Kelimeler arşivinde; içinde "tül" olan, toplam 225 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tül bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tül ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tül olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
GÖRÜNTÜLEYEBİLME, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
BÜYÜTÜLEBİLMEK, ÇÜRÜTÜLEBİLMEK, KÖTÜLEYEBİLMEK, YÜRÜTÜLEBİLMEK
GÖRÜNTÜLEYİCİ, KÖTÜLEŞTİRMEK, OLAĞANÜSTÜLÜK, BÜYÜTÜLEBİLME, ÇÜRÜTÜLEBİLME, FİSTÜLİZASYON, GÖRÜNTÜLENMEK, GÖRÜNTÜLETMEK, KÖTÜLEYEBİLME, ÜTÜLEYEBİLMEK, YÜRÜTÜLEBİLME
DÖVDÜRTÜLMEK, GÖRÜNTÜLEMEK, KAPİTÜLASYON, KÖTÜLEŞTİRİŞ, KÖTÜLEŞTİRME, KÖTÜLÜKÇÜLÜK, PÜSKÜRTÜLMEK, TÜLBENTÇİLİK, FİSTÜLEKTOMİ, FİSTÜLOGRAFİ, GÖRÜNTÜLENME, GÖRÜNTÜLETME, TÜLKÜGUYRUĞU, TÜLÜDOMBALAK, TÜLÜDÖMBELEK, TÜLÜTOMBALAK, ÜTÜLEYEBİLME
DÖVDÜRTÜLME, GÖRÜNTÜLEME, PÜSKÜRTÜLME, SÜPRÜNTÜLÜK, FİSTÜLOTOMİ, HÖNTÜLDEMEK, KÜÇÜKÖRTÜLÜ, KÜÇÜKTÜLMEN, TAKATÜLÜMBE, TÜLÜTOPALAK
BÜYÜTÜLMEK, ÇÜRÜTÜLMEK, GÖRÜNTÜLÜK, GÜMBÜRTÜLÜ, KÖTÜLENMEK, KÖTÜLEŞMEK, YÜRÜTÜLMEK, ZATÜLKÜRSİ, MÜŞTÜLEMEK, ÖKÜRTÜLMEK, PÜSTÜLOZİS, TÜLÜDOMBAK, TÜLÜTOMBAK, TÜLÜTOMBAL, TÜLÜTONBAK, TÜLÜTONTON, TÜLÜTÖMBEK, ÜRKÜTÜLMEK
BAŞÖRTÜLÜ, BEYTÜLMAL, BÖRTÜLMEK, BÜYÜTÜLME, ÇÜRÜTÜLME, DÖKÜNTÜLÜ, DÜRTÜLMEK, DÜŞÜNTÜLÜ, GÜRÜLTÜLÜ, KÖTÜLEMEK, KÖTÜLENİŞ, KÖTÜLENME, KÖTÜLEŞME, KÖTÜLEYİŞ, KÖTÜLÜKÇÜ, ÖĞÜTÜLMEK, SÜRTÜLMEK, TÜLBENTÇİ, TÜLLENMEK, ÜRKÜNTÜLÜ, ÜTÜLENMEK, YÜRÜTÜLME, YÜRÜTÜLÜŞ, ZATÜLCENP, ASTÜLEŞKE, BÖLÜNTÜLÜ, BÜYÜTÜLÜŞ, ÇÜRÜTÜLÜŞ, GABATÜLEK, HÖTTÜLDEK, Devamını Oku »»
DÜRTÜLME, KÖTÜLEME, MÜFTÜLÜK, ÖĞÜTÜLME, ÖĞÜTÜLÜŞ, ÖRTÜLMEK, SÜRTÜLME, TÜLLENME, ÜTÜLEMEK, ÜTÜLENME, ÜZÜNTÜLÜ, BÖRTÜLME, GELTÜLEK, KÖRTÜLEZ, KÜRTÜLLÜ, KÜTÜLMEK, MÜFTÜLER, MÜŞTÜLÜK, ÖRTÜLÜCE, SARITÜLÜ, TÜLENMEK, TÜLERMEK, TÜLETMEK, TÜLGEMEK, TÜLGÜMEK, TÜLKEMEK, TÜLLEMEK, TÜLÜBABA, TÜLÜDEVE, TÜLÜMAYA, Devamını Oku »»
KÖTÜLÜK, ÖRTÜLME, TÜLBENT, ÜTÜLEME, ÜTÜLMEK, BETÜLAY, BOZTÜLÜ, FRÜSTÜL, GÜNTÜLÜ, KÖTÜLIH, KUTÜLDÜ, KÜNTÜLE, KÜRÜTÜL, KÜSTÜLÜ, KÜTÜLDÜ, KÜTÜLTİ, ÖRTÜLÜK, ÖTÜLMEK, TÜLEMEK, TÜLEMEN, TÜLERÜK, TÜLEYKA, TÜLİNAY, TÜLLÜCE, TÜLÜBAŞ, TÜLÜKÖY, TÜLÜLER, TÜLÜMEK, TÜLÜMEN, TÜLÜNGİ, Devamını Oku »»
