Kelimeler arşivi içinde; başında "uç" olan, toplam 142 adet kelime bulunmaktadır. uç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UÇARMAKİGİLLER
UÇUKLAŞTIRIM, UÇURUMLAŞMAK
UÇLANDIRMAK, UÇURABİLMEK, UÇURUMLAŞMA, UÇURUMOLOĞU, UÇURUVERMEK, UÇUŞÇEMBERİ
UÇUKLANMAK, UÇUKLAŞMAK, UÇURABİLME, UÇURUVERME, UÇUŞTURMAK
UÇABİLMEK, UÇAGELMEK, UÇAKSAVAR, UÇANBALIK, UÇANTEKİN, UÇARKÖPEK, UÇBEYLİĞİ, UÇKURBAŞI, UÇKURUTAN, UÇMAKDERE, UÇUKLAMAK, UÇUKLAŞMA, UÇUNLAŞIM, UÇUNYUVAR, UÇURULMAK, UÇUŞTURMA, UÇUVERMEK
UÇABİLME, UÇANKALE, UÇANTÜRK, UÇARILIK, UÇARKAYA, UÇDELİĞİ, UÇDEMİRİ, UÇGUNMAK, UÇKARTIN, UÇKUNMAK, UÇKURLUK, UÇKURMAK, UÇKURSUZ, UÇKURUSU, UÇLANMAH, UÇLANMAK, UÇTUUÇTU, UÇUCULUK, UÇUKLAMA, UÇURTMAK, UÇURULMA, UÇURUMLU, UÇUVERME
UÇAKSIZ, UÇANKUŞ, UÇANTOP, UÇARAVI, UÇARICA, UÇARLIK, UÇÇUĞAZ, UÇDEĞER, UÇHİSAR, UÇKULAK, UÇKUMAK, UÇKURLU, UÇLAMAK, UÇLANMA, UÇUKLUK, UÇUKMAK, UÇUNMAK, UÇURGAÇ, UÇURGAN, UÇURGEÇ, UÇURĞAN, UÇURMAK, UÇURTMA, UÇUŞMAK
UÇAĞAN, UÇAKLI, UÇANAY, UÇANOK, UÇARDA, UÇARER, UÇARLI, UÇARSU, UÇAYAK, UÇBEYİ, UÇİNCİ, UÇKARA, UÇUHLU, UÇUKLU, UÇULUK, UÇUNMA, UÇUNUM, UÇURAK, UÇURMA, UÇURUM, UÇUŞMA, UÇUTMA
UÇARA, UÇARI, UÇARİ, UÇAYU, UÇBAY, UÇDAN, UÇGAN, UÇGUN, UÇGUR, UÇGÜL, UÇHAN, UÇHUR, UÇKAÇ, UÇKAN, UÇKUN, UÇKUR, UÇLUK, UÇMAK, UÇMAN, UÇMUŞ, UÇRUM, UÇSUZ, UÇTAN, UÇTUM, UÇUCU, UÇULU
UÇAH, UÇAK, UÇAN, UÇAR, UÇAY, UÇÇA, UÇLU, UÇMA, UÇTU, UÇUK, UÇUN, UÇUR, UÇUŞ, UÇUT
UÇU
UÇ
UÇ
Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası. Dış kenar, periferi. Bir şeyin kenarı. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılmış olan madde. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem. Bir şeyin başı, tepesi. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak. Bir uzaklığın son noktası. Bir şeyin baş veya son noktası.
UÇURABİLMEK
Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UÇUKLANMAK
Kuşkulanmak, ürkmek: O haberi, seni uçuklanır diye söylemedim. Sevinmek, coşmak.
UÇUKLAŞTIRIM
Bir sıvının ya da katının uçuk evreye geçirilmesi.
UÇUŞÇEMBERİ
Ağaçişleri makinelerinde dönen bıçak ucunun çizdiği çember.
UÇABİLMEK
Uçma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UÇURUVERME
Uçuruvermek işi.
UÇARMAKİGİLLER
(Galeopithecidae), Omurgalı hayvanlardan memeliler (Mammalia) sınıfının abalı-memeliler (Dermoptera) takımına giren bir familyası. Ayakları 5 parmaklıdır. İyi tırmanırlar. Dilleri uzundur. Vücutları boyunca gerili deriden bir saçakları vardır. Uçar-maki (Galeopithecus volans) iyi bilinen türüdür.
UÇLANDIRMAK
Bir şeyi başkasının yararlanmasına sunmak.
UÇURABİLME
Uçurabilmek işi.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
UÇUKLAŞMAK
Rengi soluklaşmak.
UÇUŞTURMAK
Uçuşma işini yaptırmak.
UÇURUMOLOĞU
Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
UÇURUVERMEK
Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde UÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
AKILLANMAK
Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.
AKIBET
Bir iş veya durumun sonu, sonuç. Sonunda, önünde sonunda.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
ALABİLDİĞİNE
Sınırsız, uçsuz bucaksız bir biçimde. Olanca hızı ile. Aşırı derecede, gereğinden çok, gırla, sıvırya.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
AKLAMAK
Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.