Kelimeler arşivi içinde; başında "tül" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. tül ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tül ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TÜLBENTÇİLİK, TÜLÜTOMBALAK, TÜLKÜGUYRUĞU, TÜLÜDÖMBELEK, TÜLÜDOMBALAK
TÜLÜTOPALAK
TÜLÜTÖMBEK, TÜLÜTOMBAK, TÜLÜDOMBAK, TÜLÜTOMBAL, TÜLÜTONBAK, TÜLÜTONTON
TÜLBERMEK, TÜLBENTÇİ, TÜLLENMEK, TÜLÜDAVAR, TÜLPERMEK
TÜLLEMEK, TÜLLENME, TÜLKEMEK, TÜLGÜMEK, TÜLGEMEK, TÜLETMEK, TÜLÜBABA, TÜLERMEK, TÜLÜŞMEN, TÜLENMEK, TÜLÜDEVE, TÜLÜMAYA
TÜLÜMEK, TÜLÜMEN, TÜLLÜCE, TÜLÜNGİ, TÜLÜBAŞ, TÜLÜNGÜ, TÜLÜKÖY, TÜLÜLER, TÜLÜNKÜ, TÜLEMEK, TÜLEMEN, TÜLERÜK, TÜLEYKA, TÜLÜŞAH, TÜLBENT, TÜLİNAY, TÜLÜREK
TÜLPÜR, TÜLMEN, TÜLLÜK, TÜLENK, TÜLÜBE, TÜLÜCE, TÜLEME, TÜLEGİ, TÜLCAN, TÜLÜDÜ, TÜLBÜR
TÜLLÜ, TÜLÜŞ, TÜLÜP, TÜLİK, TÜLAY, TÜLCE, TÜLEH, TÜLEK, TÜLEL, TÜLEN, TÜLEP, TÜLÜK, TÜLİN, TÜLKE, TÜLKİ, TÜLKÜ, TÜLLİ
TÜLE, TÜLT, TÜLÜ
TÜL
TÜL
Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma. Bu dokumadan yapılmış. Tiyatro dekorunda kullanılan ince, gözenekli pamuk ya da ipek dokuma. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde.
TÜLÜDOMBALAK
Şeftali.
TÜLÜTÖMBEK
Şeftali.
TÜLÜDÖMBELEK
Şeftali.
TÜLLENMEK
Tül görünümü almak.
TÜLBERMEK
Esintiden, taranmamaktan saç dolaşmak, kabarmak. Yel etkisiyle saç kabarmak, dağılmak.
TÜLÜTOPALAK
Şeftali.
TÜLÜTOMBAK
Şeftali.
TÜLÜTOMBALAK
Şeftali.
TÜLÜTONBAK
Şeftali.
TÜLÜTONTON
Bamya.
TÜLÜDOMBAK
Şeftali.
TÜLBENTÇİ
Tülbent satan kimse.
TÜLBENTÇİLİK
Tülbentçinin işi.
TÜLÜTOMBAL
Şeftali.
TÜLKÜGUYRUĞU
Bir çeşit üzüm.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞLAMAKLI
Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
ALAÇIK
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
BATAKLIK
Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.
ALDANGIÇ
Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ANJİYOGRAFİ
Damar görüntüleme.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
ARILAR
Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.
ALTIKARDEŞ
Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.
BAŞAKLAMAK
Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
ANJİYO
Damar görüntüleme.