TÜN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tün" olan, toplam 47 adet kelime bulunmaktadır. tün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TÜNÜNGEMEK, TÜNEKPINAR, TÜNEKLEMEK

9 harfli kelimeler

TÜNGELMEK, TÜNGÜLMEĞ, TÜNGÜLMEK, TÜNEKLEME, TÜNGÜTMEK, TÜNDÜRMEK, TÜNKÜRMEK, TÜNTÜRMEK

8 harfli kelimeler

TÜNLEMEK, TÜNAYDIN, TÜNGÜMEK, TÜNULMEK, TÜNGUMEK, TÜNETMEK, TÜNGEMEK

7 harfli kelimeler

TÜNKMEK, TÜNGÜŞÜ, TÜNYELİ, TÜNEMEK

6 harfli kelimeler

TÜNNÜH, TÜNMEK, TÜNGÜL, TÜNEME, TÜNNÜK, TÜNGÜR, TÜNLÜK, TÜNSEK, TÜNBÜL, TÜNCÜK

5 harfli kelimeler

TÜNAY, TÜNSE, TÜNEY, TÜNAL, TÜNÜK, TÜNAK, TÜNME, TÜNEK, TÜNEL, TÜNER, TÜNGE

4 harfli kelimeler

TÜNP, TÜNÇ, TÜNE

3 harfli kelimeler

TÜN

Bazı kelimelerin anlamları

TÜN

Gece. Külhan.

TÜNTÜRMEK

Daldaki meyveyi taş ya da sopayla bir vuruşta koparıp düşürmek.

TÜNGÜMEK

Hendekten ya da yüksekten atlamak, yukarıya doğru sıçramak. Zıplamak, atlamak, sıçramak. Yanılmak. Okumadan geçmek, atlamak.

TÜNKÜRMEK

Daldaki meyveyi taş ya da sopayla bir vuruşta koparıp düşürmek.

TÜNEKPINAR

Siirt ilinde, Bağgöze bucağına bağlı bir bölge.

TÜNDÜRMEK

Birini korkutup ya da aldatıp kaçırmak: Onu tündürmezsek bize burada iş yok. Daldaki meyveyi taş ya da sopayla bir vuruşta koparıp düşürmek.

TÜNEKLEME

Tüneklemek işi.

TÜNULMEK

Olduğu yerde hoplamak, zıplamak.

TÜNLEMEK

Gecelemek.

TÜNGÜLMEĞ

Zıplamak, atlamak, sıçramak.

TÜNAYDIN

Öğleden akşama kadar geçen süre içinde karşılaşıldığında kullanılan bir selamlama sözü.

TÜNEKLEMEK

Tünemek.

TÜNGELMEK

Hendekten ya da yüksekten atlamak, yukarıya doğru sıçramak.

TÜNGÜTMEK

Hoplatmak, atlatmak, sıçratmak.

TÜNGÜLMEK

Hendekten ya da yüksekten atlamak, yukarıya doğru sıçramak.

TÜNÜNGEMEK

Devirmek : Deve yükünü tününgedi.

  -   -   -  

Anlamında TÜN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AĞIM

Ayağın üstündeki tümsek yer.

AKTİNOLOJİ

Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.

AKŞAMLAMAK

Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AİLECE

Bütün aile ile, ailecek.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

ALACALIK

Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.