Kelimeler arşivi içinde; başında "tük" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. tük ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tük ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TÜKÜRÜKLENMEK
TÜKETEBİLMEK, TÜKÜRÜKLENME, TÜKÜRÜKLEMEK, TÜKÜREBİLMEK
TÜKÜREBİLME, TÜKETEBİLME, TÜKENMİŞLİK, TÜKENMEZLİK, TÜKETTİRMEK, TÜKKENCILIG, TÜKETİCİLİK, TÜKÜRÜKLEME
TÜKENLEMEK, TÜKETTİRME, TÜKEZİNMEK, TÜKÜRÜLMEK
TÜKLENMEĞ, TÜKÜRÜLME
TÜKÜMCEK, TÜKETMEĞ, TÜKEZMEK, TÜKETMEK, TÜKÜRMEK, TÜKZİMEK, TÜKELALP, TÜKETİCİ, TÜKEHMEG, TÜKENMEZ, TÜKENMEK, TÜKENMEĞ
TÜKANCİ, TÜKELAY, TÜKÜRÜK, TÜKÜRÜG, TÜKENDİ, TÜKÜRME, TÜKENİK, TÜKENİŞ, TÜKENME, TÜKENTİ, TÜKETİM, TÜKETME
TÜKTÜL, TÜKRÜK, TÜKMÜK, TÜKMEK, TÜKLÜK
TÜKAN, TÜKEL, TÜKEN, TÜKTÜ
TÜK
TÜK
Tüy, ince kıl. Yosun. Hindi. Soğanın tohum taşıyan erkek organı. Tüy.
TÜKÜRÜKLENMEK
Tükürükleme işine konu olmak.
TÜKENMEZLİK
Tükenmez olma durumu.
TÜKENMİŞLİK
Gücünü yitirmiş olma, çaba göstermeme durumu.
TÜKKENCILIG
Dükkâncılık.
TÜKETEBİLME
Tüketebilmek işi.
TÜKÜRÜKLEME
Tükürüklemek işi.
TÜKENLEMEK
Birini yoklamaya gitmek, ilgi göstermek, hatır sormak.
TÜKÜRÜKLENME
Tükürüklenmek işi.
TÜKÜREBİLMEK
Tükürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TÜKETTİRMEK
Tüketme işini yaptırmak.
TÜKÜREBİLME
Tükürebilmek işi.
TÜKÜRÜKLEMEK
Tükürükle ıslatmak.
TÜKETEBİLMEK
Tüketme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TÜKETTİRME
Tükettirmek işi.
TÜKETİCİLİK
Tüketici olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
BİTİRMEK
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.
DİYASTAZ
Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim.
ENGİNAR
Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus). Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
ERİMEK
Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek. Utancından çok sıkılmak. Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak. Yok olmak, bitmek, tükenmek. Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek. Çok zayıflamak.
BOŞALTIM
Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
ERİTMEK
Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak. Çok üzmek. Zayıflatmak. Harcayıp tüketmek. Yok etmek.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
DİNGİN
Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.
DİNOZORLAR
Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım.
BUHAR
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.
BESNİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.
BİTKİN
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
BATSAT
Ara sıra, seyrek olarak, tek tük.