UTA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uta" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. uta ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uta ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uta olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

UTANMAZCASINA

11 harfli kelimeler

UTANABİLMEK

10 harfli kelimeler

UTAŞTIRMAK, UTANABİLME, UTANGAÇLIK, UTANMAZLIK, UTANMAZLIH, UTANDIRMAK

9 harfli kelimeler

UTANÇLAMA, UTANMAZCA, UTANDIRMA

7 harfli kelimeler

UTANGEÇ, UTANSAK, UTANSEK, UTAŞMAK, UTANMAZ, UTANMAK, UTANGAN, UTANGAÇ, UTANCAK, UTANCAH, UTALMAK

6 harfli kelimeler

UTANMA, UTANIŞ, UTARİT

5 harfli kelimeler

UTANÇ

4 harfli kelimeler

UTAŞ, UTAĞ

Bazı kelimelerin anlamları

UTA

(Japonca) Eski Japon edebiyatında ilkel türkülerin adı.

UTANGEÇ

Utangaç.

UTANSEK

Utangaç.

UTANABİLME

Utanabilmek işi.

UTANGAÇLIK

Sıkılganlık, mahcubiyet.

UTANÇLAMA

Bazı kelime hecelerinin yan yana gelmesiyle utanç verici anlamda başka bir sözün meydana çıkması.

UTAŞTIRMAK

Yetiştirmek. Ateşi alevlendirmek. İletmek, ulaştırmak.

UTANDIRMA

Utandırmak işi.

UTANMAZLIK

Utanmaz olma durumu, yüzsüzlük, arsızlık.

UTANMAZLIH

Utanmazlık.

UTANABİLMEK

Utanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UTANMAZCA

Utanmaz bir biçimde yapılan. (utanma'zca) Utanmaksızın, utanmaz bir biçimde, utanmazcasına.

UTANSAK

Utangaç. Mahcup, utangaç.

UTANDIRMAK

Utanmasına yol açmak, utanacak bir duruma düşürmek, mahcup etmek.

UTANMAZCASINA

Utanmazca.

UTAŞMAK

Ulaşmak, yetişmek: Arkasından koştum ulaşamadım. Yetişmek, ulaşmak.

  -   -   -  

Anlamında UTA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARSIZ

Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse). Açgözlü davranan (kimse). Kolayca üreyebilen (bitki).

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

AR

100 m² değerinde yüzey ölçü birimi. Argon elementinin simgesi. Utanma, utanç duyma.

ALBAY

Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ARLANMAZ

Utanmaz, sıkılmaz.

ADAMOTU

Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).

ARLANMAK

Utanmak.

ANTANT

Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

ARLANMA

Utanma.

ARGONOT

Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALIŞILMIŞ

Her zamanki, mutat.

AFYONKEŞ

Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.