Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uğu" olan, toplam 95 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uğu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uğu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uğu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MEHMETDEDEOBRUĞU, KIRLANGIÇKUYRUĞU
SARIMSAHGABUĞU, KAYNANAYUMRUĞU, KAYINNAYUMRUĞU
DERBENTOBRUĞU, MİSİRKATAVUĞU, SIYIRDIMOLUĞU, TEPETOMURCUĞU, DEĞİRMENOLUĞU, TERAZİKUYRUĞU, BEKTAŞİKAVUĞU
DOMUZKUYRUĞU, ASLANKUYRUĞU, SIĞIRGUYRUĞU, OĞLANBONCUĞU, MAĞARAOBRUĞU, YILANKUYRUĞU, ÇOBANTUZLUĞU, KATIRKUYRUĞU, TAVŞANTOPUĞU, SIĞIRKUYRUĞU, DİREZİÇUBUĞU, KÖPEKKUYRUĞU, DİLKİGUYRUĞU, SIÇANKUYRUĞU, TAVUSKUYRUĞU, TİLKİKUYRUĞU, BELSOĞUKLUĞU, ÇERKEZTAVUĞU, TÜLKÜGUYRUĞU, FINDIKKABUĞU, KADINTUZLUĞU
TOKATTAVUĞU, PAPAZTAVUĞU, SIHIBONCUĞU, NİŞANÇUBUĞU, BÖCEKKABUĞU, FAREKUYRUĞU, KEDİKUYRUĞU, YABANTAVUĞU, MISIRTAVUĞU, TAZIBONCUĞU, ÇELİKPAMUĞU, ÇALIBONCUĞU, DENİZKABUĞU, TOSBASOLUĞU, TAZİBONCUĞU, DOŞANTOPUĞU, GURTMUNCUĞU
KAVALOLUĞU, KAVAKOLUĞU, AHMETOLUĞU, SİRKUYRUĞU, KUŞKUYRUĞU, DİŞBOŞLUĞU, BOĞAZOLUĞU, DUMANOLUĞU, OCAKTAVUĞU, DENİZOLUĞU, ÖLÜKUYRUĞU
ATKUYRUĞU, SUCULLUĞU, YERKABUĞU, SUÇULLUĞU, OYÇOKLUĞU, İTKUYRUĞU, ÇİLBOZUĞU, DİNDORUĞU, EVKUTLUĞU, İBİTAVUĞU, KANDADUĞU
SUBOĞUĞU, SULULUĞU, SUTAVUĞU, SUUÇDUĞU, SUUÇTUĞU, SUVURUĞU, YOĞIDUĞU, İTBORUĞU, DİŞOYUĞU, KAMUCUĞU
SOYRUĞU, VARDUĞU, SUOLUĞU
ALDUĞU
ŞAUĞU
PUĞU, BUĞU, KUĞU, YUĞU, CUĞU, ÇUĞU, HUĞU
UĞU
UĞU
Baykuş. Boş, ıssız: Pınar uğu değil, sonra gidersin.
KAYNANAYUMRUĞU
Kaktüs. Bir çeşit kaktüs.
ASLANKUYRUĞU
Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki, yer pırasası (Leonurus).
TEPETOMURCUĞU
(Mimari, Süsleme) Süslenen bir yüzeyin en yüksek ve sivri yerine konulan tomurcuk biçimindeki süs; tepe çiçeği.
DOMUZKUYRUĞU
Beyaz tüylü, büyük yabani bir ot.
SIYIRDIMOLUĞU
Değirmen çarkına suyun gitmesini sağlayan tahta ya da saçtan oluk. Suyu değirmene ulaştıran oluk. (Köprü Şarkikaraağa, Körküler Yalvaç Isparta; Mudurnu Bolu).
BEKTAŞİKAVUĞU
Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus).
SIĞIRGUYRUĞU
Yemeği de yapılan, dikenli bir çeşit yabanpancarı.
KIRLANGIÇKUYRUĞU
Hayvanın kulağını delerek yapılmış olan işaret.
DEĞİRMENOLUĞU
Ağrı ili, Eleşkirt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TERAZİKUYRUĞU
Terazi yıldızının altında bulunan parlak yıldız.
SARIMSAHGABUĞU
Kadınların büründüğü kalın, ak örtü.
DERBENTOBRUĞU
Amasya ili, Saraycık nahiyesine bağlı bir bölge.
MİSİRKATAVUĞU
Hindi.
MEHMETDEDEOBRUĞU
Çorum ilinde, Dodurga ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KAYINNAYUMRUĞU
Yazma kenarına boncuklarla yapılan bir oya türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde UĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ADIMLIK
Adım uzunluğunda olan.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.