Kelimeler arşivi içinde; başında "uğ" olan, toplam 175 adet kelime bulunmaktadır. uğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UĞRAŞILABİLMEK, UĞRULAYINCACIK, UĞURLANABİLMEK, UĞURLAYABİLMEK
UĞRAŞILABİLME, UĞURBÖCEKLERİ, UĞURLANABİLME, UĞURLAYABİLME
UĞRAŞABİLMEK, UĞRATABİLMEK, UĞRAYABİLMEK, UĞRAYUGELMEK
UĞRAŞABİLME, UĞRAŞTIRMAK, UĞRATABİLME, UĞRAYABİLME, UĞULTUÖNLER, UĞURLAYINCA, UĞURLUPINAR
UĞRALANMAK, UĞRALAŞMAK, UĞRANILMAK, UĞRAŞILMAK, UĞRAŞLAŞMA, UĞRAŞTIRMA, UĞRELENMEK, UĞRULANMAK, UĞRULAYICI, UĞUMLANMAK, UĞUNDURMAK, UĞURBÖCEĞİ, UĞURÇAYIRI, UĞURLANMAK, UĞURLATMAK, UĞURLUALAN, UĞURLUGÜME, UĞURLUÖREN, UĞURSUZLUK
UĞARLAMAK, UĞATLAMAK, UĞRALAMAK, UĞRANILMA, UĞRAŞILMA, UĞRULADIN, UĞRULAMAK, UĞRULAYIN, UĞRUNKAPI, UĞULDAMAK, UĞULLEMEK, UĞULTUSUZ, UĞUNDURMA, UĞUNDURUK, UĞUNLAMAK, UĞURCALIK, UĞURGELDİ, UĞURLAMAK, UĞURLANIŞ, UĞURLANMA, UĞURLAYIN, UĞURLAYIŞ, UĞURLUBAĞ, UĞURLUBAY, UĞURLUBEY, UĞURLUDAĞ, UĞURSAMAK, UĞURVEREN, UĞÜLDEMEK
UĞANBİKE, UĞRALAMA, UĞRANMAK, UĞRAŞMAK, UĞRAŞSAL, UĞRATMAK, UĞRENMEK, UĞRULAMA, UĞULDAMA, UĞULTULU, UĞURAÇAN, UĞURDALI, UĞURLAMA, UĞURLUCA, UĞURSAMA, UĞURTAŞI, UĞURTEPE
UĞALMAK, UĞARMAK, UĞRAĞAN, UĞRAKLI, UĞRALIK, UĞRAMAK, UĞRANMA, UĞRANTI, UĞRAŞÇI, UĞRAŞMA, UĞRATMA, UĞRUKÖY, UĞRULUK, UĞRUMAK, UĞRUMAN, UĞRUNCA, UĞRUNDA, UĞUKUŞU, UĞUMSUZ, UĞUNMAH, UĞUNMAK, UĞURALP, UĞURATA, UĞURCAN, UĞURCUK, UĞURHAN, UĞURKAN, UĞURKÖY, UĞURLAR, UĞURLUK, Devamını Oku »»
UĞRALI, UĞRAMA, UĞRASA, UĞRAŞI, UĞRUCA, UĞUKUŞ, UĞULTU, UĞUMAK, UĞUMLU, UĞUNMA, UĞUNUK, UĞURAL, UĞURAY, UĞURCA, UĞUREL, UĞURLU, UĞUROL, UĞURRU, UĞURUN
UĞKUŞ, UĞLAN, UĞMAÇ, UĞMAK, UĞNAK, UĞRAH, UĞRAK, UĞRAN, UĞRAP, UĞRAR, UĞRAŞ, UĞRUN, UĞRUZ, UĞUNT, UĞURA
UĞAN, UĞDU, UĞRA, UĞRU, UĞUK, UĞUM, UĞUR, UĞUT, UĞUZ
UĞA, UĞU
UĞ
UĞ
Ey, buyrun, efendim. Turluk adı verilen çadırın iskeletini oluşturan ağaçlardan herbiri. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir). Yayla evinin yan iskelet ağaçları. (Kızılca Bor Niğde). Direk. Çakşır, şalvar. Zahire ambarı, kiler.
UĞURBÖCEKLERİ
Yarımküre biçiminde, güzel renkli, küçük vücutlu olup, hem etçil, hem otçul türleri bulunan kınkanatlılar familyası; gelinböcekleri, hanımböcekleri, kadınböcekleri.
UĞRAŞILABİLME
Uğraşılabilmek durumu.
UĞURLAYABİLME
Uğurlayabilmek işi.
UĞRAŞABİLME
Uğraşabilmek işi.
UĞURLANABİLME
Uğurlanabilmek işi.
UĞURLANABİLMEK
Uğurlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞRAYUGELMEK
Rast gelmek.
UĞRAŞABİLMEK
Uğraşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞRULAYINCACIK
Pek gizli olarak, hiç sezdirmeyerek.
UĞURLAYABİLMEK
Uğurlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞRAYABİLMEK
Uğrama imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞRAŞTIRMAK
Uğraşmasına yol açmak.
UĞRATABİLMEK
Uğratma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞRAŞILABİLMEK
Uğraşılma olasılığı bulunmak.
UĞRATABİLME
Uğratabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde UĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ADIMLIK
Adım uzunluğunda olan.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.