Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uğa" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uğa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uğa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uğa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EŞEKCUĞA
HASBUĞA, KANCUĞA, MURTUĞA, TUSBUĞA
DARUĞA, LAPUĞA
BUĞA, ÇUĞA, DUĞA, YUĞA
UĞA
UĞA
Ona.
DARUĞA
Askeri vali.
HASBUĞA
Kırklareli şehrinde, Vize ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TUSBUĞA
Kaplumbağa.
KANCUĞA
Terki.
EŞEKCUĞA
Mantar denilen bitki.
ÇUĞA
Cesur, kahraman.
LAPUĞA
Şiş ya da ağrıyan yerlere konulan lapa : Keten tohumu lapuğası koydum.
MURTUĞA
Unu yağda kavurarak yapılan şekersiz helva.
DUĞA
Ispanaklı yoğurt çorbası. Dua.
BUĞA
Yerden 5-10 santim yükselen başı top ince bir bitki. Boğa. Buna. Eski türkçe buka: boğa. Buna (işaret zamiri yaklaşma hâli).
YUĞA
Yufka.
Bu bölümde tanımı içerisinde UĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.
DADI
Evlerde çocuğa bakan kimse, daye.
ÇOCUKLAŞMAK
Çocuk gibi davranışlarda bulunmak. Çocuğa benzer durum almak.
ÇOCUKSU
Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen. Çocuğa benzer bir biçimde.
ÇOCUKÇA
Çocuğa yakışan, çocuk gibi. (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde.
BURUKSU
Buruğa benzer, buruk gibi.
ÇOĞUNLUKLA
Çoğunluğa dayanılarak, ekseriyetle. Genellikle.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
DALKAVUKÇA
Dalkavuk gibi, yaltakça. (dalkavu'kça) Dalkavuğa yakışır bir biçimde, yaltakça.
DİNLETİ
Sanat eserlerini bir topluluğa çalma veya söyleme, konser.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ÇEKEL
Küçük çapa. Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ANKASTRE
Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş (tesisat).
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
CENNET
Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.
DIŞLANMAK
Dışarıda tutulmak, bir yere veya topluluğa alınmamak.