Kelimeler arşivi içinde; başında "uc" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. uc ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uc ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uc olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UCUZLATABİLMEK
UCUZLATABİLME
UCAYLAŞIRLIK, UCAYSIZLANIM, UCCALIĞINDAN, UCUZLATILMAK
UCLANDIRMAK, UCGİLLENMEK, UCUZLATILMA
UCAYLAYICI, UCKİLLEMEK, UCUZLATMAK, UCUZSUNMAK
UCKİLLEME, UCUNUZDAN, UCUMUZDAN, UCUZCULUK, UCAYÖLÇÜM, UCAYÖLÇER, UCAYLAŞIM, UCAYLANMA, UCAYLANIM, UCUZLAMAK, UCARRAMAK, UCUZLATMA
UCUBULUK, UCAYLAMA, UCULAMAK, UCATEKİN, UCUZLAMA, UCALTMAK, UCLANMAK
UCUNMAK, UCUFSUZ, UCUKMAK, UCUZLUK, UCUNDAN, UCURACA, UCURDUM, UCUTMAK, UCUZUNA, UCAYLIK, UCALMAK, UCARMAK, UCARAVI
UCAYSI, UCUZCU, UCUZCA, UCUMAH, UCUMAK, UCLAMA, UCUBİK
UCKUN, UCCAM, UCGUR, UCARA, UCUNA, UCRAK, UCAER, UCUBE
UCCA, UCAR, UCAK, UCAY, UCUZ, UCİK, UCRA, UCUK, UCUF
UCE, UCU, UCA
UC
UC
Amaç: Herkes kâr ucunda. Sicim, ip, tel parçası. Dal: Meşeden biraz uç yığdım. Üç, bk.ûç.
UCAYLAŞIRLIK
Birim kıvıl alan altındaki özdecikte irgitlenen kıvıl ucay.
UCCALIĞINDAN
Sessizce, yavaştan.
UCAYSIZLANIM
Bir Volta gözesini, ters yük-süren kuvvet kaynağı durumuna getirerek, ucaylanımın önlenmesi yoluyla gözenin korunması.
UCAYLAYICI
Geçirdiği ışık dalgalarını belirli bir düzleme sokan araç. Görünür doğal ışığı ucaylamakta kullanılan Nicol biçiği ya da yoğruk ucaylama yaprağı gibi aygıtlara verilen ad. Ucaylayıcı özellik taşıyan özdek.
UCUNUZDAN
Yüzünüzden, sizden dolayı.
UCUZLATABİLMEK
Ucuzlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UCKİLLEMEK
Koyun, keçi acı acı bağırmak.
UCUZSUNMAK
Ucuz görmek, ucuz saymak. Ucuz görmek, ucuz bulmak.
UCUZLATILMAK
Ucuzlatma işi yapılmak.
UCUZLATABİLME
Ucuzlatabilmek işi.
UCGİLLENMEK
Kuşkulanmak, işkillenmek.
UCUZLATILMA
Ucuzlatılmak işi.
UCKİLLEME
Koyun, keçi, acı acı bağırma.
UCUZLATMAK
Fiyatını indirmek. Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek.
UCLANDIRMAK
Saklı tutulmuş bir olayı açıklığa kavuşturmak, yiten bir nesnenin izini bulmak. Ocağı, sobayı tutuşturmak. Çalmak, alıp götürmek. Kalem ve benzerleri nesneye uç yapmak, açmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UC geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AGUŞ
Kucak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
ACİLEN
Çabucak.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ADESE
Mercek. Kovucuk.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.