FİSTÜL, ÖRTÜLÜ, PÜSTÜL, ÜTÜLME, BESTÜL, EMTÜLÜ, GOSTÜL, GÖSTÜL, KÜRTÜL, KÜSTÜL, ÖRTÜLİ, ÖTÜLÜK, PÖRTÜL, SPATÜL, TATÜLE, TÜKTÜL, TÜLBÜR, TÜLCAN, TÜLEGİ, TÜLEME, TÜLENK, TÜLLÜK, TÜLMEN, TÜLPÜR, TÜLÜBE, TÜLÜCE, TÜLÜDÜ, ÜTÜLEK
ÜTÜLÜ, AYTÜL, BETÜL, PÜTÜL, SÜTÜL, TÜLAY, TÜLCE, TÜLEH, TÜLEK, TÜLEL, TÜLEN, TÜLEP, TÜLİK, TÜLİN, TÜLKE, TÜLKİ, TÜLKÜ, TÜLLİ, TÜLLÜ, TÜLÜK, TÜLÜP, TÜLÜŞ
TÜLE, TÜLT, TÜLÜ
TÜL
TÜL
Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma. Bu dokumadan yapılmış. Tiyatro dekorunda kullanılan ince, gözenekli pamuk ya da ipek dokuma. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde.
OLAĞANÜSTÜLÜK
Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik.
GÖRÜNTÜLEYEBİLME
Görüntüleyebilmek işi.
GÖRÜNTÜLENMEK
Görüntüleme işine konu olmak.
GÖRÜNTÜLETMEK
Görüntüleme işini yaptırmak.
ÇÜRÜTÜLEBİLMEK
Çürütülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
FİSTÜLİZASYON
Bir organ boşluğundan diğer bir organ boşluğuna veya organdan vücut yüzeyine uzanan patolojik geçit meydana gelmesi.
BÜYÜTÜLEBİLME
Büyütülebilmek işi.
GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
Görüntüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜNTÜLEYİCİ
Görüntülemeyi sağlayan alet.
VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.
ÇÜRÜTÜLEBİLME
Çürütülebilmek işi.
KÖTÜLEŞTİRMEK
Kötü duruma gelmesine yol açmak.
YÜRÜTÜLEBİLMEK
Yürütülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜYÜTÜLEBİLMEK
Büyütülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖTÜLEYEBİLMEK
Kötüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ALDANGIÇ
Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.
ANJİYOGRAFİ
Damar görüntüleme.
BATAKLIK
Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
ALTIKARDEŞ
Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.
AĞLAMAKLI
Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BAŞAKLAMAK
Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
ANJİYO
Damar görüntüleme.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ALAÇIK
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.
ARILAR
Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.