Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ua" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ua ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ua olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ua olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TAMANDUA
DESİDUA
BEDDUA, MATBUA, MECMUA, OKTRUA, BELLUA, LİNGUA
DANUA
OBUA, URUA
DUA, ŞUA, BUA, YUA
UA
UA
Ova. Ona.
ŞUA
Işın.
BUA
Buna. Boğa.
DANUA
Alman mastı.
TAMANDUA
Dişsizler (Edentata) takımının, karıncayiyengiller (Myrmecophagidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta, 40 cm kadar kuyruğu olan, rengi sarımsı beyaz olup yanları kara lekeli, ön ayakları dört parmaklı, Orta ve Güney Amerika'da ağaçlarda yaşayan, iyi tırmanan bir memeli türü. (Tamandua tetradactyla ), Dişsizler (Edentata) takımının karıncayiyengiller (Myrmecophagidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 60, sarılıcı olan kuyruğu 40 cm. Rengi sarımsı beyaz olup yanları kara lekelidir. Ön ayakları 4 parmaklı olur. Orta ve Güney Amerikada ağaçlarda yaşar. İyi tırmanır.
MECMUA
Dergi.
OKTRUA
Şehre giren şeylerden alınan vergi.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
URUA
Yufka açılırken, hamurun tahtaya yapışmaması için kullanılan kalın un.
OBUA
Orkestrada yer alan çift kamışlı, tahtadan yapılmış üflemeli çalgı.
BELLUA
Mutfak, avlu veya ahırda, pis suları dışarıya akıtmak için yapılan ark.
DESİDUA
İmplantasyonda endometriyumun bağ doku hücrelerinin değişikliğe uğramasıyla ortaya çıkan, iri ve yuvarlak hücreli, desidua bazalis, desidua kapsularis ve desidua parietalis olmak üzere üç kısmı içeren yapı. Düşen, dökülen, geçici.
DUA
Yakarış. Tanrı'ya yalvarma, yakarış için söylenen dinî metin.
LİNGUA
Dil.
MATBUA
Basma.
YUA
Şaşma, korku bildiren ünlem.
Bu bölümde tanımı içerisinde UA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
BAŞÖĞRETMEN
İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.
BAĞIŞIK
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
BAKINMAK
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.
AYRINTILI
Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AKSESUARCI
Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AZİZ
Ermiş, eren. Sevgide üstün tutulan, muazzez.
AKSESUARCILIK
Aksesuarcının yaptığı iş. Aksesuarcı olma durumu.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
BASIN
Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
ASILI
Asılmış olan, asma, asık, muallak. Asılmış bir biçimde.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.