Kelimeler arşivi içinde; başında "uf" olan, toplam 66 adet kelime bulunmaktadır. uf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UFUNETLENDİRMEK
UFUNETLENDİRME
UFUNETLENMEK
UFAKÖLÇEKTE, UFUNETLENME
UFACIKÖREN, UFAHLANMAK, UFUİSÇİLİK
UFULDAMAK, UFALAYICI, UFCULAMAK, UFAKLAMAK, UFUKDENİZ, UFALANMAK, UFUNETSİZ
UFALANMA, UFARAKÇA, UFALTMAK, UFULAMAK, UFUNETLİ, UFALAMAH, UFACIKLI, UFALAMAK
UFATMAK, UFUKSUZ, UFUKTAN, UFAĞREK, UFLAMAK, UFAKLIK, UFALAMA, UFANMAK, UFAKTAN, UFALMAK, UFALTMA
UFLAMA, UFUKAY, UFAKLI, UFAKÇA, UFUKLU, UFRAZA, UFALMA, UFUNET, UFANTİ, UFACIK, UFACAH, UFAREK, UFANTI, UFARAK, UFARAH, UFANUK
UFACA, UFRUK, UFLUK, UFLAZ, UFLAK, UFLAH
UFUK, UFRA, UFUL, UFAK, UFAH, UFAG, UFKİ
UFU, UFO
UF
UF
Acı, sızı duyulduğunda veya sıkıntılı bir durumda söylenen bir söz.
UFAHLANMAK
Küçülmek; azalmak.
UFULDAMAK
Uf uf diye söylenmek: Mehmet Ağa ufuldayıp duruyor.
UFAKÖLÇEKTE
Çok küçük boyutlarda, özdeciksel çaptaki olaylara ilişkin.
UFALANMAK
Ufalama işi yapılmak, ufak parçalara ayrılmak.
UFUNETSİZ
İçinde irin, cerahat olmayan.
UFUİSÇİLİK
Onaltıncı yüzyıl sonlarında Euphues adındaki İngiliz romanında kullanılmış olan bir çeşit özenticilik.
UFALAYICI
Ufalama işini yapan. Pis suda bulunan iri maddelerin ufalanmasını sağlayan alet.
UFUNETLENDİRMEK
İrinlenmesine neden olmak. Düzenini bozmak, illetli hâle getirmek.
UFAKLAMAK
Ufaltmak.
UFUNETLENDİRME
Ufunetlendirmek işi.
UFACIKÖREN
Adana şehri, İmamoğlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
UFUNETLENME
Ufunetlenmek işi.
UFUKDENİZ
Ufuk ve deniz.
UFUNETLENMEK
Yara irinlenmek.
UFCULAMAK
Ovmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ATIFET
İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
AYRINTILI
Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.
ARMUT
Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pirus communis). Çok bön, çok aptal. Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi.
ARTIRMAK
Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.
BATMA
Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.
ALALAMA
Alalamak işi, kamuflaj.
ALIKONULMA
Alıkonulmak işi, mevkufiyet.
ASMOLEN
Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.
ASALAK
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
BASTIRAK
Yol yapımında çakıl, kum, cüruf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
BAĞIŞLAMA
Bağışlamak işi, mağfiret, gufran. Hibe etme.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
AFAK
Ufuklar.