Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tük" olan, toplam 62 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tük ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tük olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARAKÜTÜK, GARAKÜTÜK, BÖMBÖRTÜK
KÖRKÜTÜK, BÖGÜRTÜK, KÜSKÜTÜK
PÖRTÜK, KERTÜK, KELTÜK, BÖRTÜK, KÖRTÜK, KÖSTÜK, KÜMTÜK, KÜRTÜK, MÜŞTÜK, NARTÜK, SÜSTÜK, PÖSTÜK, PÜNTÜK, PÜSTÜK, SÖLTÜK, SÖMTÜK, TÜRTÜK, TELTÜK, SÖRTÜK, SÜMTÜK, SÜNTÜK, HÜTTÜK, SÜRTÜK, ÜŞÜTÜK, PÜRTÜK, BÜRTÜK, ÇELTÜK, ÇEMTÜK, ÇERTÜK, ÇÖNTÜK, Devamını Oku »»
KÜTÜK, TETÜK, TÜTÜK, ÜYTÜK, YETÜK, ÖRTÜK, YİTÜK, YÜTÜK, BİTÜK, SETÜK, NÜTÜK, ERTÜK, GUTÜK, KÖTÜK, HÖTÜK
ÖTÜK, ÜTÜK, İTÜK
TÜK
TÜK
Tüy, ince kıl. Yosun. Hindi. Soğanın tohum taşıyan erkek organı. Tüy.
KÖRTÜK
Yığın.
BÖRTÜK
Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan.
KÜSKÜTÜK
Çok sarhoş. Çok sarhoş bir biçimde, çok sarhoş olarak.
PÖRTÜK
Asık (yüz için). Soğuğun etkisiyle buruşmuş, sararmış (yaprak ve benzerleri şeyler için).
BÖGÜRTÜK
Kansız, zayıf.
KÜRTÜK
Kuytu yerlere toplanmış kar ya da kum yığını. Çığ. Hırka, yelek. Aşınmış, pürüzlü: Kürtük değnek. Kar yığını. Yuvarlanarak büyüyen donmuş kar kümesi, çığ. Kar birikintisi. Kuytu yerlere toplanmış kar yığını. Sertleşmiş buz tutmuş kar. Çukur yerde birikmiş kar.
KELTÜK
Eksik, yarım, küsuratlı.
GARAKÜTÜK
Evin yaşlısı, büyüğü.
KÜMTÜK
Ucu kalın, kırık, küt.
KÖSTÜK
Hafif, hoppa kadın. Kireç kaymağı.
BÖMBÖRTÜK
Göze hoş görünmeyen (renk için).
MÜŞTÜK
Sigara ağızlığı. Sigara ağızlığı. (İncesu Susuz Kars).
KARAKÜTÜK
Yemin. Aile büyüğü. Hastalıktan esmerleşmiş ve büyümemiş insan ya da hayvan. İçel şehri, Gülek bucağına bağlı bir bölge. Muş şehrinde, Hasköy ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Osmaniye ilinde, Kadirli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Boğazkaya nahiyesine bağlı bir bölge.
KÖRKÜTÜK
Aşırı derecede (sarhoş, âşık vb.).
KERTÜK
Kertik.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ERİTMEK
Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak. Çok üzmek. Zayıflatmak. Harcayıp tüketmek. Yok etmek.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
BİTİRMEK
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.
BUHAR
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
BATSAT
Ara sıra, seyrek olarak, tek tük.
BİTKİN
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
DİNOZORLAR
Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
BOŞALTIM
Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.
DİNGİN
Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.
ERİMEK
Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek. Utancından çok sıkılmak. Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak. Yok olmak, bitmek, tükenmek. Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek. Çok zayıflamak.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
DİYASTAZ
Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim.
BESNİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.
ENGİNAR
Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus). Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.