Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uta" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uta ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uta olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uta olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EPİCAUTA
ŞARMUTA, MEŞRUTA, MALHUTA, KORKUTA, BALKUTA, KELHUTA, HARHUTA
ZAKUTA, PEÇUTA, PAPUTA, HASUTA, HAKUTA, GURUTA, PİÇUTA, KOMUTA
ASUTA, ALUTA
DUTA, HUTA, ÇUTA, LUTA, MUTA, PUTA, TUTA, FUTA
UTA
UTA
(Japonca) Eski Japon edebiyatında ilkel türkülerin adı.
PEÇUTA
Palamut.
HARHUTA
Eskimiş, bozulmuş, yıkılmış şey.
MALHUTA
İnce bulgurdan yapılan bir yemek çeşidi.
HASUTA
Mısır unu, pekmez, yağ ve nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı. Un, yağ ve şeker veya pekmezle yapılan kuymak türü bir aş.
MEŞRUTA
Bir kimseye, mirasçılara veya bir kuruluşa satılmamak şartı ile verilmiş mülk.
HAKUTA
Taş, tuğla ya da çamurdan yapılmış ocak, maltız.
EPİCAUTA
Meloidae ailesinde bulunan, kantaridin salgılayarak geviş getiren hayvanlarda kantaridin zehirlenmesine neden olan Epicauta pennsylvanica, E. vittata, E. cinerea, E. tormentosa ve E. sapphirina türleri olan böcekler.
PAPUTA
Kavrulmuş mısır.
KELHUTA
Elinden iş gelmeyen beceriksiz kadın.
ZAKUTA
Salamura yapılmış yeşil zeytin.
BALKUTA
Midye.
GURUTA
Bir cins yufka.
PİÇUTA
Bir tür iri palamut balığı.
ŞARMUTA
Ahlaksız, hoppa kadın. Haşarı, bağırtlak, edepsiz kadın.
KORKUTA
Mısır yarması, iyi öğütülmüş mısır.
Bu bölümde tanımı içerisinde UTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARLANMAK
Utanmak.
ANTANT
Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat.
AR
100 m² değerinde yüzey ölçü birimi. Argon elementinin simgesi. Utanma, utanç duyma.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ARLANMAZ
Utanmaz, sıkılmaz.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ARGONOT
Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).
AĞCI
Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ARSIZ
Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse). Açgözlü davranan (kimse). Kolayca üreyebilen (bitki).
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ARLI
Namuslu, utangaç, sıkılgan.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ARLANMA
Utanma.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
AFYONKEŞ
Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.