yapılmış olan hamsi tavası.

MAVUKKUŞU

Baykuş.

VİRANGUŞU

Baykuş.

MAĞSAKUŞU

Geç uyuyan yaşlılara verilen ad.

YERDURUŞU

Altta bulunması gereken güreşçinin minder ortasında eller üstü alacağı durum.

CENNETKUŞU

Bir takımyıldızın adı.

MUSTAFAKUŞU

Çalıkuşu.

SANDALKUŞU

Sarıasma da denilen bir çeşit kuş.

YABANGUŞU

Bir çeşit kuş.

YAPRAKKUŞU

Keklik.

KARANLIKKUŞU

Yarasa.

MURATKUŞU

Baykuş.

DEVLETKUŞU

Diyarbakır şehri, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SICANCIKKUŞU

Tarlasıçanı yiyen bir çeşit kuş.

  -   -   -  

Anlamında UŞU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UŞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

ALBATROS

Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).

ANGUT

Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.

ANAOKULU

Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.

AFYONLU

İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ACENTELİK

Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.

AGAMİ

Borazan kuşu.

BAR

Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.

ANATOMİ

İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

BAHİS

Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ANGUDİ

Angut kuşunun rengi. Bu renkte olan.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

ATIŞ

Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.