UĞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "" olan, toplam 175 adet kelime bulunmaktadır. uğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

UĞRAŞILABİLMEK, UĞRULAYINCACIK, UĞURLANABİLMEK, UĞURLAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

UĞRAŞILABİLME, UĞURBÖCEKLERİ, UĞURLANABİLME, UĞURLAYABİLME

12 harfli kelimeler

UĞRAŞABİLMEK, UĞRATABİLMEK, UĞRAYABİLMEK, UĞRAYUGELMEK

11 harfli kelimeler

UĞRAŞABİLME, UĞRAŞTIRMAK, UĞRATABİLME, UĞRAYABİLME, UĞULTUÖNLER, UĞURLAYINCA, UĞURLUPINAR

10 harfli kelimeler

UĞRALANMAK, UĞRALAŞMAK, UĞRANILMAK, UĞRAŞILMAK, UĞRAŞLAŞMA, UĞRAŞTIRMA, UĞRELENMEK, UĞRULANMAK, UĞRULAYICI, UĞUMLANMAK, UĞUNDURMAK, UĞURBÖCEĞİ, UĞURÇAYIRI, UĞURLANMAK, UĞURLATMAK, UĞURLUALAN, UĞURLUGÜME, UĞURLUÖREN, UĞURSUZLUK

9 harfli kelimeler

UĞARLAMAK, UĞATLAMAK, UĞRALAMAK, UĞRANILMA, UĞRAŞILMA, UĞRULADIN, UĞRULAMAK, UĞRULAYIN, UĞRUNKAPI, UĞULDAMAK, UĞULLEMEK, UĞULTUSUZ, UĞUNDURMA, UĞUNDURUK, UĞUNLAMAK, UĞURCALIK, UĞURGELDİ, UĞURLAMAK, UĞURLANIŞ, UĞURLANMA, UĞURLAYIN, UĞURLAYIŞ, UĞURLUBAĞ, UĞURLUBAY, UĞURLUBEY, UĞURLUDAĞ, UĞURSAMAK, UĞURVEREN, UĞÜLDEMEK

8 harfli kelimeler

UĞANBİKE, UĞRALAMA, UĞRANMAK, UĞRAŞMAK, UĞRAŞSAL, UĞRATMAK, UĞRENMEK, UĞRULAMA, UĞULDAMA, UĞULTULU, UĞURAÇAN, UĞURDALI, UĞURLAMA, UĞURLUCA, UĞURSAMA, UĞURTAŞI, UĞURTEPE

7 harfli kelimeler

UĞALMAK, UĞARMAK, UĞRAĞAN, UĞRAKLI, UĞRALIK, UĞRAMAK, UĞRANMA, UĞRANTI, UĞRAŞÇI, UĞRAŞMA, UĞRATMA, UĞRUKÖY, UĞRULUK, UĞRUMAK, UĞRUMAN, UĞRUNCA, UĞRUNDA, UĞUKUŞU, UĞUMSUZ, UĞUNMAH, UĞUNMAK, UĞURALP, UĞURATA, UĞURCAN, UĞURCUK, UĞURHAN, UĞURKAN, UĞURKÖY, UĞURLAR, UĞURLUK, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

UĞRALI, UĞRAMA, UĞRASA, UĞRAŞI, UĞRUCA, UĞUKUŞ, UĞULTU, UĞUMAK, UĞUMLU, UĞUNMA, UĞUNUK, UĞURAL, UĞURAY, UĞURCA, UĞUREL, UĞURLU, UĞUROL, UĞURRU, UĞURUN

5 harfli kelimeler

UĞKUŞ, UĞLAN, UĞMAÇ, UĞMAK, UĞNAK, UĞRAH, UĞRAK, UĞRAN, UĞRAP, UĞRAR, UĞRAŞ, UĞRUN, UĞRUZ, UĞUNT, UĞURA

4 harfli kelimeler

UĞAN, UĞDU, UĞRA, UĞRU, UĞUK, UĞUM, UĞUR, UĞUT, UĞUZ

3 harfli kelimeler

UĞA, UĞU

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

Ey, buyrun, efendim. Turluk adı verilen çadırın iskeletini oluşturan ağaçlardan herbiri. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir). Yayla evinin yan iskelet ağaçları. (Kızılca Bor Niğde). Direk. Çakşır, şalvar. Zahire ambarı, kiler.

UĞURBÖCEKLERİ

Yarımküre biçiminde, güzel renkli, küçük vücutlu olup, hem etçil, hem otçul türleri bulunan kınkanatlılar familyası; gelinböcekleri, hanımböcekleri, kadınböcekleri.

UĞRAŞILABİLME

Uğraşılabilmek durumu.

UĞURLAYABİLME

Uğurlayabilmek işi.

UĞRAŞABİLME

Uğraşabilmek işi.

UĞURLANABİLME

Uğurlanabilmek işi.

UĞURLANABİLMEK

Uğurlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UĞRAYUGELMEK

Rast gelmek.

UĞRAŞABİLMEK

Uğraşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UĞRULAYINCACIK

Pek gizli olarak, hiç sezdirmeyerek.

UĞURLAYABİLMEK

Uğurlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

UĞRAYABİLMEK

Uğrama imkânı veya olasılığı bulunmak.

UĞRAŞTIRMAK

Uğraşmasına yol açmak.

UĞRATABİLMEK

Uğratma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UĞRAŞILABİLMEK

Uğraşılma olasılığı bulunmak.

UĞRATABİLME

Uğratabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında UĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ADIMLIK

Adım uzunluğunda olan.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ACIMA

Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.